Kategoriler
Tarih & Kültür

Şarlman (Charlemagne) kimdir? Karolenj rönesansı ve Birleşik Avrupa dönemi

Frank Kralı ve Hristiyan Avrupa'da dönemin en büyük hükümdarı Charlemagne (Şarlman) ya da Büyük Charles, MS 800 yılının son aylarında büyük ve gösterişli bir tören alayıyla Roma'ya gitti. Roma'yı daha önce de ziyaret etmişti; İtalya onun topraklarının bir parçasıydı ve kendisi de bir patrici yani Papa'nın resmi korucusuydu ve San Pietro'nun kutsal anahtarları ondaydı. Ama bu gidiş farklıydı.

Artık Charles, Papa III. Leo'yu tümüyle avucunda tutuyordu. İtalyan soyluları, zina suçu işlemekte, rüşvet almakla ve papalık tahtını para vererek ele geçirmekle suçladıkları hilekar Leo'yu hiç sevmiyordu. Bir önceki yıl Leo ileri gelen Romalı soyluları tarafından düpedüz tuzağa düşürülmüş ve hapsedilmişti. Charles'in adamları onu kurtardılar ve Frank orduları Leo'yu, olayı çaresizlik içinde seyreden İtalyan din adamları ve soylulara rağmen yeniden papalık tahtına çıkardılar. Charles şimdi San Pietro Bazilikası'nın merdivenlerinde Leo tarafından karşılanıyordu ve bütün gücüyle bağırıp çağıran, şarkı söyleyen kalabalığın artık gerçek efendisinin kim olduğuna dair en ufak bir kuşkusu yoktu.

Büyük lider Şarlman (Charlemagne)

Şarlman / Charlemagne, Kutsal Roma İmparatorluğu'nun ilk imparatoruydu
Şarlman, Kutsal Roma İmparatorluğu'nun ilk imparatoruydu

Charles'ın fetihleri onun namını tüm öteki krallarınkinin önüne geçirmişti. 771'den bu yana, Frankların tek önderi olarak Lombardlara, Avarlara, Gaskonyalılara ve diğer düşmanlara karşı seferler düzenlemiş, Baltık Denizi'nden Akdeniz'e uzanan bir devlet kurmuştu. Papa'nın gözünde kendini Hrıstiyan dininin sağlam bir savunucusu olarak kanıtlamıştı. 800 yılının noel günü Charles, Papa'nın San Pietro Bazilikası'nı altınlarla, gümüşlerle, mücevherle, binlerce şamdanla, duvar halılarıyla, perdelerle ve sayısız değerli eşyayla göz alıcı biçimde süslemişti. Bu arabalar dolusu değerli eşyanın büyük kısmı sırf bu tören için Alpler'den aşırılıp bizzat Charles tarafından buraya getirilmişti.

Sunağın basamaklarında Charles'ın oğulları ve kızları diz çökmüştü, üzerinde değerli taşlarla süslü yepyeni bir altın taç duruyordu. Bu tören için Charles imparatorluk Roması modasına göre giyinmişti; mor bir yelek, altın sırmalı mor bir pelerin, ayağında da değerli taşlarla süslü sandallar. Dua etmek için diz çökmüş olan Charles doğrulurken Papa III. Leo tacı onu başına yerleştirdi. Sonra önceden özenle yapılan provaya uygun olarak, tüm soylular bir ağızdan "Tanrı'nın taçlandırdığı yüce Charles'a, Romalıların ulu ve barışçı imparatoruna uzun ömürler ve büyük zaferler!" diye üç kez bağırdılar. Topluluğun kutsama haykırışları bazilikanın duvarlarında üç kere gök gürültüsü gibi yankılandı.

Görevimiz, Ulu Tanrı'nın yardımıyla, İsa'nın Kutsal Kilisesi'ni dışarıdan putperestlerin saldırısına ve dinsizlerin yağmalamasına karşı korumak, içeride de Katolik inancını pekiştirmektir.

Şarlman

Tek hükümdarlık dönemi

The Throne of Charlemagne / Charlemange'ın tahtı
Aachen'daki sarayında imparator, Süleyman Peygamber'in tahtının bir benzerini kullanıyordu

İtalya'da, son Batı Roma imparatorlarının hüküm sürmesinden bu yana 300 yılı aşkın zaman geçmişti. Şimdi işte Roma İmparatorluğu kıta Avrupası'nın tüm hristiyan uluslarını yöneten tek bir hükümdarın egemenliğinde birleşiyordu. Şarlman sıradan bir kralın yükseldiği saygınlığın çok üstüne, bütün hükümdarlardan daha yüksek bir mevkiye çıkmıştı. Yunanca konuşan Doğu'da Roma İmparatorluğu'nun yarısı, hiçbir zaman ihtişamını kaybetmemiş Bizans'ta varlığını sürdürüyordu. Avrupalı krallar daha zengin, daha gösterişli bir yaşam süren ve daha soylu Bizans İmparatorları karşısında ister istemez aşağılık duygusuna kapılıyorlardı. Şarlman gururla onlarla eşit olduğunu savunduğunda o da, çağdaşları gibi, yeni bir dünya idealini ortaya atıyor değildi, tam tersine Roma'nın önceki altın çağına dönüşünü arzuluyordu. Charles taç giyme töreninde üç kere yinelenen alkıştan sonra herkes Papa III. Leo'nun yeni imparator karşısında diz çöküşünü ilgiyle izledi. Bu, Bizans'ta bir imparatorun taç giyme töreninin bilinçli bir taklidiydi.

İLGİLİ:  Kara Ölüm Avrupa'yı kasıp kavuruyor: Avrupa'da veba salgını

Yeni imparator kuzeye dönerken Ravenna'ya, Roma imparatorlarının son başkenti ve MS 410 yılında Roma'nın yağmalanmasının ardından onların yerine geçen Ostrogot krallarının merkezi olan bu şehre uğradı. Şarlman, son Ostrogot kralı Theodoric'in at üstündeki heykelinden çok etkilendi. Heykelin kuzeye, Aachen'a taşınmasını emretti.

Şarlman Aachen'da kendine Roma imparatorlarının herhangi bir sarayına benzer bir saray yaptırmıştı. Sarayın bugün bile ayakta olan sekizgen şapeli, Ravenna'daki, İustinianus'un kilisesi San Vitale'yi örnek almıştı. Sarayda ayrıca uzun bir kabul salonu, bir kütüphane ve bir de kaplıcalardan sıcak suyla doldurulan mermer yüzme havuzu bulunuyordu. Çok geçmeden halk, Theoderich'in Aachen'a yerleştirilen heykelinin büyük Şarlman'ın olduğuna inanmaya başladı.

Şarlman ve iktidara yükseliş hikayesi

Yazımızın üstteki bölümünde Charlemagne (Şarlman)'in tüm hristiyan Avrupa'nın hükümdarı olduğu zaman diliminden bahsetmiştik. Şimdi Şarlman'ı bu sürece götüren aşamaları ve sonrasını detaylıca ele alacağız. Siyasi birliğin sağlanmasıyla sanatın ve kültürel gelişmelerin önü dikkate değer şekilde açılmış; Şarlman bu yönleriyle gerçekten benzersiz bir hükümdar olmayı başarmıştı.

Frankların ilk kralı Clovis
Frankların ilk kralı Clovis

Franklar, eski Roma İmparatorluğu topraklarında yaşayan birçok barbar Germen kabilesi arasında en barbar olanlardı. Kral Clovis döneminde, Kuzey Galya'da kısa zamanda güçlü devlet kurdular ve bu devlet yavaş yavaş diğer Germen kabilelerini yendi, eritti veya egemenliği altına aldı. O zamanlar Avrupa'da yaşanan karmaşa içerisinde Franklar, rakiplerinin VI. yüzyıl boyunca Bizanslılarla ve 720'den itibaren Avrupa'da at koşturan Araplarla mücadele etmek zorunda kalmasını fırsat bilmişlerdi. Frankların başına birbiri ardında sağduyulu ve başarılı liderler geldi. Şarlman'ın büyükbabası Charles Martel 732 yılında Poitiers'de Arap ordularını bozguna uğratıp Müslümanların kuzeye doğru ilerlemesini önleyerek Avrupa'da ün kazandı. Charles Martel'in oğlu Kısa Pepin diye bilinen III. Pepin, Frankların ülkesi Fransa'yı tek egemenlik altında birleştirdi. Pepin asıl büyük siyasi başarısını, Papa III. Stephanus'un, İtalya'yı istila eden Lombardlara çağrısına koşarak kazanmış oldu. Bu tarihten itibaren Papa Stephanus ve ondan sonra gelen papalar, Frank krallarını papalık toplulukların koruyucusu olarak kabul ettiler.

İLGİLİ:  Roma'nın Hristiyanlık dinini kabulü ve I. Konstantin'in rüyası

Saksonların tükenişi

Frankların geleneği mirasın oğulları arasında bölünmesini öngörüyordu. Kısa Pepin'in 768'deki ölümü üzerine Charles (sonradan Charlemagne) krallığı erkek kardeşi Carloman'la bölüşmek zorunda kaldı. Carloman üç yıl sonra ölünce Charles kardeşinin payına el koydu ve babası Pepin'den daha güçlü bir yayılma politikası izledi. Papa I. Hadrianus'un talebi üzerine Charles 773 yılında Alpler'i aşarak Lombard krallığını tümüyle yok ederek kendi ülkesine kattı. Bavyera Dükü Tassilo, Charles'ın hükümdarlığını kabul etmek zorunda kaldı ve daha sonra da ihanet iddiasıyla kuşkulu bir yargılamanın ardından tahtından indirildi.

Charles'ın şansı 778'deki İspanya seferinde döndü; orada, Roncesvalles'de, yüzyıllar boyunca Fransız gezgin şairlerin Roland Efsanesi adıyla ölümsüzleştireceği bir yenilgiye uğradı. Charles, Magriplilerin İspanyası'nı fethedemese de Pirenelerin güneyinde ve Ebro Irmağı'nın kuzeyinde bir sınır bölgesi oluşturdu. Ardından, Charles'ın putperest Saksonlara karşı açtığı savaş tam anlamıyla haçlı seferine dönmüştü. Bu da Sakson topraklarının yağmalanmasına, yıkılıp yakılmasına yol açtı ve sonunda Sakson liderler çaresiz vaftiz edilmeyi kabul ederek Frank Kralı'na boyun eğdiler.

Ataları gibi Charles da ünlü Roma siyasetini uyguladı, yenik düşürdüğü ulusların savaşçılarını kendi ordularına aldı. Böylece çeşitli halklardan bir kuvvet meydana getirdi ve bunlar imparatorun gelecekteki fetihlerinde ganimetten paylarını aldılar.

Şarlman neleri başardı?

Şarlman / Carolingian Art / Karolenj Rönesansı
Karolenj dönemindeki sanatsal faaliyetler Avrupa karanlığına son verdi

MS 800'e gelindiğinde, Şarlman hemen hemen tüm Hristiyan Avrupa'yı avcunun içine almıştı ve hükmediyordu. Geniş topraklarındaki Frank mahkemelerinde Frank yasası uygulanıyordu. Birleşmiş bir Hristiyan imparatorluğunun başı olarak Şarlman kendini Bizans imparatorluğuna denk görüyordu ve zamanla Bizanslılar tarafından da Batı'nın imparatoru olarak tanındı. Ama Şarlman'ın en dikkate değer başarısı eğitimin ve öğretimin, yani bilimin canlandırılması ve desteklenmesiydi. Kilise adamlarına ve bilginlerine önem veriyordu. Siyasi ve askeri başarıları onun sarayını batı ve orta Avrupa'nın en zengin sarayı yaptığından, yükselmek isteyen sayısız sanatçı ve aydın bu sarayın çekimine kapılıyordu. Şarlman tüm manastırlarda okuma yazma öğretilmesini emretti. 782'de Northumberlandlı bilgin Alcuin'i Aachen'daki başkentine eğitim bakanı olarak getirdi.

Alcuin iyi eğitim veren okullar kurdu ve eğitime standartlar getirdi. Scriptorium'dan Antikçağ dünyasından binlerce kitap büyük titizlikle kopya ediliyordu. Avrupa'da varlığını sürdürebilmiş olan Latin klasiklerinin hemen hemen tamamı, bu kopyalar aracılığıyla bize kadar gelebilmiştir. Böyle başlayan Karolenj Rönesansı, Şarlman'ın torunu Dazlak Kral döneminde büsbütün yeşerip yerleşecekti.

İLGİLİ:  Dünya tarihi /MÖ 500–451/ Lade Deniz Muharebesi, Çanakkale'den geçen Persler, Salamis Deniz Muharebesi

Şarlman nasıl bir insandı?

