İstanbul'un fethinin sonuçları ve cihan imparatorluğunun yaratılması

Daha önce iki defa kuşatılan Konstantinopolis bu defa pes ediyor

İstanbul'un fethinin sonuçları üstüne detaylı bir yazı hazırladık. Bir önceki yazımızda İstanbul'un fethinin gerçekleşmeye başladığı günü ve şehri giriş anından bahsetmiştik. Şimdi Osmanlıların Türk – İslam kültürünün merkezini değiştirme arzusunu okuyacaksınız.

Konstantinopolis şehri, adını 306 ile 337 yılları arasında hüküm sürmüş olan ve şehri ikinci bir Roma olarak imar eden Roma İmparatoru I. Constantinus (I. Konstantin)'tan almıştır. Batı Roma İmparatorluğu V. yüzyılda parçalandı (1,2). Ama Yunancı konuşulan Doğu topraklarındaki Bizanslılar, daha binlerce yıl için kendilerini Roma'nın yasal varisi olarak görecektir.

İstanbul'un fethinin sonuçları

I. Justinianus
I. Justinianus batıdaki toprakları yeniden kazanmayı başardığı içi kendisine Büyük Justinianus'da denilebilir

527 – 565 arası hüküm süren ve Ayasofya'yı inşa ettiren (Birkaç aldığı hasarlar nedeniyle) Justinianus'un imparatorluğu sırasında Bizanslılar, batıda kaybetmiş oldukları topraklarını yeniden egemenlik altına almayı başarmıştı. Ancak VII. yüzyılda Lombardlar ve Slavlar İtalya ve Balkanlar'ı istila ederken, İslam orduları da Kuzey Afrika ve Ortadoğu topraklarını ele geçirmişti. X. yüzyılda askeri reformlar ve ustalıklı diplomasi, Bulgarların ve Rusların, Ortodoks Hristiyan bayrağı altında toplanmasını sağlamıştır. Ancak 1204'te Venedikliler Haçlıları Konstantinopolis'i yağlamaya teşvik etmiş ve şehir bu saldırının etkisinden hiçbir zaman tamamen kurtulamamıştır. XV. yüzyılda, bir zamanlar hristiyan aleminin en büyük merkezi olan şehrin çoğu harabeye dönmüş yarı kırsal bölgesinde en fazla 50000 kişi yaşıyordu.

Osmanlılar kimdi?

İstanbul'un fethinin sonuçları  / Suleiman the Magnificent on horseback
XVI. yüzyılda, Osmanlı İmparatorluğu'nu en geniş sınırlarına ulaştığı sırada başında Kanuni Sultan Süleyman ya da batılıların verdiği adıyla Muhteşem Süleyman vardı

1071'de Malazgirt'te Büyük Selçuklu Hükümdarı Alp Arslan'ın İmparator Romanos Diogenes komutasındaki Bizanslıları yenmesi, Anadolu'yu göçebe Türk boylarının yerleşimine açmıştı. İki yüzyıl sonra Anadolu Selçuklu Devleti Moğol akınlarıyla sarsılırken, Osmanlılar, gerilemekte olan Bizans'a karşı Türk gazilerinin önderleri olarak sahneye çıktılar. Adını, tarihin en güçlü ve uzun ömürlü Türk – İslam devletine verecek olan Osman Bey, 1071'den sonra Anadolu'ya gelip yerleşmiş Oğuz Türkmenlerinden Kayı Boyu'na mensuptu. Osman Gazi'nin 1299'da Kuzeybatı Anadolu'da Söğüt'te kurduğu beylik, bir cihan imparatorluğunun nüvesi olacaktı.

