Amerikan Bağımsızlık Savaşı; çay vergisi ile başlayan savaş

Sekiz yıllık savaşa yol açan çay vergisi ve bağımsızlık

Amerikan Bağımsızlık Savaşı İngiliz hükümetinin, kendilerini hür doğan İngilizler olarak gören insanların özgürlük taleplerini bastırmak üzere üstlerine asker gönderilmesiyle başladı. Zaten İngiltere'nin çekilen pek çok sıkıntıyı, özellikle de sömürgelerin rızası olmadan ve İngiliz Parlamentosu'nda kendilerine temsil hakkı verilmeden uygulanan vergilerin yarattığı sorunları ele almayı sürekli reddetmesine içerleyen sömürge halkı, boyun eğmeyi reddetti.

Amerikan bağımsızlık savaşının nedenleri

Amerikan Bağımsızlık Savaşı / Boston Tea Party
İngiltere'nin koyduğu ithalat vergilerine tepki gösteren Massachusetts'li devrimciler

İngiltere ayrıca, özünde sömürgelerin ham madde ihraç edip üretilmiş mal ithal etmelerini öngören eski deniz ulaşımı yasalarını uygulamaya devam ederek Amerika'daki sömürgelerde yaşayanların büyük bölümünü kızdırdı. Özellikle çay ve melas ithalatı konusundakiler olmak üzere bir dizi vergi ve harç sonunda Amerika vatanseverlerini, İngiliz Doğu Hindistan Kumpanyası'nın getirdiği çayları Bostan limanında denize dökmeye sevk etti. Aralık 1773'teki bu gösteri Boston çay partisi olarak ün kazandı.

İngiltere bir dizi cezai önlemle yanıt verdi. Özgürlük savaşçıları bunlara "Dayanılmaz yasalar" adını taktılar. İngiliz Parlamentosu'nun 1774'te kabul ettiği bu yasalar Boston limanını ticarete kapatıyor, Massachusetts'in başkentine asker yerleştirilmesini öngörüyor ve seçilmiş sömürge meclisinin yerine doğrudan İngiliz valinin atadığı meclisi getiriyordu.

Bu önlemlere gösterilen direniş III. George'un 1775 baharında Massachusetts'in isyan halinde olduğunu ilan etmesine yol açtı. Kral, valisi General Thomas Gage'e isyanını bastırmasını emretti. 18 Nisan'da kolonicilerin Concord'daki silahlarına el koymak üzere asker gönderildi. Birlik yol üstündeki Lexington'da Amerikalı milislerle karşılaştı. Karşılıklı ateş açıldı (ilk olarak hangi tarafın ateş açtığı bilinmiyor) ve Amerikan Bağımsızlık Savaşı başladı.

Amerika bağımsızlığını nasıl kazandı?

Amerikan Bağımsızlık Savaşı / Lexington 1775 Revolutionary War

Sömürgelerin isyanına İngilizlerin ilk büyük tepkisi Temmuz 1776'da, isyanı bastırmak için üst olarak kullanılması düşünülen New York'un 30000 Kırmızı Ceketli tarafından işgaliyle geldi. Ancak İngiliz birliklerinin ilerlemesi yavaş oldu. Yılın sonuna gelindiğince ancak Rhode Island'ı alabilmişlerdi.

Sonucu belirleyen gelişme, Amerikalıların Ekim 1777'de Saratoga'da kazandıkları zafer oldu. General "Centilmen Johhny" Burgoyne'un 5000 İngiliz askeriyle birlikte teslim olması, İngilizlerin sömürgeleri ikiye ayırma yönündeki tehdidine son verdi. Bu zafer aynı zamanda, Amerikalıların kazanma şansının yüksek olduğunu fark eden Fransızların onlara destek vermesini sağlayacaktı.

İngiliz askerleri New Jersey, Pensilvanya ve Deleware'e girip Philadelphia'yı ele geçirdilerse de, Amerikalıların direnişi İngilizlerin beklediğinden çok daha güçlü çıktı. 1778'de Fransa'nın asilerin yanında savaşa girmesi ve arkadan 1779'da İspanya'nın da gelmesiyle denge kesin bir şekilde sömürge askerleri lehine döndü.

Fransızların yardımı

Fransız komutan Rochambeau Kontu
Fransa, devrimi destekledi ve Yorktown Çarpışması'nda Amerikalılara destek verdi.

İngiliz hükümeti imparatorluğun egemenliğini sürdürmek üzere son bir çabayla bir takım tavizler verdi. Birkaç yıl önce olsa, 1773 tarihli Çay Yasası'nın ve 1774 tarihli ''Dayanılmaz Yasaların" feshi ve parlamento'nun sömürgelere vergi koyma hakkından feragat etmesi bir uzlaşma sağlayabilirdi. Ancak 1778'e gelindiğinde artık çok geçti. Amerikalıların Kıta Ordusu Philadelphia ile Rhode Island'ı geri aldı ve Fransa'yla ittifaktan aldıkları güçle denizde de üstünlüğü ele geçirdiler. Artık bağımsızlık elde edilmeden teslim olmak düşünülemezdi.

Savaş sonunda İngilizlerin 17 Ekim 1781'de Virginia Yorktown'da yenilmeleri ve General George Cornwallis'in George Washington ile Fransız komutan Roshambeau Kontu'na teslim olmasıyla son verdi. İngilizler silahlarını teslim etmek üzere Amerikan hatlarının arasından geçmeye çalışırken bir askeri bando günün popüler bestesini çalıyordu: "Dünya Tersine Döndü."

Kıta Ordusu'nda hizmet gören Fransız General, George Washington'un arkadaşı Lafayette Markisi Paris'e şöyle yazdı: "Oyun bitti. Beşinci perde az önce sona erdi." 1785 yılında Paris Antlaşması'nın imzalanmasıyla İngiltere'nin Amerika'daki sömürgelerine resmen bağımsızlık tanındı.

Sömürgeler ne tür bir anayasa kabul ettiler?

Amerikan Bağımsızlık Savaşı / George Washington's crossing of the Delaware River
1776 Noel gecesi Washington, askerleriyle Delaware Irmağı'nın buzlarını geçiyor.

Mayıs 1787'de bağımsızlığını yeni kazanan sömürgelerin her birinden gelen temsilciler Philadelphia'da toplanıp dünyanın ilk yazılı demokratik anayasasını hazırladılar. Sömürgelerin her biri iki yüzyıla yakın bir süredir kendi yolunda gelişmişti ve anayasa konusunda başlıca sorun, büyük ölçüde bağımsız eyaletleri oluşturacağı gevşek bir koalisyon isteyenler ile gerçek bir devletler birliği kurmak üzere güçlü, merkezi bir hükümet isteyenler arasındaydı. İkinci önemli konu da İngiliz tahtı ve parlamentosu tarafından uygulanan türde bir "zulmü" engelleyecek bir hükümet sisteminin kurulmasıydı.

Birinci konuda uzlaşma, denge yeni federal hükümet lehinde olacak şekilde sağlanmış olsa da, eyaletlerin hakları konusunda bağımsızlıktan sonraki yarım yüzyıl boyunca, 1861-1865 İç Savaşı'na dek yeni birliğe huzur vermeyecek bir mücadele başladı. 1788 yılında kabul edilip eyaletler tarafından onaylanan anayasa ise, yürütme (Başkanlık) ile yasama (Senato ile Temsilciler Meclisi'nden oluşan Kongre) ve yargı (bir Yüce Mahkeme başkanlığında) arasında bir kuvvetler ayrılığı öngörüyordu.

ABD tarihi boyunca pek çok Amerikan başkanını, başka bir partinin çoğunlukta olduğu bir Kongre'yle çalışmak zorunda bırakan bu güçler ayrılığı uygulaması, hükümetin bir unsurunun bir diğerine hükmetmesini önlemeyi amaçlıyordu. Büyük eyaletlerin küçükleri ezmelerini önlemek amacıyla da önlem alınmış, Temsilciler Meclisi seçimlerinin eyaletlerin nüfusuna göre, Senato seçimlerinin ise nüfusa bakmadan her eyalet başına iki senatör esasına göre yapılması öngörülmüştü.

Yani demokrasi bütün dünyaya insanın doğal hakları ve eşitlik mesajını yaysa ve bu konuda dünya çapında bir heyecan yaratmış olsa da, bir büyük grup bunun dışında tutulmuştu. Köleler taşınabilir mal olarak kaldılar ve nüfus verileri dışında hiçbir şekilde adları geçmedi.

Bir İngiliz sürgününden "Sağduyu"

Thomas Paine Comman Sens
Thomas Paine Comman Sense eseriyle bir uyanışa neden oldu.

Amerikalıları İngiltere'den kopmaya teşvik edenler arasında ne önemli rollerden biri Thomas Paine tarafından üstlenilmişti. Paine İngiltere'de, Thetford'da doğdu, ancak üst üste giriştiği birkaç işte başarısızlığa uğradıktan sonra 1774 yılında Philadelphia'ya göç etti.

Kendisine haksızlık ettiğine inandığı İngilizlere karşı hınçla dolu olan Paine 1776'da Common Sense (Sağduyu) başlığıyla "anonim" bir broşür yazıp yayımladı. "Haklı ve makul olan her şey İngiltere'den ayrılmanın gerekliliğine işaret ediyor" diyordu. Broşür üç ayda 120000 adet sattı.

Paine Kıta Ordusu'nda hizmet veriyor ve İngiltere Kralı III. George'a saldıran makaleler yazıyordu. 1777 Kıta Kongresi'nde dış işleri komitesine sekreter seçilerek ödüllendirildi. On yıl sonra İngiltere'ye döndüğünde yayımladığı The Rights of Man (İnsan Hakları) adlı kitabında Fransız Devrimi'ni övüp İngiliz halkını da krala karşı ayaklanmaya teşvik etti.