Babür'ün Hindistan'ı ele geçirme öyküsü

Hindistan ”Kaplan”a teslim oluyor

Babür'ün Hindistan'ı ele geçirme öyküsü üstüne bir yazı okuyacaksınız. Panipat Delhi'nin kuzeyindeki geniş yaylalar üzerinde bulunan küçük ve önemsiz bir şehirdi. Ama Fergana prensi olan Babür (Kaplan) lakaplı Zahireddin Muhammed için hiçlikten sona giden yolun başlangıcı olmuştu. 26 Nisan 1526'da gün ışırken, 25000 kişiden oluşan ordusuyla Panipat'a konuşlanmış olan Babür, 1000 savaş filinin başını çektiği, kendisinin dört katı büyük Hint ordusunun saldırısını bekliyordu. Babür'ün gücünün yarısı, Kuzey Hindistan'da altı ay süren yürüyüşte yitmişti.

Babür'ün Hindistan'ı ele geçirme öyküsü

Babür'ün Hindistan'ı ele geçirme
Babür Panipat Çarpışması'nda Osmanlılardan sağlanmış olan topçu birliklerinden yararlandı

Bir yüzyıl boyunca Delhi'deki merkezlerinden, Kuzey ve Orta Hindistan'ın büyük kısmına hükmeden Müslüman Ludi hanedanın gücü azalmaktaydı. Babür Hindistan'a o güne kadar dört sefer düzenlemişti. Bu sefer, cesur ve gözü kara adamların eşliğinde fetih niyetiyle geliyordu. Moğol kökenli Barlas Soyundan gelen Babür, dil ve töre bakımından Türkleşmişti. 11 yaşından beri savaşçı olduğundan hiçbir askere tam güvenilmeyeceğini bilecek kadar deneyimliydi. Daha ziyade kendi kurnazlığına; halatlarla birbirine bağlanmış 700 at arabasından oluşan ve gizli silahı toplarını koruyan barikata güveniyordu. Babür stratejik olarak, Sultan İbrahim Ludi'nin karargahına bütün gücünü yöneltmiş saldıran taraftı. Oysa taktik olarak, karşısına çıkacak olan sayıca çok üstün ordu tarafından yok edilmemek için savunmada savaşmak zorundaydı.

Ayağımı azmin üzengisine, ellerimi Tanrı'ya duyduğum güvenin dizginlerine koydum. / İMPARATOR BABÜR

Delhi'nin kuzeyinde dümdüz uzanan kırsal alan doğal tahkimata elverişsiz olduğundan, Babür yaratıcı olmak zorundaydı. Yük kervanını Türk topçularının önüne dizdi ve silahlı adamları gizlemek için hepsinin önüne tabya yaptırdı. Süvarilerini savunma hattının iki tarafına yerleştirdi ve düşmanı saldırıya kışkırtmak üzere devriyeler gönderdi. Ordusunun sayıca üstünlüğüne güvenen Sultan İbrahim tuzağa düşmüştü. Topçu birliğinin ne demek olduğunu ve neler yapabileceğini bilmiyordu.

Babür'ün silah gücü Ludi'nin saldırıya geçen öncülerini kırıp geçirdi. Bu arada, at üzerinde okçuluk yapan süvarileri de, destek güçlerini kargaşaya düşürüyordu. Öğlen oluncaya kadar, Sultan İbrahim'in kendisi dahil en az 20000 kişi ölmüştü. Babür, ünlü Moğal Komutanlar Cengiz Han ve Timur'un takdire şayan bir torunu olduğunu ispatlamıştı. İranlılar ona ve Türkçe konuşan takipçilerine Moğollar adını verdiler. Onlara göre bu aşağılayıcı bir sözcüktü. Ancak Babür bunu iltifat kabul etti. Ne o ne de onun "Mughal" (Moğol) torunları atalarını hiçbir zaman unutmadılar.

Nefret edilen bir Hindistan

Babür'ün Hindistan'ı ele geçirme
Babür Hindistan'ı hiç sevememişti

Zafer kesinleşince Babür başarısını Yamuna Irmağı'nda bir mavnada mütevazi bir eğlenceyle kutlamak için Delhi'ye giderken oğlu Hümayun'u Ağra'daki Ludi hazinelerini ele geçirmeye gönderdi. Yeni başkentini teftiş etme zamanıydı Babür çocukluğundan beri seyahat etmeye çok meraklıydı. Bu hayalini ilk gerçekleştirdiği ilk yer, ünlü atalarından Timurlenk'in başkenti efsanevi Semerkand'dı. Semerkand, Çin'den Ortadoğu'ya uzanan İpek Yolu'nun ana duraklarından biriydi ve Babür daha 14 yaşında bir gençken burayı ele geçirmişti. Ancak şehri üç ay sonra kaybettiğinden bu başarının keyfini çıkarmaya zamanı olmamıştı. 20 yıl boyunca Semerkand'ı almaya uğraştı. Sonunda Semerkand'ın Özbeklerin olduğuna ve onlara ait kalacağına ikna oldu.

Bu durumda başka bir yayılma siyasetine yönelen Babür Kabil'i ele geçirdi ve oradan ikinci isteği olan "Hindistan'a" yöneldi. Panipat'tan sonra Babür'ün adamlarının çoğu Afganistan'ın serin dağ havasına ve coşkulu ırmaklarına geri dönmek istedi. Şahsen Babür'de sıcak ve terleten iklimi, ıssız çölleri, durgun kahve rengi nehirleri olan bu yabancı topraklardan nefret ediyordu. Anılarında şöyle yazmıştı; "Hindistan'ın" tavsiyeye değer, memnuniyet verici pek az şeyi var. İnsanları güzel değil. Nazik konuşmanın cazibesinden, sıcak duygularından haberleri yok. İyi atları, iyi köpekleri, iyi üzümleri, kavunları ya da meyveleri, buzları, leziz ekmekleri… hamamları, okulları,mumları, hatta şamdanları bile yok!"

Allah'tan ölümünü istemek

Babür'ün Hindistan'ı ele geçirme
Babür kendisi gibi hasta olan oğlu Hümayin yerine kendisinin ölmesini istiyordu

Ama Babür ülkenin büyüklüğünün farkındaydı. Nitekim Babürlü sultanları 200 yıl boyunca Hindistan'ı bir uçtan bir uca fethedemeyecekti. Ayrıca, altın ve gümüş zenginiydi. Bu, fethe Panipat'tan başlama ve saldırıya oradan devem etme kararının temelini oluşturmuştu. Babür artık geri dönemeyecek kadar çok yol gelmişti ve ziyan edemeyecek çok şey elde etmişti. Ama Babür açgözlü değil, şan peşinde bir adamdı. katlandıkları güçlükleri, gösterdikleri kahramanlıkları, kazandıkları ödülü hatırlatarak adamları taltif ediyordu, ganimetleri cömertçe dağıtıyordu.

Kesin zaferin garantilenmesi için önce iki büyük savaşın daha kazanılması gerekiyordu. Babür kendisini mümkün olduğunca rahatlatmaya çalışıyordu. Hindistan'ın nemine tozuna karşı etkili bir çare olarak sonu gelmez banyolar yapıyordu. Sıcak ve kargaşa dolu topraklarda serinlik ve düzen sağlayabilmek için İran usulü havuzlu, sayvanlı, çiçek tarhlı bahçeler yaptırıyordu. 1530'da Babür'ün oğlu ve varisi Hümayun hastalandı. Babür, oğlunun yerine kendi canını alması için Allah'a yalvardı ve Allah onun duasını kabul etti.

Babür'ün Hindistan'ı ele geçirme öyküsü yazımızın ilk bölümü bitti. Daha fazla tarih içeriği için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz: https://2ladd.com/k/tarih-kultur/

Ortalama puan: / 5. Oy sayısı:

St. Petersburg'un kuruluşu ve I. Petro'nun Avrupa hayali

Babürlerin çöküşü: Hümayun, Ekber, Cihangir ve diğerleri