I. Charles'ın idamı: Kral idam sephasında can veriyor

İngiltere Kralı I. Charles, idam emrinin infaz edileceği günün şafağında St. James Sarayı'ndaki odasında uyandı. Perdeleri açtı ve yatağının yanındaki bir şiltede uyumakta olan hizmetkarı Thomas Herbert'i uyandırdı. "Kalkmak istiyorum" dedi. "Bugün yapılacak önemli bir işim var." Kral yıkandı ve Herbert'le sohbet ederken özenle giyindi. "Bu benim ikinci evlilik günüm" dedi. "Bugün olabildiği kadar şık görünmeliyim, çünkü gece yarısından önce sevgili İsa'ya kavuşacağımı umuyorum."

I. Charles'ın idamı

Yıllar boyunca parlamentonun otoritesine ısrarla karşı geldikten, tebaasına ağır vergiler yükledikten, Katoliklerle işbirliği yaptıktan ve bütün bunların sonucu yaşanan korkunç bir iç savaşa neden olduktan sonra Kral I. Charles, Parlamento'daki düşmanları tarafından toplanan bir mahkemede yargılandı ve ''vatana ihanet"ten suçlu bulundu. Cezası 30 Ocak 1649 günü saat 10:00'dan hemen infaz edilmek şartıyla idam edilmesine karar verildi.

Dışarıda hava serindi ve Kral üst üste iki gömlek giymişti. Dediğine göre böylece soğuktan titremeyecek ve korkudan titrediği düşünülmeyecekti. Saat 10:00'dan hemen önce görevli subaylardan Albay Francis Hacker St. James Sarayı'na geldi ve Charles'a, Whitehall'daki ziyafet salonlarına gitme zamanının geldiğini haber verdi. Oradaki kuzey duvarının önüne siyah kumaşla örtülmüş bir idam sehpası yerleştirilmişti. O sırada 49 yaşında olan Kral Whitehall'a doğru yola çıktığında St. James parkının zemini don nedeniyle buzlanmıştı.

Kendisine, hizmetindeki bir subay olan Albay Matthew Tomlinson ve Londra piskoposu William Juxon eşlik ediyordu. Thomas Herbert en arkadan yürürken, bu küçük grubu mızraklı baltalarla silahlanmış askerler koruyordu. Kortej sadece ve bu kış sabahında kasvetli parkın içinde yol alırken trampetler çalıyor ve bayraklar dalgalanıyordu.

İdam çağrısı

Kısa süre sonra Kral parktan Whitehall Sarayı'nın binalarına geçen ahşap merdiveni tırmanıyordu. Çok iyi tanıdığı koridorlardan geçerek birinci kattaki birkaç odalı özel dairelerden birine girdi ve kendisini idam sehpasına davet edecek olan çağrıyı beklemeye başladı. Ne var ki çağrı gelmiyordu. Cellat Richard Brandon Charles'ın boynunu vurmayacağını söylemişti: Kralı öldürdüğü takdirde fanatik kral yanlılarınca katledilmekten korkuyordu. Brandon'ın her zamanki yardımcısı da bulunamadı.

Sonunda, kimliklerinin saptanamaması için yalnızca takma sakal ve peruk kullanmalarına izin verilmesi durumunda bu görevi üstlenmeyi kabul eden herhangi iki adam bulundu. Öğlen saatlerinin gelip geçmiş olmasına rağmen hala infazın gerçekleşeceğine dair bir belirti yoktu. Öğleden sonra saat 14'ten kısa bir süre önce Albay Hacker beklenen işareti verdi: Gitme zamanı gelmişti. Hacker yolu gösterirken Kral omuz omuza duran silahlı askerlerin arasından hızla yürüyerek Büyük Ziyafet Salonu'ndan geçti.

Charles maskeli baloların yapıldığı salonu son kez göründüğünden beri bina önce parlamento, sonra da ordu tarafından devralınmıştı; bakımsız durumdaydı ve her yeri toz toprak içindeydi. Rubens'in süslemiş olduğu tavan hala sağlamdı, fakat Whitehall'a nazır pencerelere çoktan kapatılmıştı.

Kral'ın son isteği

I. Charles bu acılı vesile için açılmış diğer bir pencereden çıkarak idam sehpasına yürüdü. Siyah kumaşla örtülmüş parmaklıklar onu aşağıda toplanmış olan kalabalıktan gizliyordu. Fakat yakındaki binaların damlarından izleyenler Kral'ın orada olduğunu bağırarak haber verdiler. İnfaz kütüğü diz hizasındaydı. I. Charles bu kadar eğilmek zorunda kalmamak için daha yüksek bir kütük bulunup bulunamayacağını sordu. Cevap "hayır"dı.

Bunun üzerine Kral, yanında bulunanlara ölümle yüz yüze gelmesine neden olan olaylarla ilgili duygulu bir konuşma yaptı. Kral'ın konuşmasının sonuna doğru subaylardan biri kazara celladın baltasına dokundu. "Baltayı incitme" diye haykırdı I. Charles, "bu beni incitebilir!"

Hemen sonra cellada dönerek "Kısa bir dua edeceğim ve sonra ellerimi uzatacağım" dedi. Bu, baltanın kullanılması için işaret olacaktı. Sonra piskopos Juxon'dan beyaz saten gece başlığını alarak başına yerleştirdi ve piskopostan omuzlarına kadar uzanan saçlarını toplamasına yardım etmesini istedi.

Ölümden korkmuyorum. Ölüm benim için korkunç değil. Ulu Tanrı sayesinde, hazırım.

I. Charles

"Emredersiniz Majesteleri"

Kral Şövalyelik Nişanı'nı Juxon'a uzattı ve bir tek kelime söyledi: "Anımsa." Sonra yere yattı, başını kütüğe koydu, cellat başlığından taşan saçlarının baltayı engellemesini önlemek için eğildiğinde kaşlarını çattı. Tekrar "İşareti bekle" diye emretti. Cellat "Emredersiniz Majesteleri" diye yanıtladı.

Birkaç saniye sonra Charles ellerini uzattı, balta yükseldi ve indi. Kralın başı tek bir darbeyle düşmüştü, cellat herkesin görmesi için kesik başı muzaffer bir şekilde yukarı kaldırdı. Kalabalıktan muazzam bir inleme yükseldi. Hatıra avcıları askerlerin oluşturduğu safların arasından sıyrılarak idam sehpasına ulaştı ve aşağıya doğru akmış olan kanı ellerindeki mendillerle sildiler.

Ertesi gün Kral'ın başı yerine dikilmiş ve mumyalanmış bedeni kurşunla kaplanmış bir tabuta yerleştirilmişti. Bir hafta sonra I. Charles merasim yapılmadan Windsor Kalesi'nde gömüldü. Sonunda huzura kavuşmuştu.