Karanlık Kıta Afrika'nın keşif hikayesi

Afrika’nın birkaç meraklı insan eşliğinde keşfedilmesi

Afrika'nın keşif hikayesi

Afrika'nın keşif hikayesi oldukça ilginç. Yüzyıllar boyu Afrika, Karanlık Kıta olarak bilindi. Gemiciler okyanusların haritasını çıkarır, kaşifler başka kıtaları karış karış gezerken Afrika'nın iç bölgesi dünya haritalarında bomboş olarak gösteriliyordu -çok tehlikeli bir yer olmasının bunda payı büyüktü. Bir Avrupalıyı bir gün içinde öldüren tropikal hastalıklar çok yaygındı, balta girmemiş ormanların içi aslanlar, timsahlarla doluydu; yabancıların "istila" tehdidiyle karşılaşan Afrika kabileleri saldırganlaşabiliyordu. 1850'den başlayarak bu Karanlık Kıta daha "aydınlık" hale gelmeye başladı. En tehlikeli hastalıkları iyileştirecek ilaçlar bulundu, yeni tüfeklerle hayvanları öldürmek, kabile savaşçılarını korkutmak olanağına kavuşuldu. Bazı kaşifler büyük gölleri -özellikle Nil'in kaynağını- keşfetmek için Orta Afrika'nın tropik ırmaklarını izlerken, bazıları da Güney Afrika'nın ovalarında yol alıyor ya da misyoner olarak tropik ormanların ta içlerini keşfediyorlardı. 

Afrika'nın keşif hikayesi 

David Livingstone

SİZ DR. LIVINGSTONE OLMALISINIZ!

Böyle demişti Amerikan gazetesi Henry Stanley, 1871 Kasımında Tanganika Gölü yakınlarındaki ıssız bir köyde David Livingstone ile karşılaşınca. Bir misyoner olarak Arapların köle ticaretini engellemek isteyen Livingstone, 1866'da Orta Afrika'yı keşif yolculuğuna çıktı. 

Afrika'nın keşif hikayesi
Stanley'in şapkası. 

Dr. Livigstone'a rastladığı zaman Stanley'in başında bu şapka vardı. Afrika'daki ilk gezginlerin pek çoğu güneş çarpmasına karşı böyle şapkalar giyerlerdi. 

Afrika'nın keşif hikayesi
Livingstone'un şapkası

Stanley, Livingstone'u bulduğunda başında bu şapka vardı. Bir keresinde, "Keşfedilmemiş, yaban bir ülkede yolculuk etmenin hayvansı zevki olağanüstü" diyen Livingstone, Tanganika Gölü çevresini keşfe devam etti ve 1873'de oralarda hastalıktan öldü. 

John Hanning Speke

Speke, Orta Afrika'ya çeşitli yolculuklar yapmış bir İngiliz kaşifiydi. Richard Burton ile birlikte 1858'de Tanganika Gölü'ne gitti, daha sonra tek başına yoluna devam edip Victoria Gölü'nü buldu. 1862'de Nil'in Victoria Gölü'nden çıktığını kanıtlamak için geri döndü.

Afrika'nın keşif hikayesi
Speke'in çizimleri oldukça kaliteli.

Speke aynı zamanda iyi bir doğabilimciydi. Gittiği her yerde gördüğü hayvanları ve bitkileri not etti. Çizimlerini soldaki defterinde görebilirsiniz. Bu çizimdeki beyaz gergedanların son erkeğin bir süre önce soyu tükendi. Kalan iki dişiyi dölleme çalışmaları devam ediyor. 

Arap topraklarında dolaşmanın en kolay yolu.

Richard Burton

Sir Richard Burton İngilizce ordusunda subaydı. Arapça dışında 28 dil daha biliyordu. Bir Arap gibi giyinerek Asya'da ve Doğu Afrika'da daha önce hiçbir Avrupalının ayak basmadığı yerlere gitti. Ayrıca tropik Afrika'nın büyük bir bölümü ile Güney Amerika'nın bazı bölümlerini keşfetti. 

Bu haritanın detaylı halini buraya tıklayarak bulabilirsiniz.

Pierre Desceliers

Descelier, 16. yüzyılda bu haritayı çizdiğinde denizciler Afrika'nın bütün çevresini dolaşmışlardı. Harita, kıyıları hayli doğru gösteriyor ama ortası hayal ürünü şeylerle doldurulmuş bir boşluk. O nedenle bu haritaya Canavar Haritası deniyor. Nil'in kaynağı bilinmiyordu, Descelier'inki yalnızca bir tahmindi; gerçek kaynak ancak 300 yıl sonra bulunacaktı. 

Gördüğünüz gibi bu değerli kıtanın keşfinde başı İngilizler ve ardından Amerikalılar çekiyor. Biz Türklere daha yakın bir coğrafya olmasına karşın hiçbir şekilde yakından ilgilenme şansımız olmamış.  İki ülkenin de yegane hedefi Nil'in kaynağını bulmaktı ve bulan kazandı. Diğer yazılarımız için bu kategoriyi kullanabilirsiniz: