Demokrasinin temel ilkeleri: Çoğulculuk ve katılım

Dar bölge seçim sistemi ve Avrupa’nın yöntemi

Demokrasinin ilkeleri yazı dizimizin 6. bölümündeyiz. Birinci bölümde Temel haklar ve güçler ayrılığı, ikinci bölümde Sivil toplum ve refah devleti , üçüncü bölümde Demokratik yönetimin temel biçimleri , dördüncü bölümde ABD'nin yönetim sistemi ve beşinci bölümde İngiliz yönetim sistemi hakkında yazmıştık. İnsanlar seçimlerde oy kullanmanın dışında, siyasal partilerde veya çıkar gruplarında aktif rol üstlenerek demokratik karar alma sürecine katılabilir.

Bir liberal demokrasinin siyasal gerçekliğinde sadece parlamento ve hükümet gibi devlet organları yer almaz. Yurttaşların siyasal kararlara etkide bulunmasını sağlayan siyasal partiler, dernekler ve medya gibi kurumlar da büyük önem taşır.

Partilerin görevleri

Siyasal partiler devlet ile toplum arasındaki en önemli aracılarıdır. Devletin yönetim biçimi konusunda benzer görüşlere sahip yurttaşlar bir araya gelir. Partiler böyle fikirler derleyerek bir siyasi programa dönüştürür, bunu halka açıklar ve siyasal önderleri yetiştirir.

Avrupa'nın büyük bölümünde partilerin sıkı bir örgütsel yapısı vardır; hatta Almanya'da anayasal statü taşıyan partilere kamu kaynaklarından mali yardım yapılır. Buna karşılık ABD'de partiler bütünleşik bir felsefeye sahip bir örgütten ziyade tekil grupların gevşek bir birliği niteliğini taşır. Asıl amaçları kamu görevleri için adaylar göstermektir. Kongre üyeleri parti ilişkisinden bağımsız kararlar almakta serbesttir. Adayların partilerin eyalet örgütlerince seçilmesi nedeniyle, Kongre'deki parti grubu yönetimi tasarılar için senatörlerin ve temsilcilerin hangi yönde oy kullanacağını pek fazla etkileyemez.

Oysa ulusal parti merkezinin seçime girecek adayları belirleme sürecini denetlediği İngiltere'de Avam Kamarası'ndaki parti liderleri bir "grup kararı" dayatabilir; parlamenterlerin bir isyanı parti önderliğinin otoritesini sarsmaya yönelik bir girişim olarak görülebilir.

Bireysel çıkarların partisi

Bir demokraside her yurttaş kendi çıkarlarını dile getirmek üzere kulüplere ve derneklere üye olma hakkına sahiptir. Meslek birliklerinin yanı sıra çeşitli alanlarda siyasal bakımdan aktif gruplar vardır: Ekonomide işveren örgütleri ve sendikalar; sosyal refah alanında hayır grupları ; sosyal-siyasal alanlarda çevreci gruplar. Genelde bunların hepsi siyasal karar alıcılar üzerinde baskı kurmak için amaçlarını kamuoyuna duyurmaya çalışırlar.

Böyle grupların örgütlenme biçimleri uluslararası düzeyde farklılıklar gösterir. Örneğin, Almanya'da birçok merkezi şemsiye örgütü varken, ABD'de sendikalar ve işveren kuruluşları çoğulculuğa dayanır. Sosyal bakımdan daha önemli bir örgütlenme, karar makamlarıyla daha doğrudan temas kurulmasıdır. Lobiciler ya da çıkar gruplarının temsilcileri dünya genelinde kendilerini ilgilendiren kararlar için politikacıları etkileme uğraşına girerler.

Seçim sistemleri

Oylar parlamentodaki partilerin siyasal bileşimine dönüştürmek için temelde başvurulan iki işlem vardır. Başka ülkelerin yanı sıra Büyük Britanya ve ABD'de dar bölge basit çoğunluk sistemi uygulanır ve bir seçim bölgesine ayrılmış bütün sandalyeler en fazla oyu alan partiye verilir. Öbür partilere verilmiş oyların artık hiç önemi kalmaz. Bu yöntem tek partinin parlamentoda kararlı bir çoğunluk elde etmesini sağlar.

Ama çoğu Avrupa ülkesinde seçim bölgesindeki sandalyeler alınan oy oranına göre partilere dağıtılır; bu nispi temsil sistemiyle halkın iradesi parlamentoya olabildiğince tam yansıtılır.