Ellis Adası ve 1892'de Amerikan Rüyası'nın başladığı yer

Tarihin bilinen en büyük göç seli

Ellis Adası muhtemelen çoğu insan tarafından bilinmez. Fakat "Amerikan Rüyası" denildiğinde tam tersi şekilde herkes bir şeyler anımsayacaktır. İşte bu sloganın çıkmasını sağlayan yer Ellis Adası'nda toplanıp kontrolden geçirilerek ülkeye alınan göçmenlerdi. Bu yazımızda Ellis Adası'ndan bahsediyoruz.

Dünya tarihinin en büyük göçü, 1820'den başlayarak 100 yıl içinde gerçekleşti, 30 milyon Avrupalı, Amerika Birleşik Devletleri'ne geldi. 1892 yılının ocak ayından itibaren, bu insan selinin büyük bir bölümü, yalnızca 30 metre genişliğindeki bir "huni"den, New York limanının göçmen istasyonu Ellis Adası'nın Kayıt Odası'ndan geçerek içeriye aktı.

Ellis Adası nasıl açıldı?

1892'de açılan Ellis Adası ve Amerikan Rüyası'nın başladığı yer
Yüzyıl başında ABD'ye gelen göçmenler özgürlük umudunun, iş ve servet olanaklarının çekimine kapılmışlardı. Amerika'yı çeşitlilik açısından başka hiçbir ülkede görülmemiş bir farklı kültürler ve diller mozaiğine dönüştürdüler

Ellis Adası açılmadan önce, otuz beş yıl boyunca tek bir yılda sayıları 476000'i bulan göçmenler, Manhattan'ı ucundaki Castle Garden'a inmişlerdi. Ancak 5000 kişi alabilen Castle Garden, 1855-1890 arası New York eyaletince yönetildi ve bu zaman dilimi içerisinde 8 milyon kişinin işlemi yapılmıştı. Eyalet kurallar zorbalıkla, hileyle veya sayıları durmadan artan göçmenlerin baskısıyla çiğneniyordu. 1880'lerde burası, yeni gelenlerin dolandırıcıların veya rüşvet alan görevlilerin ağına düştükleri yer olarak ün kazanmıştı.

1891'de federal hükümet yeni bir Göçmen Bürosu kurdu ve yeni kabul istasyonu olarak 1,3 hektarlık Ellis Adası'nı seçti. Adını eski bir sahibinden alan bu ada, İngiltere'ye karşı açılan 1812 Savaşı sırasında tahkim edilmiş ve silah deposu olarak kullanılmıştı. Hükümet, yeni istasyonu birkaç ahşap binada açtı ve denizi toprakla doldurarak 1893'e kadar adanın büyüklüğünü dört katına çıkardı.

1892'den sonraki göç akınından %72'si New York limanından geçti ve bunun da %8 veya 10'u Ellis Adası'ndan giriyordu. Toplam olarak aşağı yukarı 12 milyon kişi, Amerikan Birleşik Devletleri'ne Ellis Adası'ndan girmişti. Bugünün 10 Amerikalısından 4'ü, atalarının izini geri doğru, buraya kadar sürebilir. 1897'de bir yangınla harap olan merkez, minare benzeri dört kulesiyle kırmızı tuğla bir bina yapılarak yenilendi. Binanın tam ortasında büyük Kayıt Odası bulunuyordu; yanında mutfaklar, yatakhaneler ve bir çamaşırhane vardı.

İstenmeyenler

Musevi şair Emma Lazarus
Musevi şair Emma Lazarus

Kayıt Odası'nın bir amacı da, "istenmeyenleri" eleyerek dışarıda bırakmaktı. Başlangıçta elenenler akıl hastaları, suçlular, yoksullar ve "tiksindirici veya bulaşıcı hastalığı" olanlar diye sınıflara ayrılmıştı. İşverenler onları düşük ücretlerle çalıştırmaya kalkışmasınlar diye yeni gelenlerin kendilerini bekleyen hazır bir işi olmasına izin verilmiyordu. Giderek listeye başka "istenmeyen" sınıflar eklendi: çok eşliler, fahişeler, anarşistler.

