Kolajen nedir? Kolajenin en önemli yararları

Canlılığın en önemli protein yapısı olan kolajen hakkında her şeyi anlattık

Kolajen nedir? Onu en sevdiğiniz vücut losyonunun bir bileşeni olarak tanıyabilir veya karakterize şekilde vitaminlerdeki bir takviye olarak da görebilirsiniz. Peki, kolajen nedir? Kolajen tam olarak ne işe yarar? Ve hayatınıza nasıl daha fazlasını dahil edebilirsiniz?

Kolajen vücudumuzda en fazla bulunan proteindir, özellikle de tip 1 kolajen. Kaslarda, kemiklerde, deride, kan damarlarında, sindirim sisteminde ve tendonlarda bulunur. Kolajenin yararları çok çarpıcı çünkü bu protein cildimize güç ve elastikiyet kazandırırken ölü cilt hücrelerini değiştirmeye yardımcı oluyor. Eklemlerimize ve tendonlarımıza gelince, en basit şekliyle, vücudu bir arada tutmaya yardımcı olan "yapıştırıcı" dır. Şimdi "Kolajen nedir?" sorusunu daha detaylı şekilde açıklayalım.

Kolajen nedir?

Vücudumuzun kolajen üretimi doğal olarak yaşlandıkça yavaşlamaya başlar. Bu dejeneratif sürece kırışıklık, sarkmış cilt ve eklem ağrıları gibi zayıflık veya incelmiş kıkırdak gibi yaşlanma belirtileri dahil olur. Diğer yaşam tarzı faktörleri de – şeker açısından yüksek bir diyet, sigara içmek ve yüksek miktarda güneşe maruz kalmak gibi – aynı zamanda kolajen seviyelerinin azalmasına katkıda bulunur. Kolajen ile ilgili hastalıklar sıklıkla genetik kusurların, kolajen bakımından zengin gıdaların yetersiz alımının, besinsel eksikliklerin ve kolajen üretimini (sentezini) etkileyen sindirim sorunlarının bir kombinasyonundan kaynaklandığı bulunmuştur.

Neyse ki, kemik suyu gibi yiyecekleri tüketmek, bu hayati proteinin etkisini ve depolanmasını artırabiliyor.

Kolajen besin değerleri

Kolajen (ve jelatin gibi diğer ilişkili proteinler) sizin için ne kadar sağlıklı? Çok! Peki, kolajen bir protein midir? Evet!

Kolajen, genellikle 19 farklı amino asit içerdiği göz önüne alındığında şaşırtıcı olmayan, "kompleks bir protein" olarak adlandırılır. Bunlar hem zorunlu olmayan (koşullu olarak da adlandırılır) hem de gerekli türlerin bir karışımını içerir. Kolajen, arginin, glutamin, glisin ve prolin gibi zorunlu olmayan amino asitleri elde etmenin özellikle harika bir yoludur.

Kolajen, sıkı bir üçlü sarmalın içinde birbirine sarılmış üç zincirden oluşur. Her zincir, 1400 amino asit uzunluğundadır! Prolin ve glisin, kolajen zincirlerinde bulunan başlıca amino asit tipleridir. Hem prolin, hem de glisin, hayvan etlerinde pek olmayan iki önemli amino asittir; "Batı diyetini" tercih eden topluluklar proteinlerin çoğunu alabiliyor. Fakat bu proteinleri yanlış pişirme ve eksik beslenme nedeniyle alamıyorlar. Çünkü işlenmiş et HASTALIKTIR.

Aşağıda göreceğiniz nedenlerden dolayı "zorunlu olmayan" amino asitler aslında oldukça önemli – bu yüzden isminin sizi aldatmasına izin vermeyin! Normal şartlar altında vücudunuz tarafından üretilirler. Bununla birlikte, hasta olduğunuzda, çok fazla fiziksel ya da duygusal stres altında ya da başka türlü olumsuz durumlarda, vücudunuz bu amino asitlerin yeteri kadarını kendi başına üretemeyebilir. Daha sonra vücudun bu ihtiyacı kapatması için dış kaynaklardan, özellikle de diyetiniz veya takviyeler üstünden yardıma ihtiyacı vardır.

Kolajen nedir? / Kolajen'in yapısı

Kolajen içinde bulunan amino asitlerden en yüksek oranda bulunanların, bazı temel faydaları vardır. Kısaca bahsedelim:

Proline: Proline, kolajenin neredeyse yüzde 15'ini oluşturur. Özellikle prolin ve glisin, vücudunuzun düzgün çalışmasını sağlamada önemli bir rol oynar. Prolin, kan damarlarının bütünlüğünü korumaya, eklem sağlığını iyileştirmeye yardımcı olur ve çeşitli kardiyovasküler faydalara sahiptir.

Glisin: Kolajen içinde bulunan proteinin yaklaşık üçte biri glisindir. Boyut bakımından en küçük amino asit olmasına rağmen, glisin büyük etkilere sahiptir. Hücrelerimizin düzgün çalışmasını sağlamak için glisin sağlıklı DNA iplikçikleri oluşturmaya yardımcı olur. Aynı zamanda, sağlıklı kas büyümesini destekleyen ve egzersiz sırasında enerji üretimini artıran kreatini oluşturan üç amino asitten biridir.

Glutamin: Vücuttaki en önemli ve bol amino asitlerden biri olarak kabul edilen glutamin, hem kaslarımız içerisinde oluşturulur hem de besin kaynaklarından elde edilir. Araştırmalar, glutaminin endişe, gerginlik, uyku bozuklukları / uykusuzluk, konsantrasyon eksikliği, zayıf sindirim sağlığı, zayıf bağışıklık sistemi ve düşük enerjiyi önlemede yararları olduğunu göstermektedir. American Journal of Clinical Nutrition'da yayımlanan bir rapora göre, zihinsel sağlığı iyileştiren ve büyüme hormonu üretimini artırarak, "iç huzur ve sakinlik hissini artıran GABA'nın serbest bırakılmasına yardımcı olduğu" anlatılıyor. Glutamin tarafından yüksek miktarlarda oluşturulan azot, ayrıca yaraların iyileşmesine yardımcı olurken ve kas ve eklem ağrısını önlüyor.

Arginin: Arginin (ayrıca L-arginin olarak da bilinir), arteriyel ve kalp sağlığı için önemli bir bileşik olan vücuttaki nitrik okside dönüşür. (24) Arginin ayrıca dolaşımı iyileştirdiği, bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olduğu ve erkeklerin libidoları üzerinde olumlu bir etkisi olduğu gösterilmiştir.

Peki ya jelatin?

Daha önce belirtildiği gibi, kolajen, büyük ölçüde bağ dokusu ve ciltte bulunan bir proteindir. Ancak, genel olarak bu "tercih edilmeyen" hayvan kısımlarını yemiyoruz. Oysa bu parçalar pişirildiğinde (genellikle et suyu yaparken), kolajen jelatine dönüşüyor.

Kısacası jelatin basitçe, pişirilmiş kolajendir. Ve amino asitleri arttırıcı kolajen emiliminin en etkili yoludur. Bunun nasıl gerçekleştiğine dair güzel bir örnek: Kemik suyunu düşünelim. Kemikler kolajen ile yüklüdür ve pişirme işlemi sırasında et suyunda ayrışarak, kolajenin yavaşça jelatine dönüşmesine neden olur.

Zengin bir jelatin kaynağı olarak, kemik suyu gibi kolajen kaynakları, mukoza zarının iyileşmesini kolaylaştırabilir; bu, besin emiliminde iyileştirme ve geçirgen bağırsak problemi için daha az risk (bağırsaktan çıkmaması gereken, sızan parçacıklar) anlamına gelir. Başka bir deyişle, jelatin, sadece farklı bir biçimde, kolajenle aynı özelliklere sahiptir.