Osman Gazi'nin yerine geçen Orhan Gazi (1326-1362) Bursa ve İznik'i alarak Bizanslıları fiilen Anadolu'dan çıkardı: Edirne'yi alarak Avrupa'da, sonradan I. Murad'ın (Hüdavendigar) Balkanlar'a girip 1389'da tahta çıkan Bayezid (Yıldırım) Anadolu'daki Osmanlı egemenliğini güçlendirdi, Tuna'nın güneyinde Osmanlı hakimiyetini sağlamlaştırdı. İstanbul Boğazı'nın Asya kıyısında Güzelcehisar'ı (bugün Anadoluhisarı) yaptırdı ve Konstantinopolis'i iki kere kuşattı ama 1402'de Ankara Savaşı'nda Timurlenk'e yenildi ve esir düştü. Yıldırım Bayezid'in ölümünü izleyen ve şehzadeler arası egemenlik kavgalarıyla geçen Fetret Devri, Çelebi Mehmed'in 1413'te hükümdarlığını kabul ettirmesiyle son buldu.

I. Mehmed (1413-1421) ve II. Murad (1421-1444; 1446-1451) dönemlerinde de genişleme siyaseti sürdürüldü; II. Murad Konstantinopolis'i bir kere daha kuşattıysa da başarılı olamadı. 19 yaşında tahta çıkan II. Mehmed (1451-1487) ise en başından itibaren Konstantinopolis şehrini almayı ve artık Asyalı olduğu kadar Avrupalı da olan Osmanlı Devleti'nin merkezi haline getirmeye karar vermişti. Osmanlının gücü, tebası tarafından Kanuni, gücü nedeniyle şaşkınlık içinde olan Avrupalılar tarafından ise Muhteşem diye anılan I. Süleyman devrinde (1520-1566) doruk noktasına ulaştı; 6 milyon km2'lik bir alana yayılan Osmanlı mülkü, 60 milyondan fazla insanın yaşadığı bir imparatorluk haline geldi.

İstanbul'un fethinin sonuçları

İstanbul'un Ünlü Aşk Hikayeleri; Mimar Sinan ve Mihrimah Sultan / İstanbul'un fethinin sonuçları
Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan için Mimar Sinan'a yaptırdığı camii

Avrupalıların söylediği şekliyle "Konstantinopolis'in düşüşü", aynı zamanda, "İslam dünyasının merkezi, Türk-İslam kültür ve sanatının odak noktası İstanbul'un doğuşu" demektir. Osmanlılar 1453 Mayıs ayında Bizans'tan büyük ölçüde yıkılmış, bakımsız ve nüfusu azalmış bir şehir teslim almışlardı. Ne var ki Genç Padişah en başından beri imparatorluğun merkezi haline getirmemeye kararlı olduğu kenti imar etmek ve nüfusunu artırmak niyetindeydi. Şehirden kaçmış olan Rumların hemen hepsinin geri dönmesi ve Osmanlı topraklarının dört bir yanından göt ettirilen halkın İstanbul'a yerleştirilmesiyle kent tekrar kalabalıklaşırken, Fatih'in dinsel esneklik konusundaki özeni sayesinde renkli bir etnik mozaik doğdu.

Fetih sırasında 60000 dolayında olan kentin nüfusu sadece 25 yıl sonra 120000'i aştı. II. Mehmed'in başlattığı bayındırlık çalışmaları çerçevesinde surlar onarıldı, saray ve kiliselerin yanına cami, külliye, han ve hamamlar yapıldı. Osmanlı egemenliğinde uzun bir barış dönemi yaşayan kent, var olan eserlere yenilerinin de eklenmesiyle zenginleşti. XVI. yüzyıl başlarında Yavuz Sultan Selim'in kutsal emanetleri getirip halife unvanını almasıyla İstanbul, hilafetin de merkezi haline geldi.

Kanuni devrinde nüfusu 600000'i bulan İstanbul Osmanlı sanatının beşiği ve doruğu olacak, burada gelişen üslup özellikler imparatorluğun dört bir yanında etkisini gösterecekti. 300'den fazla eseriyle Osmanlı mimarlığının klasik dönemine damgasını vuran Sinan (1492-1588), başta Süleymaniye Külliyesi olmak üzere sayısız eseriyle İstanbul şehrini taçlandıracaktı.

