Kategoriler
Tarih & Kültür

Afrika kıtasını keşfeden büyük kaşifin hikayesi

Dr. David Livingstone ile ilgili ilk yazımızda Livingstone'un keşif günlüğü ve yöntemleri hakkında bilgi sahibi olmuş ve ölümüne kadar olan süreci anlatmıştık. Yazının bu bölümünde Livingstone'un misyonerliğini, Stanley'in kaşif olma planını ve elbette Nil'in kaynağını bulma arzusuyla ilgili kronolojik süreçten bahsedeceğiz.

Dr. Livingstone ne zaman misyoner oldu?

İskoçyalı yoksul bir ailenin oğlu olan David Livingstone, Lanarkshire bölgesinde sanayi kasabası Blantyre'de, 19 Mart 1813'te doğdu. On yaşındayken, oradaki bir cırcır atölyesinde çalışmaya başladı ve 14 yılını burada geçirdi. Bir yandan da akşam okuluna gitti, Latince ve Yunanca öğrendi ve Çin'de misyoner hekim olmaya karar verdi.

Livingstone 1840'ta, Glasgow'da tıp eğitimi aldıktan sonra, doktor olmuş ve Londra Misyoner Derneği tarafından rahipliğe kabul edilmişti. Afyon Savaşı Çin'e gitmesini engelleyince Güney Afrika'ya yola koyulmuş ve Mart 1841'de Cape Town'a gelmişti. Hristiyanlığı benimsetecek insan arayışı onu tehlikeli Kalahari bölgesine götürmüş ve 1842 yazına gelindiğinde, ondan önce hiçbir beyazın gidemediği kadar kuzeye çıkmıştı.

Livingstone iki yıl sonra, Kalahari Çölü'nün sınırında bir misyon merkezi kurmak üzereyken bir aslanın saldırına uğradı; bu yüzden sol kolunu bir daha omuz hizasından yükseğe kaldıramayacaktı. 1845'te bir misyonerin kızı olan ve onunla birlikte birçok araştırma gezisine katılan Mary Moffat'la evlendi. Livingstone ayrıca doğu kıyısında çoğu zaman Arapların yönettiği köle ticaretine karşı da kampanya açmıştı.

1852'de, dört yıllık bir keşif gezisine çıktı. Bu gezi sırasında hem ticaret yolları belirlemek ve hem de Transvaal bölgesine yerli misyonerler yerleştirmek için uğraştı. Orta Afrika konusunda zengin bir bilgi hazinesi edindi ve 1856'da İngiltere'ye döndüğünde bir kahraman olarak karşılandı. Hükümet onun bir sonraki araştırma gezisine parasal katkı sağladı, 1858'den 1864'e kadar Zambezi Irmağı'nı keşfe çıkacaktı. Bu sefer sırasında karısı öldü ve Afrika'da gömüldü. Livingstone'un Nil'in kaynağını aramak üzere çıktığı son seferi, Ocak 1866'da başladı.

İLGİLİ:  Dünya tarihi /1450–1460/ Konstantinopolis'in fethi, Yüz Yıl Savaşlarının sonu,Gutenberg İncili

Stanley nasıl kaşif oldu?

29 Ocak 1841'de Galler Bölgesi'nin Denbigh kasabasında doğan Stanley, ilk gençlik döneminde Liverpool'a kaçmış ve bir gemiye tayfa olarak binip New Orleans'a gitmişti. Orada ona kendi adını veren, Henry Stanley adındaki bir pamuk komisyoncusuyla arkadaş oldu. Amerikan İç Savaşı'nda bir Konfederasyon askeri olarak hizmet veren Stanley, gazeteciliğe yöneldi. 1868'de Habeşistan'daki başkent Magdala'da hapsedilmiş İngiliz diplomatlarla ailelerini kurtarmak üzere gönderilen bir İngiliz kuvvetine katıldı.

Gönderilen kuvvetin Magdala'yı nasıl ele geçirdiğini, İngilizleri nasıl özgür bırakıp sonra kenti nasıl yağmaladığını New York Herald gazetesinde ilk yazan Stanley oldu. Bu atlatma haber, etkili olsun diye sonradan adına "Morton"u ekleyen 27 yaşındaki muhabirin dünyanın önde gelen gazetecileri arasına girmesini sağladı. 1869'da, Herald'ın sahibi James Gordon Bennett'in oğlu Stanley'i Paris'e çağırdı ve ona "Livingstone'u bul" dedi.

Livingstone'un 1873'te ölümünden sonra Stanley, Afrika keşif gezilerini İskoçyalının bıraktığı yerden devraldı. Victoria ve Tanganika göllerini çepeçevre dolaştı ve Kongo'dan aşağıya, Stanley Gölcüğü diye adlandırdığı göle ve oradan da Livingstone Çağlayanları adını verdiği çağlayanlara indi. 1879'da, Belçika Kralı II. Leopold'un desteğiyle Kongo Bağımsız Devleti'nin kurulmasına yardım etti. 1890'larda Londra'ya döndüğünde North Lambeth bölgesinden milletvekili seçildi ve kendisine "Sir" unvanı verildi. Mayıs 1904'te öldü ve memleketi Surrey Pirbright'taki safiye evinin yakınına gömüldü.

Livingstone ve Stanley neden eleştirildi?

Livingstone ile Stanley'e yağdırılan bunca övgü ve ödüle karşın, bu iki araştırmacıyı takdire şayan bulmayanlar da yok değildi. Kraliyet Coğrafya Derneği, Livingstone'un ormanların ortasında "bulunmasını" heyecan yaratacak bir gazete haberinden pek de farklı görmüyordu. Derneğin başkanı Sir Henry Rawlinson, "Livingstone'u bulup ortaya çıkaran, Stanley değil, Stanley'i bulan Livingstone olmuştur!" diyordu.

İLGİLİ:  Dünya tarihi /1401–1420/ Büyük Kuzey Savaşı, Timurlenk'in Çin seferi, Agincourt Muharebesi

Stanley Afrikalı işçilerine "vahşiler" gibi davranmakla ve yoluna çıkan yerlilere karşı gereksiz şiddet kullanmakla suçlanıyordu. Livingstone genelde taşıyıcılarla iyi geçindiği halde son gezilerinde onlarla kavga eder olmuş, birkaçının kaçmasına yol açmıştı. İskoçyalı ayrıca yapmaya niyetlendiği birçok işte başarısızlığa uğramakla da eleştiriliyordu.

Örneğin, misyoner olarak yaşadığı bunca zaman içerisinde bir tek misyon merkezi kurabilmiş değildi. Nil'in kaynağını araştırma işinde de yolunu şaşırmıştı. Daha özelinde ise karısının ölümüyle sonuçlanacak ateşli hastalığa yakalanmasına seyirci kalmış, çocuklarını yıllarca evde yalnız bırakmıştı.

Daha da önemlisi Livingstone da, ondan sonra Stanley de insanların ve devletlerin Afrika konusundaki heveslerini kamçılamışlardı. Bu, toprak elde etme hırsı anlamına geliyordu ve XX. yüzyılın başlarında bu yarışa katılan beş ülke – İngiltere, Belçika, Fransa, Almanya ve Portekiz- kıtanın büyük bölümünü kendi aralarında bölüşüp paylaşmışlardı.

Nil'in kaynağı için uzun araştırma

Eski Yunanlılardan beri araştırmacılar, dünyanın en uzun ırmağı olan Nil'in kaynağını büyük bir gayretle arayıp durmuşlardı. Afrika'da 6695 km boyunca akan bu ırmak, iki önemli koldan oluşur: Beyaz Nil ve Mavi Nil. Bu iki kol Hartum'da birleşir ve ırmağın daha küçük bir kolu olan Atbera Irmağı da 320 km kadar aşağı çığrında ana ırmağa katılır.

