İslam bilimi Avrupa'ya nasıl ve nereden aktarılmıştır?

Modern Avrupa’nın ortaya çıkmasına neden olan İslam toplumlarından getirilen bilim

İslam bilimi

İslam bilimi hakkında sıklıkla iddia edilen şey; Avrupa'nın ilerlemesinin ana kaynağı olduğudur. Öyleyse detaylıca anlatalım. Avrupa düşünsel hayatı 11. yüzyılda hızlı bir değişime tanık oldu. Ticaret ve üretim geliştiğinden şehirlerde bir orta sınıf oluşmaya başladı. Dünyevi ve maddi konulara karşı ilgi arttı. Zenginleşen orta sınıf ve gelişen ekonomik faaliyetle birlikte Roma Katolik Kilisesi'nin kaynakları çoğaldı. Bu kaynaklar diğerleriyle birlikte özellikle eğitimin gelişmesinde kullanıldı.

İslam bilimi Avrupa'ya nasıl taşındı?

Ortaçağ Avrupa'sında bilim ve eğitimin tek sahibi kiliseydi. Ancak, kilise okullarının amacı rahip ve papazları yetiştirmek olduğundan, bu okulların bilimsel eğitim seviyesi çok düşüktü. Okullarda temel aritmetik hesap yöntemleri ve Öklides geometrisi okutulur, önermeler kanıtlanmaksızın verilir, özellikle Cermen kavimlerinin folkloruna dayanan gökbilim bilgileri, basit geometri ve kimyaya dayanan temel metalürji ve kumaş boyama teknikleri aktarılırdı. Buna rağmen İslam Bilimi, bu kilise okulları ve gelişen erken üniversiteler kanalıyla Latin Batı'ya ulaşır.

İslam bilimi, 12 ve 13. yüzyılda, görece çok uzun bir zaman süresinde Batı'ya yayıldı. 13. yüzyılda Avrupa biliminin gelişmesi için gerekli itici güç Yunan ve İslam eserleri çevrilerek sağlandı. İslam bilimi Avrupa'ya 12. yüzyıldan önce ilk olarak bazı yalıtılmış örnekler üzerinden ulaştı. Bunların içinde en belirgin ikisi, daha sonra Papa II. Sylvester olarak bilinen Aurillaclı Gerbert ve Afrikalı (Africanus) lakaplı Konstantin'dir. Papalığı kısa süren ve 1003'te ölen Gerbert uzun yıllar Hristiyan İspanya'da eğitim görmüş ve Arapçadan Latinceye çevrilen yazmalardan Arap Edebiyatı'nı öğrenmişti. Matematiğe duyduğu ilgi nedeniyle usturlabın Avrupa'da tanınıp bilinmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Bilindiği üzere bu aletle ilgili en eski Latince eser, 10. yüzyıl sonu ila 11. yüzyıl başlarında, Katalanya'daki Ripoli Manastırı'nda Arap kaynaklarından esinlenerek LIobet ya da Lopitus isimli birisi ve meslektaşları tarafından yazılır. Gerbert 967'de manastırı ziyaret eder ve eserin bir kopyasını alarak Fransa'ya götürür. Usturlap konulu bu eserde sadece basit problemler işlendiğinden çok ilkeldir ve hatalarla doludur. Ayrıca hazmedilmeden yazılmış metnin içinde anlamı karartan çok sayıda Arapça kelime vardır. Usturlap konusunu gerektiği gibi aktaran Avrupa kökenli eserler ancak 12. yüzyıldan sonra ortaya çıkmaya başlar.

Napoli Üniversitesi kuruluyor

 Afrikalı Konstantin 11. yüzyılda yaşamış, tıp üzerine yazılmış Arapça ve Yunanca metinleri tercüme eden mütercim / İslam bilimi
Afrikalı Konstantin 11. yüzyılda yaşamış, tıp üzerine yazılmış Arapça ve Yunanca metinleri tercüme eden mütercim

1087'de ölen Afrikalı Konstantin'in bir gölge kişiliği vardı. Şüpheli hayat hikayesine göre, İslam alimlerinin yaşam şekline uygun olarak Kuzey Afrika ve Orta Doğu'da seyahat etmiş, bilinmeyen bir nedenden dolayı doğum yeri Tunus'ta istenmeyen kişi (persona non grata) ilan edilerek İtalyan limanı Salerno'ya sığınmıştı. Huneyn ve oğlu İshak'a ilişkin risaleleri kopya ettiği ve kaynak belirtmeden kendisininmiş gibi tanıttığı aktarılır. Çevirilerinde özgün yazmaları serbestçe yorumladığı tenkit edilir. Yaptığı çevirileri 1127 yılında Antakyalı Stephen tarafından gözden geçirilerek düzeltilir. Stephen, Arapça metinleri Latinceye doğru çevirmek ve gerektiğinde özgün metinlerle karşılaştırmakla övünen, yeni nesil çevirmenlerdendir.

Haçlılar Akdeniz bölgesinde önemli ekonomik ve ticari faaliyetlerde bulunsalar da, bilimsel temas konusunda katkıları sınırlıdır. İslam bilimi Avrupa'ya örgütlü ve sistematik bir şekilde ancak Sicilya, Güney İtalya ve her şeyden önce İspanya gibi, İslam'dan yeni geri alınan ülkeler üzerinden aktarılır.

Sicilya'nın Normanlar tarafından fethi, Palermo'nun 1072'de düşüşüyle, fiilen gerçekleşir. Normanlar ve halefleri Hohenstaufenler Sicilya ve Güney İtalya'yı 1250'ye kadar yönetir. Hohenstaufen II. Friedrich, Napoli Üniversitesi'ni 1224'te kurar. Onun yönetimindeki Sicilya Saray Okulu'nda görevli Müslüman, Yahudi ve Hristiyan bilimciler, önemli Arapça eserleri Latinceye çevirir. Bu sürede Sicilya'da ilk İtalyan Ozanlar Okulu kurulur. Ayrıca saray İskoç Michael'i de cezp etmeyi başarır.

İslam bilimi Batı'ya aktarılırken İber Yarımadası önemli bir rol oynar. Güney'e doğru ilerleyen Hristiyan ordusuna, ileri İslam kültürünü benimsemeyi arzulayan bir alimler topluluğu eşlik eder. Kral ve piskoposların, Müslüman, Yahudi ve Hristiyan aydınların denetimindeki bilimsel çalışmaları ve çeviri faaliyetlerini himaye etmesi önem taşır.

En önemli merkez, 1130'da fethedilen Toledo'ya yeni tayin edilen Başpiskopos Raymond'un sarayında kurulan bir çeviri bürosuyla faaliyete geçer. 12. yüzyıl süresince bu merkezi Chesterli Robert, Bathlı Adelard, Cremonalı Gerard ve İskoç Michael gibi ünlüler ziyaret eder. Bunlar arasında en verimli ve Batı'da ünlü olan şüphesiz ki Cremonalı Gerard'dır (1114-1187). Arapça bilmesine rağmen, Arapça kitapları Latinceye çevirirken hep İspanyol Hristiyan ve Yahudi yardımcılardan yararlanır. İçlerinde felsefe, tıp, matematik, astronomi ve simya konulu eserlerin yer aldığı 87 adet kitabı özgün Yunanca ve Arapça nüshadan çevirdiği bilinir.

İslam bilimi üstünden matematik

  İbnü'l-Heysem (Alhazen)'in  Kitab el-Menazır adlı kitabı optik üstüne yazılmış ilk kitaptır
İbnü'l-Heysem (Alhazen)'in Kitab el-Menazır adlı kitabı optik üstüne yazılmış ilk kitaptır

Toledo'da ve diğer yerlerde de çok sayıda Arapça özel isim Latinleşir, örneğin İbni Sina için Avicenna, İbn Rüşd için Averroes, İbnü'l-Heysem için Alhazen, el-Bettani için Albatenius vs. kullanılmaya başlanır. Dante 14. yüzyılın ilk çeyreğinde yazdığı Cehennem'inde (Inferno) İbn Sina ve İbn Rüşd'ü erdemli Müslümanlar arasına katar ve "… İbn Sina'yı, Galienos'u büyük yorumcu İbn Rüşd'ü gördüm" der (Cehennem, Kanto IV, 142)

Bu dönemde Latinceye kazandırılan çok sayıdaki eserin arasında konumuz gereği Yunan kökenlileri ya da felsefe, metafizik ve tıpla ilgili eserleri bir kenara ayırmamız gerekir. Geriye kalanların sayısı bile çok fazladır ve sadece listelense bile sayfalar tutar. Burada bunların arasında sadece Avrupa biliminin gelişimine katkıda bulunan birkaçını göz önünde bulunduralım.

Muhammed b. Musa el-Harezmi'nin eserleri, Batı Ortaçağı'nda matematiksel düşüncenin gelişimini çok derinden etkiler. Ana eserlerinin büyük bir kısmı, 12. yüzyılda İspanya'da Latinceye çevrilir. Chesterli Robert cebir kitabını kısmen Liber algebras et almucabala ismiyle çevirir, kısa bir süre sonra Cremonalı Gerard bu kitabın başka bir çevirisini daha yaparak De jebra et al muqabala adını verir. Böylece, Avrupa'ya tanıtılan ve kelimelerle ifade edilen ilişkilerin yerini simgelerin aldığı cebir biliminde, yeni bir terminoloji gelişir. İlk çevirinin adında yer alan iki teknik terim 14. yüzyıl Canacci dönemine kadar kullanılmaya devam edilir, ancak kendisi sadece algebra (el-cebir) terimini kullanmayı yeğlediğinden al muqabala (el-mukabele) terimi zamanla unutulur.

Cebir kitabı çevrilirken neredeyse aydı dönemde Sevillalı John, el-Harezmi'nin özgün Arapça metni kayıp eserinin Latince çevirisini yayınlar. John'un çevirdiği kitabın adı Liber algorismi de practice arithmatica'ydı. Bu eser 10. yüzyılda İspanya'da bilinen dokuz ya da on rakamlı konumsal sayı sistemi ile oluşturulan işlemleri tartışır. Liber algorismi ve benzeri eserde toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemlerini, ondalık ve altmışlı kesirlerin hesaplanmasını ve ayrıca bunların Mısır kesirleri, diğer bir değişle payı 1 olan kesirlerin toplamı şeklinde ifade edilebileceğini tartışır. Bu sistem Avrupa'ya çeşitli İspanyol uyarlamalarıyla yayılır, bunların arasında Fibonacci'nin (yaklaşık 1170-1240) yaklaşımı da yer alıyor. Yöntem gökbilim işlemleri için uygun altmışlı kesirlere uygulanır ve kısa zamanda tüm üniversitelerin ders müfredatına girer.

El-Harezmi'nin etkin diğer bir kitabı Zic el-Sindhind'deki astronomi tabloları, Bathlı Adelard tarafından Latinceye çevrilir. el-Harezmi'nin ve diğer İslam yazarlarının trigonometrik fonksiyonlarla ilgili tablolarının çevirisi Avrupa'da Gerhard'ın Toledo Tabloları olarak bilinir. Bu dönemde, İslam kaynaklarından aktarılmış çok sayıda trigonometrik fonksiyonlarla ilişkili diğer tablolar da erişilebilir hale gelir. Trigonometri bundan önce Avrupa'da bilinmemektedir.