Osmanlı ordusu nasıl düzenlenmişti?

İstanbul'un fethinin sonuçları / Yeniçeri askerleri
Kapıkulu askerlerinin en önemli ve imtiyazlı sınıfı olan Yeniçeriler, sultana olan sadakatlarıyla tanınırlardı

Osmanlı ordusu, sefer zamanı harekete geçen eyalet askerleri ile merkezde bulunan kapıkulu askerlerinden oluşuyordu. Kapıkulu askerleri, savaşta alınan tutsaklardan ve Osmanlı egemenliğindeki topraklarda yaşayan Hristiyan ailelerden alınıp, Türk-İslam geleneklerine göre yetiştirilmiş çocuklardan oluşuyordu. Devşirmeler 3-5 yılda bir 14-18 yaş arası sağlıklı çocuklardan seçilir, sünnet edilip, Müslüman olarak eşkal defterine yazılır, sonra da çiftçilerin yanına verilir, buna "Türk'e vermek" denirdi. İçlerinden gösterişli olanlar saray hizmetlerine ayrılır, kabiliyetli olanlar devlet hizmetlerinde görevlendirilmek üzere Acemi Oğlanlar Mektebi'ne alınırdı. Devşirmeler Türkçe'yi ve Türk-İslam geleneklerini öğrendikten sonra Acemi Ocağı'na gelir ve Yeniçeri Ocağı için askerlik eğitimi görürdü. Temeli I. Murat döneminde, Edirne'nin fethinden sonra atılan padişaha sıkı sıkıya bağlı, her an savaşa hazır, ücretli kapıkulu askeri, Osmanlı ordusunun vurucu gücü olduğu gibi, padişahlık otoritesinin imparatorluk topraklarında tesisin de büyük rol oynadı. Kapıkulu ordusu yeniçeriler, kapıkulu süravileri, topçular, kumbaracılar, top arabacıları, lağımcılar gibi ocaklardan oluşuyordu. Yeniçerilerin sayısı, Kanuni döneminde 15000 kişiyi bulmuştur.

Kusursuz ve ürkütücü savaş düzeni

Eyalet askerleriyse tımar sistemiyle temin edilirdi. Her dirlik sahibi, 3000-5000 akçelik gelir için bir atlı asker beslemek, onun her türlü silah ve donanımını temin etmek zorundaydı. Böylece savaş zamanı sultanın emrinde, 100000 – 200000 kişilik güçlü ve tam donanımlı bir süvari kuvveti hazır olurdu. Sefer anında bu süvari ordusu, Anadolu ve Rumeli beylerbeylerinin emrinde savaş düzenine girerdi. Akıncılar keşif yapar, düşman ordusunun ilerleyişini engellerdi. Azaplar ise hafif piyade kuvvetleriydi.

Sefere çıkan Osmanlı ordusunun yürüyüş düzeni olağanüstüydü. Akıncılar öncü olarak ordudan iki üç günlük uzaklıkta bulunurlardı. Onları yol açan, köprü onaran kazmacılar izlerdi. Sonra da kapıkulu askerleri ortada, tımarlı sipahiler kanatlarda olmak üzere asıl ordu gelir, arkadan erzak ve mühimmatı taşıyan artçılar izlerdi. Yürüyüşe geceyarısı ya da sabaha karşı çıkılır, öğle vakti konaklama yerine varılırdı. Gece sultan ve kapıkulu askeri ortada, sipahiler sağ ve sol kanatlarda savaş düzenine geçen Osmanlı ordusu, benzersiz düzeni, akıllıca kullanılan vurucu gücü ve askerinin kararlılığı kadar ürkütücü görüntüsüyle de yüz yıllar boyunca Batı'nın kabusu olmuştur.