Kolajen'in faydaları

Cilt ve saç sağlığını korur

Cilt için kolajen? Bu konuda Tip-1 kolajene güvenebilirsiniz. Yaşlandıkça, kolajen üretimi azalır – bu yazıyı okurken bile:) Fiziksel olarak fark edeceksiniz: daha sarkık cilt, daha fazla kırışıklık ve daha az esneklik. Kolajen seviyelerinin arttırılması, cildinizin daha sıkı görünmesine, pürüzsüzlüğünü artırmasına ve cilt hücrelerinin normal olarak yenilenmeye ve onarmaya devam etmesine yardımcı olabilir.

Kolajenin yaşlanma karşıtı özelliklerini araştıran double-blind (katılımcılar deneyin içeriğinden habersiz), plasebo kontrollü çalışmalar, sekiz hafta boyunca 35-55 yaş arası kadınlar arasında kullanılan 2.5-5 gram kolajen hidrolizatının, (sekiz hafta boyunca günde bir kez) cilt elastikiyetini, cilt nemini, transepidermal su kaybını önemli ölçüde iyileştirdiğini ortaya koymuştur. Bu, kolajeni en iyi doğal cilt bakım bileşenlerinden biri yapar.

Kolajenin yararları ayrıca selülit azaltma ve çatlak izlerini azaltma konusunda da ele alınabilir. Deri, azalmış kolajenin bir sonucu olarak elastikiyetini yitirdiğinde, başka bir yan etki olarak daha görünür selülitle karşılaşırsınız. Cildiniz artık daha ince olduğu için selülit daha belirgin hale geliyor. Kolajen cilt esnekliğini sağlar ve potansiyel çukurlaşmaları da azaltır.

Eklem ağrıları ve dejenerasyonu azaltır

Hiç hareket ettiğinizde ekstra sertlik hissi veren ve ağrıya neden olan bir an yaşadınız mı? Evet, bu muhtemelen adım adım kendini hissettiren bir kolajen kaybı. Çünkü kolajen kaybettikçe tendonlarımız ve bağlarımız daha az hareket etmeye başlar, sertliğe, şişmiş eklemlere ve daha fazla problemlere yol açar.

Kemiklerimizi kaplayan ve bir arada tutan jel benzeri pürüzsüz yapısıyla kolajen ağrısız koşmamıza ve hareket etmemize izin verir. Gıcırtılı kapı menteşesini yağlamak gibi daha fazla kolajen almayı kesinlikle düşünün: Eklemlerinizin daha kolay hareket etmesine yardımcı olur, genellikle yaşlanma ile ilişkili ağrıyı azaltır ve hatta eklem bozulma riskini azaltır. Son zamanlarda yapılan bir araştırmanın, kolajenin osteoartrit ve diğer eklem ağrıları ve bozukluklarının tedavisinde etkili bir tedavi olduğunun bulunması şaşırtıcı değil.

Boston'daki Harvard Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi'ndeki araştırmacılar, kolajenin yararlarını araştırdılar ve vücudu tip 2 kolajen ile takviye etmenin, romatoid artrit muzdaribi hastaların, ağrılı semptomlarda, eklem şişliklerini azaltarak rahatladıklarını keşfetti. Uluslararası Tıp Bilimleri Dergisi'nde yayınlanan başka bir çalışmada, Tip 2 kolajenle tedavi edilen osteoartrit eklem ağrılı kişilerin, merdiven çıkma, sıçrama veya uyku gibi günlük aktivitelerde ve yaşam kalitesinde genel iyileşme gibi önemli gelişmeler gösterdikleri bulundu.

Geçirgen Bağırsak hastalığına çözüm

Geçirgen bağırsak sendromundan muzdaripseniz, kötü toksinlerin sindirim sisteminizden "kaçtığını" biliyor olmalısınız. Bu noktada kolajen süper yararlı olabilir. Proteinlerin parçalanmasına yardımcı olur ve bağırsaklarınızın içini yatıştırır, hasarlı hücre duvarlarını iyileştirir ve şifa veren amino asitlerle onarımı başlatır.

Daha fazla kolajen tüketmenin sindirime en büyük faydası, bağ dokusunun oluşmasına yardım etmesi ve bu nedenle gastrointestinal sistemin koruyucu kaplamasını "kapatması ve iyileştirmesi" dir. Bugün, birçok hastalığın aslında sağlıksız bir bağırsaktan kaynaklanan iltihaplanma veya tahrişe kadar takip edilebileceğini biliyoruz. Kötü bağırsak sağlığı – bağırsak mikrobiyomundaki değişiklikler ve bağırsak zarındaki geçirgenlik dahil – partiküllerin kan akışına geçmelerini sağlar (bu nedenle geçirgen bağırsak sendromu adı verilir).

Çalışmalar, enflamatuar bağırsak hastalığı olan hastalarda serum kolajen konsantrasyonlarının azaldığını ortaya çıkarmıştır. Kolajendeki amino asitler, kolonu ve GI kanalını düzenleyen dokuyu oluşturduğundan, kolajen ile takviye etmek, geçirgen bağırsak sendromu, IBS, asit reflü, Crohn hastalığı ve ülseratif kolit dahil olmak üzere gastrointestinal semptom ve bozuklukların tedavisinde yardımcı olabilir. Geçirgen bağırsakların iyileşmesine yardımcı olmasının yanı sıra, kolajenin yararları, bağırsakların içindeki suyun emilimine yardımcı olmaya ve vücutta daha serbest bir şekilde hareket ettirmeyi içerir.

Metabolizmayı, kas kütlesini ve enerji üretimini artırıyor

Kolajen ağırlıklı beslenme, vücudunuza yağsız kas kütlesi ekleyerek ve temel besin maddelerinin dönüşümüne yardımcı olarak metabolizmanızı arttırmanıza yardımcı olabilir. Glisinin en önemli rollerinden biri, glikozu kas hücrelerini besleyen enerjiye dönüştürerek kas dokusunun oluşturulmasına yardımcı olmaktır. Unutmayın ki, kas kitlesini korumanız yaşlanma dönemlerinde çok önemlidir, çünkü duruş ve kemik sağlığını desteklemeye yardımcı olur ve yağlardan daha fazla kalori yakar. Kolajen tüketirken, vücudunuzun kolajeni kullanılabilir bir proteine ​​dönüştürmesini sağlamak için C vitamini tüketmeyi de düşünebilirsiniz. Bu sayede enerjinizi ve canlılığınızı geri kazanmaya başlayacaksınız.

Metabolizmanız için glisinin yapabileceği her şey bu değildir. Araştırmalar, glisinin, sağlıklı ve genç bir vücuda sahip olmanın büyük rol oynadığı sindirim ve merkezi sinir sistemlerinin her ikisinde de önemli rollere sahip olduğunu göstermektedir. Glisin, vücudun antioksidan kullanımını artırarak yaşlanmanın etkilerini yavaşlatıyor gibi görünüyor ve aynı zamanda DNA ve RNA'dan sağlıklı hücreler inşa etme işleminde de kullanılıyor.

Ek olarak, argininin, vücudun kas dokusunu onarmak, yaraları iyileştirmek, doku israfını korumak, metabolizmayı hızlandırmak ve doğru büyüme ve gelişime yardımcı olmak için önemli olan diğer amino asitlerden protein üretme kabiliyetini arttırdığı bulunmuştur. Ve glutamin ayrıca birçok kimyasalın sentezlenmesini kolaylaştırarak yeterli enerjinin korunmasına yardımcı olur. Bu amino asit, karbon ve azot da dahil olmak üzere hücrelerimize "yakıt" sağlıyor.