Usturlap benimseniyor

 Libros del Saber de Astronomia çalışması Avrupa'yı astronomi konusunda biraz daha ileri taşıyor
Libros del Saber de Astronomia çalışması Avrupa'yı astronomi konusunda biraz daha ileri taşıyor

Ptolemeos, Gerhard'ın yaygın Almagest çevirisi ile Avrupa gökbilimi üzerindeki baskın etkisini sürdürür. Avrupa'da 12. yüzyıl süresince, İslam gökbiliminin diğer eserleri de, Sevillalı John ve Tivolili Plato'nun çevirileriyle görülmeye başlanır. Takip eden yüzyılda 1277'de Kastilyalı X. Alfonso, amacı İslam bilimini Kastilya'ya kazandırmak olan bir destek program çerçevesinde, Libros del Saber de Astronomia isimli geniş kapsamlı bir eser yayınlatır. Bu çalışmada, astronomi konusundaki İslam eserlerinin doğrudan çevirileri bulunduğu gibi zaman ölçümleriyle ilgili bir bölüm de yer alır.

Usturlaplarla ilgili bilgilerin Avrupa'ya aktarılması konusunda ilk adımların 10. yüzyıl sonlarında atıldığı görülür. Ptolomeos'un stereometrik izdüşüm kuramı konulu Planisphere isimli eser, çok sayıda başka gökbilim konulu eserle birlikte Dalmaçyalı Hermann tarafından çevrilir. 8. yüzyılda etkin olan Maş'allah bin Eseri'nin usturlap konulu risalesi, Sevillalı John tarafından Latince'ye aktarılır. Usturlap kullanımı ile ilgili bu çok sayıdaki diğer çeviri Avrupalı yazarları aynı konuda özgün eserler yazmaya yöneltir.

Bunların arasında 1141'den önce Marsilyalı Raymond'un usturlap yapımı ve kullanımı, Bathlı Adelard'ın yaklaşık 1142-1146 tarihleri arasında usturlap tasarımı ve Chesterli Robert'in 1147 ve Abraham Ben Ezra'nın yaklaşık 1158-1161 tarihli usturlap kullanımı ile ilgili eserleri sayılabilir. Bu çalışmalar, önceki 10 ve 11. yüzyılda yazılanlardan çok daha ileridir. Latince metinde Arapça kelimelere rastlanmaz ve kullanılan Latince ifadelerden usturlap konusunda teknik terminolojinin artık yerleşmiş olduğu anlaşılır.

12. yüzyılda, aletin tartışılması ve kullanılışından, konunun özümsendiği, soruna, zorluk basamakları artırılarak mantıksal ve aşamalı olarak yaklaşıldığı gözlenir. Avrupa'da 12. yüzyıldan itibaren usturlabın arkasında yatan geometrik yapı bilinse de bu bilgi ancak 13. yüzyılda Marsilyalı Raymond tarafından açıklanmış ve genel kullanıma sunulmuştur.

Biruni, Hazini, İbn-i Heysem, Cabir

 Geber yani  Câbir bin Hayyan, kimya biliminin dünyaya yayılmasının başını çekmektedir
Geber yani Câbir bin Hayyan, kimya biliminin dünyaya yayılmasının başını çekmektedir

Ekvatorya, en az üç İslam İspanyol kaynaklı eserde söz konusu edilir. Bunlar İbnü's-Semh (yaklaşık 1025), el-Zerkali (Azarquiel yaklaşık 1050) ve Ebu'l-Salt el-Herevi'ye ilişkindir (yaklaşık 1110). Avrupa kaynaklı ilk ekvatorya konulu risale İtalya'da Novaralı Campanus tarafından 1264'te yazılır, bunu İngiltere ve Fransa'da yazılan diğer risaleler takip eder. Ekvatoryanın Avrupa'da bağımsız geliştiği kanıtlanamayacağına göre büyük bir olasılıkla Avrupa ekvatoryasının kaynağı İslam'dır.

Fizik konusunda en önemli İslam eserleri, Avrupa'ya modern dönemden önce ulaşmaz. Bunların arasında el-Biruni'nin fizik konulu eserleri ve el-Hazini'nin Kitab-ı Mizan-el Hikmet (Bilgelik Terazisi Kitabı) gelir (tam bir Arapça nüshası bulunmayan bu eserin Avrupa dillerine bir çevirisi de yoktur). Arkhimedes ve Pappus benzeri Helenistik dönem bilim adamlarının mekanik ve hidrolik konulu eserleri Arapça çeviriler kanalıyla Batı'ya ulaşır.