Şarlman ile ilgili gerçekleri dönemin abartılı öykülerinden ayırt etmek kolay değildir. Şarlman her anlamda büyük bir kraldı. Boyu 1,80'den uzundu ve güçlü biriydi. Sözünü geçiren büyük bir askeri önderdi ve inanılmaz bir enerjisi ve iştahı vardı. Sonu gelmeyen seferler boyunca, en güçlü adamlarının dışında tüm yoldaşlarını yorgunluktan tüketiyordu. Savaşmazken bile, emrindeki görevlilerle birlikte seyahat ediyor o sağlam yönetim mührünü ülkesinin en uzak köşesine kadar taşıyordu.

Şarlman Hristiyan dinine bağlı sevecen bir kraldı. Hristiyan bir hükümdarın, halkının hem manevi hem de maddi refahını sağlamasının görevi olduğuna inanırdı. Ancak Şarlman aziz değildi. Paskalya'da oruç tutmak ona ağır gelirdi. Cinsel iştahı da dillere destandı. Öfkesi bir yanardağ patlaması kadar korkunç olabiliyordu. 782'de Saksonya'da bir savaştan sonra en az 4500 Sakson esirin kellesini uçurmuştu.

Şarlman'ın ölümü ve imparatorluğun çöküş

III. Otto çocukken taç giydi. 996'dan itibaren iktidara geçtiğinde, Eski Roma'nın parıltısını ve Şarlman'ın ölümünden sonra Hristiyanlığı yeniden birleştirmenin hayalini kurdu
III. Otto çocukken taç giydi. 996'dan itibaren iktidara geçtiğinde, Eski Roma'nın parıltısını ve Şarlman'ın ölümünden sonra Hristiyanlığı yeniden birleştirmenin hayalini kurdu

814'teki ölümünden önce Şarlman 36 yaşındaki oğlu Ludwig'e imparatorluk tacını giydirdi. Ama Sofu Ludwig beceriksiz bir hükümdardı ve öz oğulları Lothar, Pepin ve Ludwig ona karşı ayaklandılar. Ludwig öldüğünde Fransa oğulları arasında paylaşılmıştı.

Bundan sonra imparatorluk denetimi sadece bir simge olarak kaldı. Tarihçiler, 843 Verdun Antlaşması'yla oluşturulan Doğu Fransa ile Batı Fransa'yı, çağdaş Almanya ve Fransa'nın başlangıcı olarak görürler. Öte yandan imparatorluğun toprakları, iki yeni istila dalgası tarafından yakılıp yıkılmaktaydı; kuzeyde Vikingler ve doğuda Macarlar.

Viking fırtınası dindi; kimi kuzeyliler sonradan Normandiya olacak bölgeye yerleşti. Macarlar Doğu Fransa'nın güçlü kralı I. Otto tarafından 955'te Lechfeld Çarpışması'nda yenik düşürüldüler. I. Otto ya da Büyük Otto, 962'de Şarlman geleneğini sürdürerek, Roma'da Roma İmparatoru olarak taç giydi. Bundan böyle Almanya, imparatorluğunun kalbi olacaktı. Karolenjlerin başlattığı rönesans devam ediyor, imparatorların papalara karşı üstünlük iddiası da sürüyordu.

Son büyük hanedan, Hohenstaufen'ler oldu (1152-1254). Bu hanedanın kurucusu I. Friedrich Barbarossa (Kızıl Sakal), Roma İmparatorluğu adına bir de "Kutsal" unvanını ekledi.

İlk Habsburglu I. Rudolf, 1272'de seçildi. 1437'den itibaren, Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu Viyana'dan yönetilen bir Habsburg mülkü olarak kaldı. 1806'ya değin varlığını sürdürdü. Son imparator II. Franz bu tarihte Napolyan'a yenilmiş ve kendini Fransa'da imparator ilan eden Napolyon bu unvanın tekrar kullanılmaması için ortadan kaldırmıştır.

Yazar Burcu Kara

Genellikle modern tarih, yakın tarih ve popüler bilim üstüne içerikler üretiyor. Özel ilgi alanları arasında Kuzey Afrika ve Güney Amerika'nın sömürge tarihi ve Avrupa'daki eski monarşiler yer alıyor.