Tırnakları, saçları ve dişleri güçlendirir

Kolajen proteini tırnaklarınızın, saçınızın ve dişlerin yapı taşıdır. Diyet programınıza kolajen eklemek, tırnaklarınızı güçlü tutmanıza ve muhtemelen saç dökülme belirtilerini tersine çevirmenize yardımcı olabilir.

Journal of Investigative Dermatology'de yayımlanan bir araştırma, "hücre dışı matris (ECM) ile saç folikülü rejenerasyonu arasında temel bir ilişki olduğunu ve kolajen yararlarının saç dökülmesi ve ciltle ilgili diğer hastalıklar için potansiyel bir terapötik (tedavi edici) hedef olmayı içerebileceğini öne sürdüğünü" buldu.

Karaciğer sağlığını geliştirir

Vücudunuzdaki zararlı maddelerin temizliğini yapmak, kan akışını iyileştirmek ve kalbinizi genç tutmak istiyorsanız, kolajen son derece faydalıdır. Çünkü glisin, içinden geçmemesi gereken yabancı maddeleri, toksinleri veya alkolü emdiğinde karaciğerinizin yaşadığı hasarı en aza indirmeye yardımcı olur.

Karaciğerinizi temizlemenin en kolay yollarından biri kemik suyudur. Geçirgen bağırsakları hızla onarmak için sık sık üç günlük bir kemik suyu detoksu önerebiliriz. Bu, vücudunuzun kendisini kötü kimyasallardan kurtarmasına ve genel bağışıklık fonksiyonunu iyileştirmek için bağırsağınızı "sıfırlamasına" yardımcı olabilir. Araştırmalar glisinin alkole bağlı karaciğer hasarını ve diğer akut veya kronik karaciğer hasarını azaltmaya yardımcı olmak için kullanılabileceğini bile buldu.

Kardiyovasküler sağlığı korur

Amino asit prolin, arter duvarlarınızın kan dolaşımında yağ birikmesini sağlar, arterlerdeki yağları küçültür ve yağ birikimini en aza indirir. Eklemlerde ve arterlerde doku onarımı için prolin gerekir, ayrıca kan basıncını kontrol etmeye yardımcı olur. Eklemlerin içinde bulunan kolajenin bir parçası olarak, vücudumuzu titreşim veya şokun etkisinden kurtarır ve yaşlandıkça işe yarayan miktarda bir kıkırdak oranında kalmamıza yardımcı olur. Ayrıca, arterlerimizin tehlikeli plak birikiminden uzak durmasına yardımcı olduğundan, arteriyosklerozun önlenmesi (arterlerin sertleşmesi) ile de bağlantılıdır.

Ek olarak, arginin daha iyi vazodilatasyon sağlayan nitrik oksit üretimine yardımcı olur – bu, arterlerin genişlemesi ve daha iyi dolaşım için izin veren kan hücrelerinin ve kan hücrelerinin gevşetilmesi anlamına gelir.

En iyi kolajen çeşitleri ve kaynakları nelerdir?

Az bilinen bir gerçek, insan vücudunda en az 16 farklı kolajen türü olmasıdır. Bunlar, 1, 2, 3, 5 ve 10 kolajen tiplerini içerir. Bununla birlikte, kolajenin büyük çoğunluğu – yüzde 80 ile 90 arasında – 1, 2 ve 3 tiplerinden oluşur. Tip 1 kolajen, özellikle vücudun birçok alanında etkilidir. Bazı gıdalarda bulunan veya bazı takviyeleri oluşturmak için kullanılan farklı kolajen tipleri de vardır.