Fizik konusunda Ortaçağ'da Batı'ya ulaşan tartışmasız en önemli eser İbnü'l-Heysem'in (Alhazen) Kitap el-Menazir (Optik Kitabı) adlı eserdir. Heysem, görme konusuna uyguladığı iç-iletim (intromission) kuramı ve yeni yöntemle İslam ve Batı dünyasını etkilediğini söylersek kesinlikle abartmış olmayız. Daha sonra 1572'de Basel'de yayınlanan bir Latince Ortaçağ Optik çevirisi, diğerleriyle birlikte özellikle Roger Bacon, John Pecham ve Witelo'yu derinden etkiler.

Batıda simya konusunda, 12. yüzyıl başlarındaki İslam'dan aktarım sürecinden önce, hiçbir bilgi bulunmaz. İspanya'da Kettonlu Robert ilk simya kitabını Arapçadan Latinceye 1144'te çevirir. Cremonalı Gerard el-Razi'nin simyayla ilgili bir kitabını ve ayrıca Cabir'in eserlerinden birini çevirdiği söylenir. Aynı dönemde çok sayıda simya konulu eser de çevrilir.

Her ne kadar Cabir'in külliyatından gerçekten bazı eserler Latinceye çevrilmiş olsa da, Geber adını taşıyan Latince eserlerin özgün Arapça karşılıkları bilinmemektedir. Olasılığı yüksek olmasa da, Cabir'in belki günümüze kadar incelenip yayınlanmamış mevcut başka eserleri, Latin Geber'le olan ilişkiyi açıklığa kavuşturabilir. Geber (Cabir) risaleleri tartışmasız İslam Simya kuramına dayanır, yazarın ayrıca cümle kuruş biçiminden Arapça bildiği de anlaşılır.

Ancak genel üslup gerçek Cabir külliyatından oldukça farklıdır. Bu eser Cabir'in denge kuramı ebced kullanımı gibi örneksel öğelerini barındırmaz. Eserler büyük olasılıkla bir ya da birkaç Avrupalı bilim adamı tarafından kaleme alınmış olmalıdırlar. Kökenleri ne olursa olsun erken batı simyasının önde gelen temsilcileri tarafından kabullenmiş ve yüzyıllarca Geber olarak değerlerini korumuşlardır.

İslam bilimi üstünden kimya

 Al-Zahrawi (Ebu'l Kasım El-Zehravi) Avrupa'yı ilaç ve ameliyat konusunda aydınlatmıştır.  Ortaçağ İslam Dünyası'nın önde gelen hekimlerinden olan Zehravi, Cerrahi'nin Babası olarak kabul görür
Al-Zahrawi (Ebu'l Kasım El-Zehravi) Avrupa'yı ilaç ve ameliyat konusunda aydınlatmıştır. Ortaçağ İslam Dünyası'nın önde gelen hekimlerinden olan Zehravi, Cerrahi'nin Babası olarak kabul görür

Avrupa erken Ortaçağ'ında, boyacı, ressam, camcı, maden işçisi, mücevherci ve diğer benzeri zanaat kollarında, becerikli ustaların eksikliği duyulmamıştı. Örneğin British Museum'da sergilenen Anglo-Sakson koleksiyonları incelenirse, 7. yüzyıldan 11. yüzyıla kadar İngiltere'de yapılan mücevher ve minyatürlü yazmaların mükemmelliyeti, bunlar yapan sanatkarların kalitesini kanıtlar. Avrupa'da bilimde yaşanan geri kalmışlığın periyotları çakışmaz. Kimya teknolojisindeki üreticilerin yapıtları, Antik dönemden, Klasik ve Ortaçağ dönemi ertesine kadar uzanan çok uzun bir zaman sürecince, geleneksel biçimler sürekli yinelenerek bilimsel kimyanın ihtiyaç duyduğu özgün düşünce ve cihazlar geliştirilmeye devam edilir.

