Troya Savaşı ardından Eski Yunanistan'ın Karanlık Çağı'na giriş

Troya Savaşı Eski Yunanistan’ı yok olmanın eşiğine getiriyor

Troya Savaşı ile ilgili daha önce bir yazı hazırlamıştık. Yazının bu bölümünde Troya Savaşı sonucunda tetiklenen olaylar dizilerini nedenleri ve sonuçlarıyla beraber anlatıyoruz. Böylelikle "Tahta at" hikayesinin kaynağını da öğrenmiş olacağız.

Troya neredeydi?

Homeros'un İlyada destanında Troya ya da Truva Savaşı'nın son günlerini anlatmasından sonra yüzyıllar boyunca insanlar Troya'nın varlığından kuşku duydular. Yunanlı kahramanlar Akhilleus ve Aias'ın, Troya Kralı Priamos'un ve kaçışıyla savaşa yol açan Sparta'nın güzel kraliçesi Helena'nın öyküleri yalnızca birer efsane sayılıyordu. Sonraki devirlerde yazarlar bu efsaneyi süslemişler, örneğin Romalı ozan Vergilius Aeneis'te Roma'nın kökenlerini Troya'nın düşüşüne bağlamıştı.

Ancak, Homeros'un destanını gerçek bir yere dayandırdığından kuşku duyanlar her zaman vardı. Ünlü ozanın, Anadolu Yarımadası'nın kuzeybatısında Çanakkale Boğazı'nın Ege Denizi'ne açıldığı noktada Skamandros (Karamenderes) Irmağı'nın denize kavuştuğu geniş ova hakkındaki detaylı bilgisi ve büyük Troya kentini betimlemesi, kendisi orayı ziyaret etmiş olmasa da, kesinlikle orayı görmüş insanlardan dinlediğini gösteriyordu. Homeros'un kentini bulma yolundaki ciddi çabalar ancak XIX. yüzyılda başladı.

Troya Savaşı / Heinrich Schliemann'ın kazılarda bulduğu hazine.
Schliemann'ın kazılarda bulduğu Kral Priamos'un Hazinesi'nden çıkma baş süslerinden birisini eşi Sophia takıyor

1870'te Alman arkeolog Heinrich Schliemann Çanakkale Boğazı'na yakın Hisarlık'ta bir tepeye kazmaya başladığında başarıya ulaşıldı. Bir kent yerleşiminin yedi farklı düzeyinde 15 metre derinliğe kadar kazan Schliemann, yüksek bir uygarlıktan kalma olduğu belirgin kalıntılar buldu. Görünüşe göre bu uygarlık bir yangın sonucunda birdenbire yok olmuştu. Bugün Hisarlık'ta bulunan yerleşmenin efsanelerdeki Troya olduğu genelde kabul edilmektedir. Ancak, artık Schliemann'ın Homeros'un Troyası olarak tanımladığı kentin Troya Savaşı'nın yaşanmış olması gereken tarihden 1000 yılı aşkın bir süre önceden, Bronz Çağı'ndan kalma küçük bir kale olduğunu biliyoruz. Arkeologlar Priamos ile Hektor'un Troyası'nı bu eski kalenin üstünde yer alan daha yeni kentle özdeşleştirmektedirler. Bu yeni kentin güçlü surları ve burçları vardı ve MÖ 1250 civarında, yani Troya Savaşı'nın yaklaşık tarihinde bir yangınla mahvolmuştu.

1992 yılında Alman jeolog Dr. Eberhard Zangger Troya ile kayıp Atlantis adasının aynı yer olduğunu öne sürdü. Bu kuramını Homeros'un Troya hakkında anlattıklarıyla Mısırlı bir rahibin Yunanlı devlet adamı Solon'a, onun da Platon'a Atlantis hakkında anlattıkları arasındaki benzerliğe dayandırdı. Ancak Zangger'in iddiası kabul görmedi.

"Tahta at" öyküsü nasıl doğdu?

In Search of the Trojan War, 1, The Age of Heroes
Yunanlı kör ozan Homeros içi boş atın ve içindeki silahlı savaşçıların hikayesini manzum olarak anlatmış, çömlekçiler de hikayeyi zengin sahnelerle canlandırmıştı

Schliemann tarafından bulunan bir rampa arkeolog tarafından yanlışlıkla Troyalıların tahta atı sürükleyerek kente soktukları yokuş olarak tanımlanmıştı. Aslında atın hikayesi Homeros'un Troya kuşatması öyküsünün herhangi bir arkeolojik bulguyla kanıtlanmamış pek az unsurundan biridir.

Homeros'un İlyada'sı Hektor'un ölümü ve cenaze oyunlarıyla, yani Troya'nın yağmalanmasından çok önce biter ve dolayısıyla attan hiç söz edilmez. Ancak Homeros'un diğer büyük desteanı olan Odysseia'da gezgin kahraman Odysseus atı ayrıntılarıyla tarif eder. Troyalı kahraman Aineias'ın başrol oynadığı en geniş öykü ise MS I. yüzyılda, olaydan hemen hemen 1200 yıl sonra Vergillius tarafından anlatılır.

Tahta atın öyküsünün gerçeğe uygunluğunu reddeden araştırmacılar eski yazarların anlatımını çeşitli biçimlerde yorumlamışlardı. Kuramlardan biri, atın Troya surları önünde kullanılan bir tür kuşatma kulesi ya da kale duvarlarını yıkmak için kalın bir küçük kütük olduğu şeklindedir. Ancak Bronz Çağı'nda kuşatmalar olmakla beraber, kuşatma tertibatlarının kullanıldığına ilişkin hiçbir bulgu yoktur. Bir başka kuram da Homeros'un gemilere "denizin atları" demesinden hareketle, "tahta at"ın da Yunan filosunu temsil ediyor olmasıdır.

Olası bir açıklama, Troyalıların surlarının içine çektikleri atın, Homeros'un Troyalıların nasıl kendi kendilerini mahvettiklerini anlatmakta kullandığı dramatik bir sembol olduğudur. Mısırlıların da hediye sanılan çuvallar içinde gizlice bir kente sokulan askerlerle ilgili bir hikayeleri vardı. Tahta atın hikayesi bundan kaynaklanmış da olabilir.

Troya Savaşı neden yapıldı?

Abduction of Helen / Paris'in Helen'i kaçırma anı / Truva Savaşı
Kralın oğlu Paris'le kaçan Helena, Troya'nın kuşatılmasına neden oluyor

Efsaneye göre, Troya Savaşı Troya Kralı Priamos'un 50 oğlundan biri olan Paris'in Sparta Kralı Menelaos'un karısı güzel Helena'yı kaçırması yüzünden başladı. Yunanlılar Helena'yı geri getirmek için bir ordu gönderip Troya'yı 10 yıl süreyle kuşattılar ve sonunda tahta at aldatmacasıyla kenti yakıp yıktılar.

Günümüz tarihçileri bu çatışması yarımadadan gelen Mykenalli Yunanlılar ile İstanbul ve Çanakkale boğazları üstünden Karadeniz'den gelen yün, tahıl ve başka sayısız malın ticaretinin tekelini ellerinde bulunduran Troyalılar araasında yaşanan bir dizi ticaret savaşının sonuncusu olarak görmektedirler. Büyük olasılıkla birkaç Yunan kentinin kralı bu ekonomik üstünlüğü kırmak için askerli güçlerini birleştirip pahalı bir denizaşırı harekata girişmişlerdi.

Anlaşıldığı kadarıyla Homeros'un Yunanlıları tıpkı 2000 yıl sonra Vikingler gibi vur-kaç taktiğiyle yağlamala saldırılarına girişiyorlardı, ancak Troya Savaşı ölçeğinde pek ender düzenleniyordu.

Troya Savaşı sonrasında neler oldu?

Bronz Çağı destekli Mycenae kalesinin muhteşem havadan görünümü / Mykenai
Mykenai uzun bir kuşatmaya dayanacak şekilde inşa edilmiş bir güç üssü idi.

Yaklaşık MÖ 1250'den (Troya'nın tahminen yıkıldığı tarih) sonra Ege dünyası 400 yıl kadar süren bir karanlık çağa gömüldü. MÖ 1100 civarında büyük Mykenai / Miken kentinin de sonu geldi. Daha ileride anlatılar, bu dönemdeki istilalardan ve göçlerden söz eder; ancak asıl neden iç çekişmeler ve isyanlar olmalıdır. Kazılan sitelerden anlaşıldığına göre, MÖ X. yüzyıla gelindiğinde Yunanistan nüfusu en azından yarı yarıya azalmış görünmektedir.

Bu yaşanan, büyük bir istikrarsızlık dönemiydi ve Bronz Çağı'ndan Demir Çağı'na geçişi simgeliyordu. MÖ 1000 civarında Atinalılar Ege adalarında ve Anadolu kıyılarında koloniler kurmaya başladılar. MÖ X. yüzyılın sonlarına doğru çömlekçilik sanatında bir canlanma oldu ve geometrik üslup başladı. Bu dönemde vazolar ve içki kupaları soyut geometrik desenlerle süslendi.

Yunanlılar daha sonra kendi tarihlerini Olimpiyat Oyunları'nın yapıldığı MÖ 776'dan başlattılar. Bu tarih aynı zamanda tarihçi Homeros'un yaşamış olduğu ve Fenikeli tacirlerin Yunanlılara alfabeyi getirdiği dönemdi. MÖ 750 civarında Homeros'un da kullandığı heksametras ölçüsü çömlek parçalarının üstüne çizilir hale gelmişti ve belki de Homeros'un şiirleri de daha o dönemde elden ele dolaşmaya başlamış olabilir.

Troya Savaşı ardından Eski Yunanistan'ın "Karanlık Çağı"na giriş yazımız burada son buldu. Benzer içerikler için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz: https://2ladd.com/k/tarih-kultur/