En iyi kolajen türleri nelerdir? Aşağıda, farklı kolajen türlerine, kolajen kaynaklarına ve bunların birincil yararlarına genel bir bakış yer almaktadır; böylece hangi kolajen türünün size göre olduğunu belirleyebilirsiniz:

Tip 1 / Tip I

Bu, bugüne kadar en çok kullanılan ve insan vücudunda bulunan en güçlü kolajen türüdür. Tendonlar, bağlar, organlar ve cilt (dermis) dahil olmak üzere vücudun bir bölümünü oluşturan eozinofilik liflerden oluşur. Tip 1 kolajen ayrıca kemiklerin oluşmasına yardımcı olur ve GI kanalında bulunabilir. Yara iyileşmesi, cildin esnek ve elastik kalitesini vermesi ve dokuyu bir arada tutup yırtılmaması için çok önemlidir.

Tip 2 / Tip II

Tip 2 kolajen öncelikle bağ dokularında bulunan kıkırdak oluşumuna yardımcı olur. Eklemlerimizin sağlığı, tip 2 kolajenden yapılmış kıkırdaklara dayanmaktadır, bu yüzden yaşa bağlı eklem ağrısını veya çeşitli artrit semptomlarını önlemede faydalıdır.

Tip 3 / Tip III:

Tip 3 kolajen, retiküler liflerden ve organlarımızı ve cildimizi oluşturan hücre dışı matrisin ana bileşenlerinden oluşur. Genellikle tip 1 ile beraber bulunur ve cildin esnekliğini ve sıkılığını sağlamaya yardımcı olur. Aynı zamanda kalpte kan damarları ve dokuyu oluşturur. Bu nedenlerden dolayı, tip 3 kolajendeki eksiklik, bazı hayvan çalışmalarından elde edilen sonuçlara göre yırtık kan damarları ve hatta erken ölüm riski için daha yüksek bir riskle ilişkilendirilmiştir.

Tip 4 / Tip IV:

Tip 4 kolajen, organları, kasları ve yağları çevreleyen dokuyu oluşturan endotel hücrelerinde bulunan bazal laminayı oluşturmada önemli bir işleve sahiptir. Bazal lamina, çeşitli sinir ve kan damarı fonksiyonları için gereklidir. Sindirim organlarımızın ve solunum hattımızın çoğundan sorumlulular. Bazal lamina, cilt / doku üst tabakası ve en derin tabaka arasındaki boşluklarda bulunabilir.

Tip 5 / Tip V:

Hamile bir kadının plasentasının hücrelerini oluşturmak için Tip V kolajen gereklidir, ki bu rahim astarına yapışan ve bebeğe oksijen ve besinler de dahil olmak üzere yaşamda hayati unsurlar sağlayan bir organdır. Tip 5 kolajen ayrıca hücre yüzeylerinin ve saçların oluşmasına yardımcı olur.

Tip 10 / Tip X:

Tip 10 yeni kemik oluşumuna ve eklem kıkırdağının oluşmasına yardımcı olur. Memelilerde kemik dokusunun nasıl oluştuğu endokondral ossifikasyon sürecinde yer alır. Tip 10'un Kemik kırığı iyileşmesinde ve sinovyal eklemlerin onarımında faydalı olduğu bulunmuştur.

Diyetlerimizden elde ettiğimiz kolajen kaynaklarına gelince, başlıcaları sığır, tavuk, balık ve yumurta kabuğu zarları dahil olmak üzere protein açısından çok yüksek olan yiyeceklerdir. Bu kolajenlerin nasıl farklılaştığı ve bize yararı hakkında biraz bilgi verelim:

Sığır (İnek veya Sığır) Kolajeni:

Kolajen nedir? sorusu içinde sığır kolajeni çoğunlukla 1. ve 3. kolajen tiplerini barındırır. Bunlar insan vücudunda yaratılan ve bulunan en bol çeşitlerdir. Zengin bir glisin ve prolin kaynağıdır ve bu nedenle kreatin üretimi, kas yapımı ve vücudun kendi kolajenini yapmasına yardımcı olmak için kullanışlıdır.

Tavuk kolajeni:

Tavuk kolajeninde en bol bulunan kolajen türü, kıkırdak yapımında en iyisi olan tip 2'dir. Bu, eklem sağlığı için faydalıdır, çünkü bu kaynak, her ikisi de yaşlanma karşıtı etkilere sahip olan kondroitin sülfat ve glukozamin sülfat da sağlar. Kolajen içeren çoğu takviye genellikle tavuk kolajenini kullanır ve tip 2'yi sağlar.

Balık kolajeni:

Balıktan elde edilen kolajenin kolay emildiği ve amino asit glisin, prolin ve hidroksiprolin ile beraber çoğunlukla tip 1 kolajenini sağladığı bulunmuştur. Tip 1 tüm vücutta bulunabildiğinden, daha fazla balık kolajenini tüketmek eklemler, cilt, hayati organlar, kan damarları, sindirim ve kemikler için önemli yararlarla ilişkilendirilmiştir. Hidroksiprolin, kolajen üçlü sarmalının önemli bileşenidir ve daha düşük seviyeler eklem bozulması ve yaşlanma belirtileri ile ilişkilendirilmiştir. Hidroksiprolin, kolajen stabilitesi için gereklidir ve kolajen zinciri yapıldıktan sonra normal prolin amino asitleri modifiye edilerek oluşturulur. Bu reaksiyon aynı zamanda C vitamini (oksijen ilavesinde yardımcı olmak için) gerektirir. Bu nedenle C vitamini eksikliği kolajen seviyelerinde anormalliklere neden olabilir.

Yumurta kabuğu zarı kolajeni:

"Kolajen nedir?" sorusu için çok bilinmese de, yumurta kabukları ve beyazlarında bulunan yumurta kolajeni çoğunlukla tip 1 kolajen içerir. Aynı zamanda tip 3, 4 ve 10'a sahiptir. Ancak insan vücudunda olduğu gibi en fazla 1 tipi vardır (tip 4'ten yaklaşık 100 kat daha fazla tip 1 var). Glukozamin sülfat, kondroitin sülfat, hyaluronik asit ve bağ dokusu oluşturma, yara iyileşmesi, kas kütlesi oluşturma ve eklemlerde ağrı / sertliği azaltmada yararları olan çeşitli amino asitleri sağlar.

Kolajen peptitler nelerdir?

Bu arada, son zamanlarda sağlık sektöründe kolajen peptidleri hakkında çok fazla araştırma yapılıyor. Kısaca bahsedelim; kolajen peptidleri, aynı amino asit setini ve kolajen ile ilgili besin maddelerini içerir, ancak bunları daha kısa protein zincirlerine ayırmak için hidroliz adı verilen bir işlem geçirir.

Hidrolize edilmiş kolajen hem sıcak hem de soğuk suda çözülmez, aynı zamanda midenizde parçalanması ve sindirilmesi de çok kolaydır. Ayrıca yüksek bir biyoyararlanıma sahiptir ve kan dolaşımına normal kolajen proteininden daha kolay geçebilir, bu da beslenme konusunda paranızın karşılığını daha fazla alabilmenizi sağlar. Hepsinden iyisi, kolajen proteini ile aynı yarar setine sahiptir, bu da cildi ve saçları iyileştirmeye, eklem ağrısını gidermeye ve bağırsak sağlığınızı iyileştirmeye yardımcı olabilir.

Peki, diyetimizde yeterince kolajen aldığımıza inanmamız mümkün mü? Ve kolajen takviyelerine ihtiyacımız var mı? Başka bir deyişle, kolajen takviyeleri işe yarıyor mu? Her iki sorunun da cevabı evet. Kısa zincir uzunlukları, çok yönlülükleri ve yüksek biyoyararlanımları nedeniyle, diyetinizi kolajen ile takviye etmeye başlamak istiyorsanız, kolajen peptidleri mükemmel bir seçenektir. Gerçek bir ürün aldığınızdan emin olmak için ürün içerik etiketinde "kolajen peptidleri", "kolajen hidrolizatı" veya "hidrolize kolajen" gibi terimleri arayın.