Karanlık ve erken Ortaçağ döneminde Avrupa kimya teknolojisi, yöresel düşünce, uygulamalara dayanırken, dış etkenler genellikle Bizans kaynaklıdır. İslam'ın yayılmasından sonra Avrupa kimyasında İslam etkileri görülmeye başlanır. Bu aktarımda İslam simya eserleri önemli bir yer tutar. Kullanılan teçhizat ve uygulanan yöntemler, sadece simya için değil gelişen tüm kimya teknolojileri için önem taşır.

Avrupa uygulamalarını etkileyen, simya içeriği düşük İslam eserleri de vardı. Bunlar arasında en önemlilerinden biri İspanyol Müslüman'ı Ebu'l Kasım El-Zehravi'nin ilaç listesi (Latinlere göre Albucasis, ölümü 1033), 13. yüzyılda Liber servitores olarak Latinceye çevrilir. Burada doğal kurşun oksit (mürdesenk), beyaz kurşun, kurşun sülfit, bakır sülfit, kadmiyum, sülfürik asit, demir çekirdekleri ve diğer malzemelerin hazırlanışından bahsedilir.

Ortaçağ Avrupa'sında kimya konulu çok az kitap bulunur ve özgün metne sonradan yapılan ilaveler nedeniyle bunların kesin tarihini belirlemek zordur. Ortaçağ sanatkarının en kitabı niteliğindeki en eski Latince eser Compositiones et tingenda (Boya tarifleri) adını taşır. Farklı bölümler M.S. 600 yıllarında İskenderiye'de birleştirilmiş ve yaklaşık 200 yıl sonra Latinceye çevrilmiştir. Kaynağı İslam öncesine uzansa da, bazı boya maddelerine ilişkin terimlerin Arapça ya da Farsça olması nedeniyle, eserde İslam etkileri gözlenir.

Kimya belgelerinde artış

Bir kısmı Hristiyanlığın ilk dönemlerinde İskenderiye'deki uygulamalara ve daha eski Mısır yöntemlerine kadar uzanan Liber sacerdotum'da 2000 tarif yer alır. Tarifler bilinmeyen bir Arapça yazar tarafından toplanmış ve külliye 13. yüzyılın başlarında Latinceye çevrilmiştir. Metinde, çoğu hatalı bir transkripsiyonla Arapça kelimelerden ya da doğrudan Arapçadan bozuk Yunanca kelimelerden oluşan, garip ifadelere rastlanır. Eserde ayrıca metalürji terimlerinin karşılığını veren bir de Latince-Arapça sözlük bulunur.

Avrupa'da bu bilim dalındaki yazılı belge kıtlığı 13. yüzyılda aniden artarak aşırı bir seviyeye ulaşır. Büyük Avrupa kütüphanelerinde 1200 ile 1500 yılları arasında tarihlendirilen bu konuyla ilgili birkaç bin yazma vardır. Sadece İngiltere'de bu sayı yüzlerce cildi bulur. Buna göre Avrupa kimyası dıştan etkilenmektedir. Bu süre içinde kimya gerçek bir bilim dalı olarak gelişir.

İslam buluşları, yeni bilimin gelişmesini sağlayan ve önemli etkenlerden biridir. Diğer bilim ve teknoloji dallarında olduğu gibi, günümüz Avrupa dilleri ve özellikle kimya terimleri arasında rastlanan çok sayıda Arapça kelime İslam etkisini kanıtlar. İngilizcede alkali, alşimi (simya), alcohol (alkol), athannor (fırın), elixir (iksir), naphta (neft) ve benzeri çok sayıda kelime bu etkileşime örnek olarak verilebilir.

İslam bilimi ve mühendisliğinin Avrupa'ya aktarımı ve modernleşme yazımız burada son buldu. Benzer içerikler için: https://2ladd.com/k/tarih-kultur/