Çin'de Boxer Ayaklanması ve Çing Hanedanı'nın çöküşü

Bugünün en güçlü ülkesi, 100 sene önce bir sömürgeydi

Çin'de Boxer Ayaklanması üstüne hazırladığımız ilk yazımız, ayaklanmanın yaşandığı günleri kapsıyordu. Ülkedeki emperyalist güçlerin Çinlilere uyguladığı ciddi yaptırımlarını ve ayaklanmaya katılanların katledilmesini anlatmıştık. Yazımızın bu bölümünde Boxer Ayaklanması'nın öncesini ve Çin'deki etkilerini detaylıca anlatacağız.

Batı, Çin'in işlerine nasıl karıştı?

Çinlilerin batılı sömürgelerle tanışması Afyon Savaşları nedeniyle başladı / First Opium War
Çinlilerin batılı sömürgelerle tanışması Afyon Savaşları nedeniyle başladı

Batı'nın büyük devletleri XIX. yüzyıl boyunca, bir yandan Afrika'da birbirleriyle rekabet ederken, bir yandan da gözlerini Çin'e dikmişlerdi. Bu alanda en önde, Avrupa ve Amerika'da müşterilerin çok rağbet ettiği Çin çayı, ipek, porselen ve öteki ürünler karşılığında afyon gönderen İngiltere geliyordu. Bu ticaretin utanç verici yönü ve Çin'in engel olma girişiminin sonucu olan 1839-1842 ve 1857-1860'taki iki "Afyon Savaşı", Çin'in Batılı devletlerle olan ilişkilerinin üzerine uzun bir süre gölge düşürmüştür.

Zamanla, "eşit olmayan antlaşmalar" diye adlandırılacak bir dizi antlaşmayla, Batılı devletlere "en kayrılan ülke" statüsü verilmişti. Çin, gümrük gelirleri ve ulaşıma elverişli ırmakları üzerindeki egemenlik haklarını yitirirken, yabancı şirketler Çin'in madenlerini kıyıya taşımak için ülkenin içlerine demiryolu döşüyorlardı. Almanya Shandong'daki madenler üzerinde denetim hakkı kazandı. Fransa, Aşağı Mekong havzası üzerinde himaye yönetimi kurdu ve İngiltere Burma (bugün Myanmar) ilk Hong Kong'u aldı. Bu arada Hristiyan misyoneler de Çin'de serbest dolaşım hakkı kazandılar ve kendi okullarını açtılar.

Çin'in içine, hem ticari açıdan, hem de misyonerler açısında iyice girme politikası geliştirildikçe Batılı güçler de tacirleri, resmi görevlileri ve ailelerini barındırmak için üzerinde anlaşma yapılmış limanlarda yerleşim kurdular. Bunların en büyükleri Şanghay ve Pekin'deydi. Bu bölgeler içinde yaşayanlar silahlı nöbetçiler tarafından korundukları gibi, Çin yasaları onları bağlamıyordu. "En çok kayrılan ülke" maddesi Çin halkının edinemeyeceği topraklar edinme hakkını yabancılara tanıyordu.

Yabancıların varlığı, Avrupalılar henüz kaba saba "barbarlar"ken gelişmiş uygarlığı ve kültürüyle övünç duyan bir ulus için büyük bir hakaretti. Yabancılar Çince öğrenmekle ya da Çin törelerini anlamakla pek ilgilenmiyorlardı. Kendilerini akıl ve kültür açısından daha yüksek görüyorlar ve bunu belli etmekten geri durmuyorlardı. Çinlileri bunca düşman eden tutum Şanghay'daki bir parkın girişine asılan levhada dile getirilmişti: "Köpekler ve Çinliler giremez."

Boxerlar kimdi?

Boxer Ayaklanması / Open Door Policy
Açık Kapı politikası, ABD tarafından 1899 ve 1900'de başlatılan bir ilkeler beyanıydı. Çin topraklarının ve idari bütünlüğünün desteklenmesi için eşit ayrıcalıkların korunması çağrısında bulundu. Böylece ABD bir anda kendine Çin ticaretinde büyük bir alan yarattı

Boxerlar kökeni oldukça karanlık, köktenci bir gizli örgüttü ve yıllar boyu uykuya yattıktan sonra 1898'de yeniden ve özellikle de Shensi, Chihli ve Shandong eyaletlerinde ortaya çıkmışlardı. Taoculuktan alınmış çok eskiden kalma bir tür dövüş sanatı ya da gölge boksu yaparlardı. Bu boksa Yihe quan (Hak ve Uyum Yumrukları) adı verilirdi. Bugün de uygulanan Tai Çi (Pinyin yazımıyla Taji quan) aynı esinden gelmedir.

Başlangıçta, birçok Mançu karşıtı örgütten biri olan Boxerlar Cixi'nin baş danışmanı Prens Tuan, onları dövüşçü niteliklerini Batılıları denetim altında tutmaya yarayabilecek olası bir çare olarak önerdiğinde hanedanla yakınlaştılar. 1900 yılının ocak ayında imparatoriçe Boxerları resmen "olumlu" bir örgüt olarak ilan etti. O zamana kadar sayıları iyice artmış, belki de 150000'i bulmuştu ve yabancılara duydukları kin kabarıp taşma noktasına gelmişti.

Çay içmemeye, et yememeye ve kadınlarla ilişki kurmamaya yeminli Boxerlar yabancılara karşı nefreti destekliyor, bu yolda vaaz veriyorlardı. Hem eski Çin ülkesinin hem de tanrılarının kanın içip etini yediğine inandıkları ve yabancı hükümetler adına "casusluk" yaptığını söyledikleri "yamyam" Hristiyan misyonerlerden nefret ediyorlardı.

Boxerlar demirden yolların ve demir arabaların toprak ejderhasını rahatsız ettiğini ve toprağın yararlı etkilerini yok ettiğini öne sürüyorlar; telgraf direklerinden damlayan, pastan kızarmış suyun "havada bulunan çok öfkelenmiş cinlerin kanı" olduğunu söylüyorlardı. Elçilikler bölgesine son saldırıya geçmeden önce tam 18 ay boyunca Boxerlar, kiliseleri ve köyleri yakarak, yardım etmeye yanaşmayanları öldürerek ortalığı kasıp kavurmuşlardı.

Yabancılar bölgesinin kurtarılmasından sonra Boxerlar ortadan siliniverdi. Ne var ki, bir sonraki kuşak, "silahlanmış, eğitilmiş ve disiplinli" Çin milliyetçileri, yabancıları ülkeden kovacak ve ellerinden alınan her şeyi geri isteyeceklerdir.

İmparatoriçe Boxerları neden destekledi?

Boxer Ayaklanması / Şaibeli imparatoriçe Cixi, ülkesinin bir sömürge haline gelmesine neden oldu
Şaibeli imparatoriçe Cixi, ülkesinin bir sömürge haline gelmesine neden oldu

Çin imparatoriçesi 1861 yılında oğlu, çocuk İmparator Tongzhi adına ortak naiplerden biri olunca "şefkatli anne" anlamına gelen Cixi unvanını almıştı. Acımasız ve iktidara susamış biri olan oğluna, 1873 yılında iktidara geçmesinden kısa süre sonra bilerek ve isteyerek çiçek hastalığı bulaştırdığına inanılır. Oğlu 1875'te öldü ve Cixi'nin ortak naibi de şüpheli bir biçimde hayatını kaybetti. Böylece Cixi, ülkenin tek hükümdarı oldu. Çin ekonomisi emekleme döneminde olsa da, imparatoriçe bol bol harcama yapmaktan kaçınmadı, özellikle Yuan-ming Yuan'da yaptırdığı Yazlık Sarayı için. Çin'i Japonlara karşı giriştiği 1894-1895 savaşında askeri açıdan felakete sürükledi. Çin'de ve ona bağlı devletler olan Burma, Güney Vietnam ve Kore'de emperyalist devletlerin ilerlemesini engelleyemedi; giderek bu eyaletler Çin'in elinden gitti. Yıkılmaya yüz tutmuş bir rejimi ayakta tutma savaşında ona destek olsunlar diye, Boxer'lara dostluk ilan etti. Cixi'nin inanılmaz hainliği söylencelere geçmişti.

Boxerların yenilgiye uğramasının arifesinde, Sian'a kaçmadan hemen önce, İmparator Guangxu zamanından kalma, imparatoriçenin iktidar mücadelesinde yenilgiye uğrattığı cariyelerinden biri, imparatorun yanında, Pekin'de kalmak için yalvardı. Cixi'nin yanıtı, nöbetçilere kadını bir kuyuya atmalarını emretmek oldu. Cixi, Ekim 1901'de Pekin'e döndü. 1908'de, 73 yaşındayken öldü. Mançu Hanedanı onun arkasında sadece üç yıl, 1911'de monarşi devrilip yerine cumhuriyet kuruluncaya kadar yaşayabildi.

Boxer Ayaklanması sonuçları

XIX. yüzyılın ikinci yarısı Çin'in, ülkenin gelecekte seçeceği yolu tartışmasına tanık oldu. Bir yanda tutucular vardı; Çin tarihinin binlerce yılının mirasçıları olarak eski yöntemlerin geçerliliğini, dünyanın geri kalan kesimlerinden kopuk yaşamanın erdemini "cennetten alınan bir emirle" yürütülen bir monarşiyi, Konfüçyüsçülük öğretilerine göre eğitim görmüş bir bürokrasiyi ve geniş ölçüde tarıma dayalı bir ekonomiyi öngörüyorlardı. Çağdaşlıktan yana olanlar, onların karşısındaydı; Çin'in çağdaş dünyaya ayak uydurabilmesi için, sanayileşebilmesi ve ekonomi geliştirebilmesi için Batı'nın bilim ve teknoloji yöntemlerini benimsemesi gerektiğini savunuyorlardı.

Boxer Ayaklanması gelenekçilerin son büyük atılımı oldu. Batılılaşma sayesinde Doğu'nun en büyük gücüne dönüşen Japonya karşısında uğranılan bozgundan sonra ayaklanmanın cezası olan ağır ve onur kırıcı hükümleri kabul etmeleri, Mançuların ölüm fermanını imzalamış oldu. Ülke öyle ağır bir borç altındaydı ki, zaten bilfill Batı dünyasının gücüne boyun eğmiş bulunuyordu. Ne var ki saray, gerçek reformlar yapabilecek durumda değildi. 1911'de devrimden yana olan reformcular, Sun Yet-sen'in liderliğinde monarşiyi devirdiler ve Çin'in tarihinde ilk kez bir cumhuriyet kurdular.

Çin'de Boxer Ayaklanması ve Çing Hanedanı'nın çöküşünü izleyen devrim yazımız burada son buldu. Benzer içerikler için:https://2ladd.com/k/tarih-kultur/

Ortalama puan: / 5. Oy sayısı: