Soyut sanat akımları: Kübizm, fütürizm, fovizm ve ekspresyonizm

20. yüzyılda başlayan soyut sanat akımlarının açıklamaları

Soyut sanat akımları hakkında konuşacağız. Daha önce Empresyonizm ve Post-Empresyonizm hakkında yazı hazırlamıştık. 20. yüzyılın sanatçıları önceki kuşaklarca belirlenmiş bütün sanat geleneklerinden koptu. Modern dünyayı bütün karmaşıklığıyla anlamak için, önceki bütün sanat kurallarını bir yana bırakıp soyuta yöneldi. Öznel dışa vurum ve yaratıcı yenilik sanatsal ustalığın önüne geçti. "Sanat dışı" malzemelerin kullanılmasıyla, geleneksel resim ve heykel repertuvarı daha yeni kategorileri de kapsayacak biçimde genişledi. "Sanat nedir?" sorusu artık köklü biçimde farklı bir cevap buldu.

Soyut sanat akımları

Form ve renk deneyleri 20. yüzyıl başlarında sanatta daha da soyut buluşları getirdi. Görünen gerçeklik analitik yaklaşımla irdelenerek ya da yorumlanarak son derece duygu yüklü tablolara dönüştürüldü. Post-empresyonistler geleneksel resim kurallarından kopmuştu. Onları izleyen sanatçılar kuşağı yeni sanat üslupları, yeni resim tarzları ve yeni bakış açıları yarattı.

Kübizm

Soyut sanat akımları / Kübizm / Georges Braque
Georges Braque

Pablo Picasso ve Georges Braque 1907'de tamamen yeni bir üslup geliştirdi: Kübizm. Bu akım Paul Cézanne'dan esinlenerek, dünyayı ayrı yüzeylere böldü. Ama tek boyutlu bakış açısına sıkıca sarılan Paul Cézanne'in tersine, kübistler işlenen konuyu farklı bakış açılarından gösterdi ve bunları birleştirip tek bir kaynaşık forma dönüştürdü.

Böylece Rönesans'tan beri Batı sanatında geçerli olan merkezi perspektife dayalı resimler mekan yıkıldı. Bunun yerine şeylerin görünümü değil, mahiyeti konusundaki bilgileri esas alan özgür bir sanatsal kurgulama ortaya çıktı. Kübistler birkaç bakış açısını bir araya getirerek, gerçek hayatta izleyicinin ancak bir nesnenin çevresinde dönerek edinilebileceği tek bir algılama düzeyine çıkardı.

Pablo Picasso ve soyut sanat

Soyut sanat akımları konusunda Picasso'nun yeri ayrı. Picasso 1881'de Malaga'da (İspanya) doğdu, 1973'te Mougins'te (Fransa) öldü. 20. yüzyılın en yaratıcı en yenilikçi sanatçılarından biriydi; ressam, çizer, grafik baskıcı ve heykeltıraş olarak verdiği eserlerin yanı sıra seramik parçaları da yarattı. Kübizmin kurucularından biri ve kolajın mucidi olarak kabul edilir.

Modern sanatla birlikte anılan isimleri başında Pablo Picasso gelir. Mavi ve pembe dönemlerinde figürlü resimler yaptı. "Avignonlu Kızlar" (1917) tablosuyla yeni bir sanat dünyasına girdi. Çıplak kızları parçalı biçimde betimlemesi izleyicileri şoka uğrattı; çünkü insanlar resim figürlerini böyle görmeye alışık değildi. Bu resim modern sanatın soyut anlayışa zemin hazırlayan kilit eseri sayılır. Picasso 1920'lerin başlarındaki kübist bir evrenin ardından, klasik esinli bir gerçekliğe döndü ve ayrıca kısa bir süre sürrealistlere katıldı.

Soyut sanat akımları: Kübizm / Picasso / Guernica
Guernica

"Guernica'' – Bir Dehşet Resmi: Barışçı Picasso 1937'de yaptığı bu tabloyla, İspanya İç Savaşı sırasında İspanyol kenti Guernica'nın yıkımı üzerine duyduğu nefret dolu tepkiyi ifadé etti. Kompozisyon faşìzme ve genel anlamda savaşa karşı açık bir kınamadır. Sonra üslubunun unsurları burada açıkça görülür: Resim çizilmiş gibidir ve sahne birçok düz yüzeye ayrılmıştır. Picasso çok ileri yaşlara kadar resim yapmaya devam etti.

Fovizm

Henri Matisse "Dans" tablosunda "hareket" temasını, teknik görünüme eğilimli fütürizmin ulaşabileceğinden daha şiirsel bir yaklaşımla işledi. Fauve ("yabanıl hayvan") teriminden türetmeyle fovizm adı verilen Fransız sanat akımının kurucusu ve başta gelen temsilcisi olarak, koyu ve ayrışık renklere sahip açık ve ritmik formlarla cüretli pitoresk dünyalar yarattı.

Paul Cézanne ve soyut sanat

Paul Cézanne 1839'da Aix-en Provence'ta (Fransa) doğdu, 1906'da orada öldü. Yanılsamalı derinliğin düz formların yerine geçtiği tablolar yaptı. Nesnelerin kendisinden çok dayandıkları geometrik yapıya ilgi duydu. "Modern sanatın babası" olarak bilinir.

Cézanne'in tablolarını güçlü yapılar, sakin çizgiler ve incelikle harmanlanmış yumuşak renkler belirler. Cézanne'a göre, sanat doğayı aynen yansıtmak yerine, "doğaya uyumlu bir paralel", yani doğa yasaları gibi kendi yasaları olan bağımsız bir dünya oluşturmalıydı.

Montagne Sainte-Victoire with Large Pine / Paul Cézanne /
" Montagne Sainte-Victoire with Large Pine" / Paul Cézanne

Bu iç yapıya yaklaşmak için, analitik bir yola başvurdu: Görünen gerçekliği iki ya da üç boyutlu temel geometrik şekillere indirgedi. Böyle yapı taşlarından hareketle, görünen gerçekliğe gevşekçe bağlı bir kompozisyon yarattı. Ancak bunu kurarken bizzat resmin öngördüğü gereklere uymayı yeterli saydı. Kusursuz kurgulu bir resim yaratmaya çalıştı. Tablolarıyla izleyiciye doğanın bir kopyasını değil, doğaya ilişkin bir "fikir" iletmek peşinde koştu. Bu çabalarıyla modern soyut sanatın temellerini attı.

Fütürizm

İtalyan fütüristler mekanda zaman boyutun yanı sıra hız ve hareketin de temel rol oynadığı kanısındaydı. Umberto Boccioni ve Gino Severini tablolarında farklı perspektifleri ve hareket evrelerini üst üste yığdı. Boccioni bu eş zamanlılık ilkesini heykele de uyguladı. Onun yürüyen insan figürüne tam anlamıyla sinmiş hareket, perdahlı yüzeyde bile görülür.

Ekspresyonizm

Ekspresyonistler öznel deneyimleri ve kişisel duyguları güçlü renkler ve abartılı formlar aracılığıyla ilettiler. Asıl amaçları izleyiciyle duygusal iletişime girmekti. Fransız fovizm akımıyla eş zamanlı olarak, Almanya'da "Die Brücke" ve kısa bir süre sonra da "Der Blaue Reiter" adlı sanatçı toplulukları ortaya çıktı.

"Die Brücke" ve Der Blaue Reiter"

"Die Brücke" ("Köprü" anlamına gelir) adıyla anılan sanatçı grubu tahta baskı kalıba benzer keskin konturlar, yoğun renkler ve yalın formlar kullandı. Ernst-Ludwing Kirchner'in etrafında toplanan genç ressamlar, kozaya çekilmiş olarak gördükleri toplumun normlarından kurtulmak için "ilkel" resim formlarını kullanmaya yöneldiler. Manifestoları "saf ve doğrudan" olanı yakalamak, "esrik yaşama keyfi"ni ortaya koymaktı.

Ernst Ludwig Kirchner Street, Dresden 1908
Ernst Ludwig Kirchner Street, Dresden 1908

Bunu ilk başta açık alanlarda ve daha sonra milyonlarca sakiniyle Berlin'de buldular. Kirchner "Sokak Sahnesi" tablosunda dinamik metropoliten kent havasını gergin ve köşeli bir boyama üslubuyla yansıtır. Perspektif bozukluğu nedeniyle, insanların ayaklarının dibinden sanki yer kayıyormuş gibi görünür.

"Der Blaue Reiter'', ("Mavi Binici" anlamına gelir) adıyla anılan grup da sanatı "görünmezi görür" kılmanın bir aracı olarak algıladı. Wassily Kandinsky, Paul Klee, Franz Marc ve Alexel Jawlensky tez canlı "Die Brücke" ressamlarına göre daha şiirsel ve duyarlı bir yol izledi. Resmin tıpkı bir müzik parçası gibi uyandırabileceği "manevi" şeyleri, yani ince duyguları öne çıkararak, öznellik ve benlikle belirlenen eserler verdi.

Bu "iç ses"e yaklaşmak ressamları somut nesneleri resmetmekten gittikçe daha fazla kurtardı. Kandinsky 1910'da sanat tarihinde nesnel gerçeklikten tamamen soyutlanmış ilk resmi yaptı. Bu resim izleyicide sırf renkler ve formlar aracışığıyla duygusal bir tepki uyandırır. Sanatçının "Kompozisyon VII'' tablosu da aynı izlenimi doğurur.

Dadaizm

Hugo Ball, Max Ernst, Jean Arp, Kurt Schwitters, John Heartield, Marcel Duchamp ve Hannah Höch gibi Dadaistler, ekpresyonizmi duyguların çevresinde dönmekle ve gerçeklikten uzak bir ''ruh margarini" sunmakla eleştirdi. Birinci Dünya Savaşı'nın korkunç olaylarından sonra, bu çevre kışkırtıcı ve sarsıcı bir sanat yaratmaya yöneldi. Dadaistleri birleştiren ortak bir resim üslubundan çok, toplum ve sanata yönelik ortak eleştiriydi.

The Barbarians,1937 | Max Ernst / Dadaizm
The Barbarians, Max Ernst, 1937

Gevşek kümelenmiş bir grup olarak, Zürih, Berlin, Köln ve Paris gibi merkezlerden görüşlerini dünyaya yaymaya çalıştılar. Kolajlar, montajlar ve gündelik eşya derlemelerinden oluşan sanat karşıtı ürünleri, sanatta o ana kadar benimsenen bütün güzellik kavramlarına aykırıydı. Dadaizm ve geleneksel sanata dönük eleştirileri 1945'ten sonra nouveau realisme, pop sanat ve kavramsal sanat tarafından benimsendi.

"Dejenere" sanat

Ekspresyonizm 1920'lerin sonlarına kadar Almanya'da başat sanat biçimlerinden biriydi. Ama 1933'te Nazilerin iktidara gelmesiyle birden son buldu. Max Beckmann, Oskar Kokoschka, Marc Chagali gibi önde gelen temsilcilerine, "Die Brücke" ve "Der Blaue Reiter" akımlarına bağlı ressamlara, ayrıca bütün Yahudi sanatçılara "Alman dışı" ve "dejenere" damgası vuruldu.

Nazi yönetimi onların eserlerini müzelerden çıkararak yok etti ya da başka ülkelere sattı. Çalışmaları yasaklanan ve baskı tehditleriyle karşılaşan sanatçılar ülkeyi terk etmek zorunda bırakıldı. Daha sınırlı gözdağı verilenler ise sanat yaşamından çekilerek bir "iç göç" e razı oldu.

Soyut sanat akımları: Kübizm, fütürizm, fovizm ve ekspresyonizm yazımız burada son buldu. Daha fazla sanat içeriği için bu bağlantıyı takip edebilirsiniz: https://2ladd.com/k/sanat/