Yediklerinize kolajen nasıl eklenir?

Daha fazla kolajen tüketmenin en iyi yolları şunlardır:

  1. Gerçek kemik suyu yapmak veya içmek.
  2. Yemek tariflerinde kemik suyundan yapılmış protein tozu kullanılması. Kemik çorbasını tek başına tüketebilir veya ürün türüne bağlı olarak her çeşit tatlı ve tuzlu tarifte kullanabilirsiniz.
  3. Kolajen takviyeleri alarak. Bir kolajen takviyesi tipik olarak yeni kolajen oluşturmaya yardımcı olan hidrolize kolajen olarak bulunabilir – bunlar kolajen protein tozu veya kolajen hapları şeklini alabilir. Kolajeni hidrolize ettiğinizde, kolajen peptidleri biyolojik olarak kullanılabilir hale gelir.
  4. Ve son olarak, tükettiğiniz kolajen peptidinin emilimini artırmaya yardımcı olan çok yönlü bir diyet programı.


Atalarımızın daha önceki geleneksel diyetleri büyükbaş hayvan içerdiğinden, doğal bir yaşam tarzı olarak yüksek miktarlarda kolajen depolarlardı. Basitçe söylemek gerekirse, şu anda genel olarak kaçındığımız beslenme tarzının aksine onlar hayvanın tendon ve bağları gibi birçok kısmını yemeyi tercih ediyorlardı.

Neyse ki, "temellere geri dönme" hissi bu dönemde hız kazandı. Kolajen tüketimini arttırmak için en etkili yollardan biri, tavuk kemiği ve sığırdan yapılmış et suyudur. Doğrudan yenilemeyen bir hayvanın parçalarını kullanmanın sağlıklı, lezzetli ve uygun maliyetli bir yolu budur. Bu yenmeyen hayvan parçaları saatlerce veya günlerce yeniden kaynatılabilir, tüketilmesi kolay bir et suyuna dönüşerek kolajen salgılarlar.

Kolajen protein tozu gibi kolajen takviyeleri, kolajen alımınızı arttırmanın başka bir kolay yoludur. Tozunuzu otlarla beslenen, merada yetiştirilen ineklerden (antibiyotik veya kimyasal madde olmadan) aldığınızdan emin olun. Kolajen takviyeleri, en sevdiğiniz öğünlere tat vermeden kolajenin sağlıklı yararlarını sağlamak için smoothie'lere, çorbalara ve hatta fırınlanmış ürünlere karıştırılabilir.

Kolajenin yan etkileri var mı?

Neyse ki, negatif olan kolajen etkileri nadirdir. Kolajen nedeniyle olumsuz yan etkiler yaşayan çoğu insan ya önerilen dozu aşmıştır ya da önceden mevcut alerjileri vardır.

Supplement şişesinde kolajen kaynaklarını kontrol edin. Ürün bir balık kolajenine sahipse ve balığa alerjiniz varsa, açıkçası kaçınmalısınız. Supplement yalnızca kolajen tiplerini listeliyorsa, tip 2 kolajenin genellikle tavuk olduğunu bilmek önemlidir, ancak tip 1 ve 3 sığır, balık veya yumurta beyazı olabilir. Eğer alerjiniz varsa, kesinlikle uzak durun.

Kolajen nedir? Kolajenin en önemli yararları yazımız burada bitti. Daha fazla benzer içerik için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz: https://2ladd.com/k/psikoloji-beyin/ Umarız "Kolajen nedir?" sorusuna detaylı yanıt verebilmişizdir.

Ortalama puan: / 5. Oy sayısı: