Türkiye'nin gramofon ve pikap serüveni

Thomas Edison’a ait fonograf cihazının modern müziğe evriliş hikayesi.

Gramofon ve pikap cihazlarının Türkiye'de ilk defa kullanım hikayesini çok seveceksiniz. Dünyanın eğlence anlayışını yeni baştan belirleyen bu aletlerden ilk olarak "fonograf" ı bilmeliyiz. Gramofonun atası fonograf'ı 1877 yılında Thomas Edison buldu. Fakat 1866 yılında Graham Bell'in kuzeni Chichister Bell ve Charles Summer Tainter daha gelişkin grafofon'u icat edince işler değişti. Edison kendi ürettiği aleti tekrar ele alarak 1888'de daha kaliteli bir fonograf cihazını ortaya koydu. 1888 yılına geldiğimizde Emile Berliner daha fazla kayıt yapabilen gramofon'u üretmişti. 

Türkiye'de gramofon, pikap ve teyp

Gramofon

gramofon ve pikap
His Master's Voice İslam ülkelerine köpek yerine çocukla girdi.

Gramofon'un icat edilmesinden sonra seri üretime geçilerek ucuzlaması sağlandı. Böylece yüz binlerce insana ulaşarak gelişimini de hızlanacaktı. Berliner'in ilk modelleri elle çalışırken, sonraki modellerine yaylı bir motor dahil edildi. Ardından opera sanatçılarıyla anlaşarak plak üretimine başlayan Londralı Gramaphone Company, 1899'da His Master's Voice'ı satın aldı. Fakat çevirisi Sahibinin Sesi olduğu için İslam ülkelerinde hoş karşılanmayacağını düşünen şirket, reklamlarda köpek yerine çocuk resmi kullandılar. 

gramofon ve pikap
Kayıt dünyasının efsane şirketlerinden Columbia.

Gramofon Osmanlı ülkesinde hemen duyuldu ve kabul gördü. Ahmed Rasim, Fransızca çıkan bir broşürü Bedayi-i Keşfiyyat ve İhtiraat-i Beşeriyyeden Fonograf adıyla 1886'da eklemelerle çevirip yayımlamıştı. Hacı Şeyhoğlu Ahmet Kemal fonografın İstanbul'a 1898 yılında geldiğini ve lastik boruların ucundaki kauçuk memeler kulaklara sokularak dinlendiğini yazar. Beş kişi birikince fonografçı aletini çalıştırıyor ve 100 paraya dinletiyordu. Ahmet Kemal, Plevne ve 1898 Yunan Savaşı kahraman ve şehitlerinden Abdülezel Paşa ile Yavuz Sultan Selim'in nutuklarını dinlediğini ve bu nutukları plağa Galatasaray jimnastik öğretmeni Faik Bey'in okuduğunun rivayet edildiğini bildirir. Hatta ilk gramafona "sadanüvis" diye Osmanlıca ad da uydurulmuştu. İlk ticari plak kaydının 1900 yılında yapıldığı sanılmaktadır. 1910'da ilk plak firması Blumenthal Kardeşler faaliyete geçti. 1926'da Fransız Pathe ve Alman Homophon şirketleri faaliyet gösteriyordu. Bu şirketler 1929'da Columbia ile birleşti. 

gramofon ve pikap

Rauf Yekta Bey ortada.

Rauf Yekta Bey 1906 yılında İkdam gazetesinde yayımladığı "Gramofon ve Muziki'i Osmani" makalesinde plak yapılan şarkıların, şirketlerin Osmanlı müziği konusunda bilgisiz olmalarından da kaynaklanan nedenlerle, klasik müziğin genel örnekleri olmadığı ve bu durumun yozlaşma tehlikesi içeriği uyarısında bulunsa da, bugün bu taş plaklar, klasik yorum geleneğinin tek tanıklarıdır. Gramofon devrinin Türk müziği açısından önemli olaylarından biri çağdaş müziğin önde gelen bestecisi Bela Bartok'un 1936'da Anadolu'da halk müziğinden derleme ve kayıtlar yapmasıdır. Müzik plakları yanında 1912-1932 yılları arasında Hazım Körmükçü, Meddah Sururi Orta Oyunu geleneğini plaklara taşıdılar. Plakta "mizah" geleceği Orhan Boran'ın Yuki'si ile çocuklara, Altan Erbulak'la siyasi mizaha, Öztürk Serengil'le parodilere yönelirken, Halit Kıvanç'lı spor plakları da 1970'lerin başına, televizyonun görselliği yaygınlaşana kadar revaç buluyordu.

Pikap

Gramofonun geliştirilmesiyle ortaya çıkan pikap, plak konulan tablanın elektrik motoru döndürülmesinden ibaretken, kayıt sisteminde yaşanan gelişmelerle birlikte okuyucular da gelişmiş, elektrik okunan manyetik kayıtlar, stereofonik pikap okuyucuları yapılmıştır. Ebonitten yapılan 70 devirli, dinlenme süresi iki dakika olan taş plaklar 1897'de sonra gomalaktan yapılmaya başlanmış, bu malzeme 1948'e kadar kullanımda kalmıştır. 45'likler pikabın iyice popülerleştiği zamana işaret ederken, LP'ler kaset devrinde, daha kaliteli müzik dinleme arzusunu ifade eder. Gramofon ve pikap 'ın ülkemizdeki tarihi bu kadardı. Daha fazla sanat içeriği için: https://2ladd.com/k/sanat-spor/

Ortalama puan: / 5. Oy sayısı: