Arnavutluk: Tarihi, etnik kökeni, ekonomisi, dini ve dili

Çoğunluğu Müslüman olan Arnavutluk resmi dini ateizm olan ilk ülkedir

arnavutluk ülkesi

Arnavutluk Güney Avrupa'da bir ülke. Adriyatik Denizi'ne girişi olan Otranto Boğazı üzerinde, Balkan Yarımadası'nın batı kesiminde yer alıyor. Başkenti Tiran'dır. Arnavutlar kendilerine "kartalların oğlu" anlamına gelen "shqiptarë" adını takıyor. Arnavutça dili Shqip olarak geçiyor ve Shqipëria ise Arnavut ülkesi demek. Kısacası bu insanlar kartalları seviyorlar. Genelde kendilerini MÖ 2000 yıllarında (Bronz Çağı) Orta Avrupa'nın güneyine, Arnavutluk topraklarına göç eden eski İliryalıların torunları olarak görüyorlar. Engebeli ve dağlık toprakları nedeniyle tarihleri süresince görece izole ve gizlilik içinde yaşadılar.

Arnavutluk hakkında bilgiler

  • Resmi adı: Arnavutluk Cumhuriyeti (Republika Shqiptare)
  • Başkenti: Tiran
  • Nüfusu: 2.88 milyon (2019)
  • Resmi dilleri: Arnavutça
  • Para birimi: Leki (ALL)
  • Hükümet şekli: Parlamenter cumhuriyet
  • İklimi: Akdeniz iklimi; ılık, yağışlı kışlar; sıcak, kurak yazlar
  • Yüz ölçümü: 28.748 kilometrekare
  • En yüksek noktası: Korab Dağı (2764 metre)
arnavutluk bayrağı
Çift başlı kartal bağımsızlık, kırmızı ise cesaret, güç ve yiğitlik anlamlarını taşıyor.

Tarihi

Arnavutluk, Adriyatik ve İyonya denizlerindeki konumu nedeniyle çeşitli ulusları fethetmek isteyen imparatorluklar için tarih boyu köprü görevi gördü. İliryalılar MÖ 2. yüzyılda Romalılar tarafından fethedildi ve MS 4. yüzyılın sonlarında Bizans İmparatorluğu yönetimine girdi. Vizigotlar, Hunlar, Bulgarlar ve Slavların yüzyıllar süren işgalinden sonra Arnavutlar 15. yüzyılda nihayet Osmanlılar tarafından fethedildi. Osmanlı yönetimi Arnavutluk'u dört yüzyıldan fazla bir süre Batı medeniyetinden ayırdı. Ancak 19. yüzyılın sonlarında ülke kendisini Osmanlı etkisinden uzaklaştırmaya ve eski eğilimlerini yani Batı'ya yakınlığını yeniden tutkulamaya başladı.

Arnavutluk 1912'de bağımsızlığını ilan etti. Ancak sadece ertesi yıl sınırları Avrupa'nın büyük güçleri (Avusturya-Macaristan, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ve Rusya) tarafından parçalanmaya başladı. Topraklarının ve insanlarının yaklaşık yarısını komşu devletlere kaybetti. Dünya Savaşları süresince monarşi ile yönetilen Arnavutluk, II. Dünya Savaşı'nın şiddetiyle, yaşamın neredeyse tüm yönlerinin iktidar partisi tarafından kontrol edildiği komünist devlet halini aldı. 1989'da diğer komünist rejimlerin çöküşüyle ​​Arnavutluk'ta yeni sosyal güçler ve demokratik siyasi partiler ortaya çıktı. Ülkenin tekrar Batı'ya yönelimini sürdürmesini sağladı. Arnavut halkı kendi etnik kimliklerini, kültürel miraslarını ve bireyselliklerini koruyarak Batı teknolojisini ve kültürel başarılarını benimseme şansını yakaladı.

arnavutluk haritası
Toprakları dört Avrupa ülkesiyle çevrili

Kara özellikleri

Arnavutluk komşuları kuzeybatıda Karadağ, kuzeydoğuda Kosova, doğuda Kuzey Makedonya, güney ve güneydoğuda Yunanistan olarak sıralanıyor. Batı ve güneybatıda Adriyatik ve İyonya denizleriyle çevrili. Batı Arnavutluk ülkenin en önemli tarım ve sanayi bölgesidir ve en yoğun nüfuslu yeridir.

Ülkenin en uzun nehri Kosova'dan çıkan Drin'dir (yaklaşık 280 km). Diğer Akdeniz ülkeleri gibi Arnavutluk iklimi de karakteristik olarak sıcak, kurak yazlar ve yağışlı kışlardan oluşur. Etkileyici bir biçimde Arnavutluk'un neredeyse tamamı ağaçlar ve ormanlarla çevrili. Ormanlar toplam karanın yaklaşık üçte birini oluşturuyor.

İnsanları

iskender bey arnavut
Arnavut komutan İskender Bey heykeli

Arnavutluk, Avrupa'nın en homojen nüfuslarından birine sahip. Arnavut olmayanlar toplam nüfusun onda birini oluşturuyor. En büyük azınlıklar Ulahlardır. Onları güneydoğuda yaşayan Rumlar ve doğu sınırında bulunan Makedonlar izliyor. Gegalar (kuzey) ve Toskalar (güney) ülkeye özgü iki etnik gruplar. İsimleri Osmanlı zamanında konuldu. Kabileler halinde yaşayan Gegaların bajraktar (bayraktar) isimli klan liderleri vardı. Savaşçı ve özgürlükçü kişilikleri gereği hep dış otoriteye karşı çıkma eğiliminde oldular. Komünist yönetime kadar Gegalar siyasette söz sahibiydi ancak müdahale edilerek zayıflatıldılar. Gegaların ataerkil aileleri Sırbistan, Karadağ, Kosova ve Kuzey Makedonya'daki varlıklarını sürdürüyor.

Güney bölgeleri dış dünyaya daha açık olduğundan Toskalar Gegalardan daha fazla dış müdahaleye maruz kaldılar. II. Dünya Savaşı'ndan önce yarı yarıya ülkeye bağlı bir toplumdu. Nüfusun çoğunu oluşturan köylüler geçim düzeyinde yaşarken, küçük bir grup arazilerin üçte ikisinin sahibiydi. Komünist hareket ilk desteğinin çoğunu güneydeki Toskalardan aldı.

Dilleri

Arnavutlar tarafından shqip veya shqipe olarak adlandırılan Arnavut dili, dilbilimcilerin ilgisini çekmektedir. Çünkü artık konuşulmayan İlirya dilinden gelir ve Hint-Avrupa dil ailesinin hayatta kalan tek üyesidir. Yabancıların yüzyıllarca süren yönetiminden etkilenen Arnavutça'da Latince, Yunanca, Türkçe, İtalyanca ve Slav dillerinden birçok kelime var. İki ana lehçeye sahip: Shkumbin (İşkomi) Nehri'nin kuzeyinde konuşulan Gega ve güneyde konuşulan Toska. Gega lehçeleri Sırbistan, Karadağ, Kosova ve Kuzey Makedonya'da da konuşuluyor ve Toska lehçeleri ise Arnavutluk'taki Yunanistan ve İtalya toplulukları arasında yaygın. Bu iki lehçede farklılıklar olsa bile Arnavutlar birbirlerini zorlanmadan anlayabiliyorlar.

Resmi görevler ve kilise işleri yüzyıllar boyunca Latince veya Yunanca üzerinden yürütüldü. Arnavutça kesin bir ortografik elde edemedi. Bu durum 1908 yılında Roma alfabesine dayanan yazı sistemine geçilmesiyle ilk kez değişti. Bu zamandan önce Arnavutluk'ta basılan yayınlar farklı alfabelerin bir karışımını kullanıyordu: Latin, Yunanca, Turko-Arapça ve Kiril gibi. On yıllar sonra merkezdeki Elbasan bölgesinin Gega lehçesine dayanan birleşik bir dil oluşturmak için girişimler yapıldı; ancak tüm basılı materyaller 1972 yılına kadar Toska lehçesiyle basıldı. Karar Tiran'da yapılan bir Ortografi Kongresi'nde alındı.

Dini

Yaklaşık beş yüzyıl Osmanlı yönetiminde kalan Arnavutluk ağırlıklı olarak Müslüman bir ülkedir. Bununla birlikte komünist rejim zamanında uygulanan katı ateizmin bir sonucu olarak Arnavutların çoğu bugün dini gereklilikleri çoğunlukla yerine getirmemektedir. Büyük ölçüde laik yaşam tarzını uyguluyorlar. Komünist parti 1967'de Arnavutluk'u ateist bir ülke ilan etti. Dünya'da bir ilkti. Yönetim tüm ibadet yerlerini (kiliseler, camiler ve manastırlar) kapattı. Dini mülklere el konuldu ve dini araştırmalar yasaklandı. 45 yıllık mutlak yönetimde komünistler inananlara karşı büyük çapta zulmetti. 1990'da ibadet özgürlüğü tekrar sağlandığında kiliseler ve camiler yeniden açıldı.

Arnavut nüfusunun yaklaşık onda yedisi nominal olarak Müslüman. Bunların yarısından fazlası Sünni Müslümanlar'dan oluşuyor ve bir sonraki en büyük grup Bektaşi tarikatıdır. Doğu Ortodoksisi nüfusun yaklaşık beşte birini oluşturuyor. Roma Katolikliği nüfusun yaklaşık onda birini kapsıyor. İslam genel olarak ülke çapında yayılmaya devam ediyor. Roma Katolikleri ülkenin kuzey kesimine, özellikle de Shkodër şehrine yerleşmişken, Ortodoks Hristiyanları, Gjirokastër, Korçë, Berat ve Vlorë güney ilçelerinde öne çıkmaktadır. Üsküp doğumlu etnik Arnavut Rahibe Teresa bir halk kahramanıdır. 20. yüzyılda Roma Katolik misyoneri olarak Hindistan'da hizmet verdi.

Ekonomisi

İktidardaki komünist parti 1991'e kadar beş yıllık planlarla ülke ekonomisini yönetti. Tüm üretim araçları devlet kontrolü altındaydı, tarım tamamen kollektifleştirildi, sanayi devletleştirildi ve özel teşebbüs kesinlikle yasaklandı. Anayasa hükmü ile dış yardım istemek, kredi almak veya yabancı yatırıma izin vermek yasaklandı. ABD, Avrupa Birliği ve Uluslararası Para Fonu'ndan gelen destekle 1990'ların ortalarında yabancı yatırım geri geldi. Arnavutluk şimdi son on yıldır bölgenin en hızlı büyüyen ekonomileri arasında. Buna rağmen Avrupa'nın en fakir ülkelerinden biri olmayı sürdürüyor.

Arnavutluk tarihi, etnik kökeni, ekonomisi, dini ve dili yazımız burada son buldu. Daha fazla içerik için bu bağlantıyı takip edebilirsiniz: https://2ladd.com/k/tarih-kultur/