  • Eski Yunanlılar: MÖ 457'de "tarihin babası" olarak bilinen Yunanlı gezgin ve tarihçi Herodoros Mısır'ı ziyaret etti ve Nil Irmağı'ndan yukarı, Assuan'daki birinci çağlayana kadar çıktı.
  • Eski Mısırlılar: Mısırlı yelkenliler Nil'den yukarı bugünkü Hartum'un bulunduğu yerden ileriye gidemediler ve ırmağın büyük bölümü keşfedilmeden kaldı. Bu yüzden Herodotos'a kimse, ırmağın nereden doğduğu konusunda bilgi veremedi.
  • Romalılar: MS 66'da Roma İmparatoru Neron, iki askerini Nil Irmağı'nı tekneyle fethetmelerini emrederek gönderdi. Askerler geniş bir bataklık bölgeye gelinceye kadar güneye doğru ilerlediler ve bu bölgeye Sudd adını verdikten sonra geri döndüler.
  • 1613 Pedro Paez: Pedro Paez adında Ortadoğu'da çalışan Portekizli bir rahip, Mavi Nil'in kaynağını, doğru olarak bugünkü Etiyopya'da Tana Gölü olarak saptadı.
  • 1856-1858 John Speke: İngiliz araştırmacı Yüzbaşı John Speke, Richard Burton'la seyahat ederken, Victoria adını verdiği gölü gören ilk Avrupalı oldu. Speke, daha sonra gölden çıkıp kuzeye doğru akan bir ırmak gördü ve Nil olarak tanımladı. Speke'in gözlemi, 1862-1864'te Samuel ve Florence Baker adlarındaki bir İngiliz çift tarafından doğrulandı ve onlar da Albert Gölü adını verdikleri gölü gören ilk Avrupalılar oldular. Göle güneydoğudan girip oradan çıkarak kuzeye doğru akan ırmağı da Nil olarak kayda geçirdiler.
  • 1864 Burton, Livingstone: John Speke'le birlikte Tanganika Gölü'ne ulaşmış olan Sir Richard Burton ile David Livingstone, Nil'in kaynağının Victoria Gölü'nün güneyinde olduğuna ve Speke'in savunduğu gibi ırmağın Victoria Gölü'nden kaynaklandığına inanıyorlardı.
  • 1873-1876 General Gordon: İngiliz komutan General Charles George, Gordon Speke'in haklı olduğunu ve Nil'in Victoria Gölü'nden kaynaklandığını doğrulayan bir gezi yaptı.
İLGİLİ:  Dünya tarihi /1850–1856/ Taiping Ayaklanması, 1854 Kırım Savaşı, 1853 ABD-Japonya ticareti

Ptolemaios 1700 yıl sonra haklı çıktı

MÖ 150'de Yunanlı coğrafyacı Ptolemaios gezginlerden duyduğu anlatılara dayanarak Nil'in bir haritasını çizmişti. Nil'in kaynağının tepeleri karlı Ay Dağları'nda (bugünün Ruanda'sındaki Rowenzori Dağları) gösterdi. Nil'in kaynağının coğrafyası 1887-1889'da H.M. Stanley tarafından saptandı. Semliki Irmağı'nın dağdan aşağıya, Edward Gölü'nden Albert Gölü'ne, Gordon tarafından, Victoria Gölü'nden geldiği kanıtlanan ırmakla karışarak aktığı gözlemlenmişti. Victoria'nın Nil'in kaynağı olduğu doğrulanmış ve Ptolemaious'un haritasının dikkat çekecek kadar doğru olduğu görülmüştü.

Dr. David Livingstone – Afrika kıtasını paylaşıma açacak keşifler yazımız burada son buldu. Benzer içerikler için: https://2ladd.com/k/tarih-kultur/

Yazar Burcu Kara

Genellikle modern tarih, yakın tarih ve popüler bilim üstüne içerikler üretiyor. Özel ilgi alanları arasında Kuzey Afrika ve Güney Amerika'nın sömürge tarihi ve Avrupa'daki eski monarşiler yer alıyor.