Gelenler karaya çıkmadan önce göçmen bürosu görevlileri bir ön gözlem yapmak üzere gemilere biniyorlardı. Birinci mevki ve ikinci mevki yolcularının hemen girmelerine izin veriliyor ve onlar Ellis Adası'ndan geçmek zorunda bırakılmıyordu. Bu karşılık, çoğunluğu pek yoksul insanlardan oluşan güverte ve ambar yolcularına kimlik kartları yapıştırılıyor ve mavnalara bindirilerek kabul istasyonuna götürülüyorlardı. Tekneler onları Ellis Adası'na getirirken görkemli Özgürlük Heykeli çıkıyordu karşılarına, koskocamandı, 1886 yılında daha yeni dikilmişti. Üzerinde Musevi şair Emma Lazarus'un, kaidesine sonradan bir bronz plakayla yerleştirilmiş şiir vardı.

… Bana özgür soluk almayı özlemiş,
yorgun, yoksun
Halk yığınlarını getir
Kucak açmış kıyılarının havasını
koklamayı
Onları, evsizleri gönder bana
Fırtınaya tutulmuşları,
Altın kapının yanında kaldırıyorum
ışığımı!

Şair Emma Lazarus

Yeni göçmenlerin "özgür soluk alıp alamayacaklarını" öğrenme olanağı yoktu. Bir yazar yaşananları "Son Yargı gününün dünya üzerindeki en yakın benzeri" olarak tanımlanmıştır.

Sağlık kontrolü

Göçmenler tek sıra halinde muayeneden geçiyor, görevli hekimler ciddi bedensel veya ruhsal hastalığı olanları geri yolluyordu
Göçmenler tek sıra halinde muayeneden geçiyor, görevli hekimler ciddi bedensel veya ruhsal hastalığı olanları geri yolluyordu

Ellis Adası'na getirilen göçmenler tek sıra halinde Büyük Salon'a giriyorlar, "kafes" diye bilinen demir parmaklıkların arasından yürüyorlardı. Tıbbi muayenelerini yapanlar, onlarda sağlık kusurları arıyorlar ve bulgularını omuzlarına tebeşirle yazıyorlardı: G guatr demekti, K fıtık ve X de zeka geriliği. Bulaşıcı hastalıklar için ayrı bir kontrolden geçiyorlardı. En sık rastlanan geri çevrilme nedeni, ileride körlüğe yol açabilecek trahom hastalığıydı. Sonra kayıt işlemine sıra geliyordu, bir çevirmen yardımıyla göçmenlere "Paran var mı?", "Okuman yazman var mı?", "Yol paranı kim dedi?" gibi 30 kadar soru soruluyordu.

Bu heyecanlı köylülerle karşı karşıya kalan resmi görevliler kimi zaman yanlış bilgi yazıyorlardı. Birçok göçmenin Ellis Adası'ndan yanlış adla ayrılmış olduğu söylenir. Bir "Johannes" Joe Arness'e dönüşebilirdi; bir Alman o kadar korkmuştu ki sorulduğunda "Ich vergesse!" (Unuttum) diye yanıtlayınca ismi "Ferguson" olarak kayda geçirilmişti. Akıl karıştıran, acımasız bir süreçti bu ve merkeze "Gözyaşı Adası" adının takılmasına yol açmıştı ve geri çevrilenler nispeten azdı. 10 göçmen adayından ancak 2'si geri gönderiliyordu, genelde toplum açısından ''istenmeyen kişi" oldukları için değil de, ileride devlete yük olabilecekleri için.

Bir kez salondan çıkınca eşyalarını geri alıyor, ailelerinin yanına varıyor, sonra da ya New York ya da New Jersey'ye giden feribotlara biniyorlardı. Giyecek çıkınlarını sımsıkı kavramış ve canlarını kurtardıkları için içleri rahatlamış olarak bilinmedik bir toprakta kendilerine yeni bir yaşam kurmak için yola koyulma zamanıydı.

1892'de açılan Ellis Adası ve Amerikan Rüyası'nın başladığı yer yazımız bitti. Benzer içerikler için: https://2ladd.com/k/tarih-kultur/