Louis Pasteur kimdir? Hastalıkların tedavisinde devrim

”Bilim hiçbir ülke bilmez, çünkü bilgi insanlığa aittir ve dünyayı aydınlatan meşaledir.”

Louis Pasteur 1895'te öldüğünde Fransa'nın ulusal kahramanıydı ve uluslararası şöhrete sahipti. Halk onu en çok hayatının son yıllarında enfeksiyon hastalıklarının önlenmesi ve tedavisi üzerine yaptığı çalışmalarıyla tanıdı. Fakat bilimsel camia için o, stereokimya alanını yaratan, mayalanmanın biyolojik doğasını açığa çıkartan, kendiliğinden türeme doktrinini yıkan, hastalıkların biyolojik doğasını açıklayan, mikrop teorisini kurmaya yardım eden ve deneysel laboratuvar araştırmalarının ekonomik ve sosyal faydalarını pek çok alanda gösteren kişiydi.

Pasteur'ün konumu kısmen kendi reklamını yapmış olmasına dayansa da, esasen mikrobiyolojinin kuram ve uygulamalarındaki geniş çaplı başarılarından geliyordu. Gerald Geison onun için şöyle yazmıştır: "Çoğu zaman büyük bir cesaret ve kuvvetli bir hayal gücü sergilemekle birlikte, çalışmalarının genelinin karakteristik özellikleri zihin açıklığı, sıra dışı deneysel beceriler ve amaca ulaşma azmi ve hatta inadıdır."

Louis Pasteur kimdir?

Pasteur Fransa'nın doğusunda, Dole'da doğdu, babası tabakçıydı. Arbois ve Besançon'da okula gitti ve notları Paris'teki saygın Ecole Normale Superieure'ün giriş sınavlarına tavsiye edilecek kadar iyiydi. 1842'de sınavı veremedi ama bir sonraki sene başarılı oldu. Fizik bilimlerini seçti ve lisans eğitimini başarıyla tamamladıktan sonra fizik ve kimyada yeni bir alan olan kristalografiye yoğunlaşarak çift dal doktora yaptı.

Sodyum tartarının kimyasal formülü ve kristal formları arasındaki ilişkiyi inceledi. Bilim insanları çok benzer kimyasal yapıya sahip – yani izomorf – birbirinden farklı kimyasallarla ilgileniyordu. Tartarik asidin tuzları özellikle ilgi konusuydu. Çünkü dimorfizm ile mikroskop iki formun birbirinin ayna-imajları olduğunu açığa çıkartıyordu. Elbette şansın da rolü oldu: Kristalleşme ısıya aşırı duyarlıydı ve Pasteur yılın buna en uygun zamanında çalışıyordu. Sodyum tartarat, asimetriyi neredeyse diğer tüm tuzlardan daha net gösterir. Doğal kaynaklardaki kristallerin, laboratuvarda sentezlenenlerde gözükmesinin polarlaşma özellikleri olduğunu buldu.

Uzun ve zorlu gözlemler ile doğal kristallerin hep sağ, sentetik kristallerin ise eşit miktarda sağ ve sol formlara sahip olduğunu açığa çıkarttı. Bu, polarizasyon özelliklerinin birbirini nötrlediği anlamına geliyordu. Bu incelemenin beş unsuru Pasteur'ün bilimsel tarzını tanımlar: Deney yapmadaki yeteneği ve azmi, mikroskop kullanması, hayatın eşsiz kimyasına ilgisi, şansını en iyi şekilde kullanması ve sonuçlarının büyük etkisi.

1849 yılında Louis Pasteur kimya profesörü olarak Strasburg Üniversitesi'ne geçti, asimetri üzerine çalışmaya devam ediyor, artan şöhretinin keyfini sürüyordu. Üniversite rektörünün kızı Maria Laurent ile evlenince özel hayatı değişti. Marie kariyerine hem maddi hem manevi destekte bulundu. Altı yıl sonra Lille Üniversitesi'nde yeni kurulan Bilim Fakültesine dekan atanarak buraya taşındı. Üniversitenin öğretim ile bilim uygulamaları vasıtasıyla yerel sanayiyi destekleme araştırmalarını birleştirme misyonunu memnuniyetle kabul etti. Ağartma, rafine ve bira mayalama üzerine dersler veriyordu ama araştırmalarını asimetrik bileşikler ve optik etkinlikleri alanında devam ettiriyordu.

Büyük mayalanma tartışması

 Louis Pasteur ile Felix-Archimede Pouchet'in tartıştığı günü anlatan bir çizim
Louis Pasteur ile Felix-Archimede Pouchet'in tartıştığı günü anlatan bir çizim

Pasteur'ün canlı organizmaların kimyalarına duyduğu büyük merak onu mayalanma ve özellikle alkol üretiminde mayanın rolü üzerine incelemelere yönlendirdi. 1857 yılında bozuk mayalanmanın yaygın yan ürünü laktik asit ve amil alkol üzerine bir konuşma yaptı. Amil alkolün asimetrik optik özelliklerinin mayalanma sürecinden geldiğini, bunun da canlı organizmalarla ilişkili olduğuna dair görüşünü savundu. Bu, mayalanmanın kimyasal bir süreç olduğuna dair kabul gören fikre karşıydı.

1860 yılında bilimsel araştırmaların yöneticisi konumundaki Ecole Normale'e dönen Pasteur, mayalanma üzerine biyolojik açıklamayı kesinleştiren ana çalışmasını yayımladı. Kimya ve fizikte eğitim almış birinin hayatın eşsizliğini ve hayat olgusunun maddesel kuvvetlere indirgenemeyeceğini vurgulayan dirimselciliği savunması ilgi çekiciydi. Pasteur, mikroskobunu kristal yapılardan mayalanan üzümlere ve ekşiyen süte çevirerek, önceden süreç içerisinde şekil değiştirdiği varsayılan maya ve diğer fermentler gibi büyük molekülleri gözlemledi. Mayanın canlı hücrelerden ya da mikroorganizmalardan meydana geldiğini bir kez daha onayladı.

Mayalanma incelemeleri esnasında Pasteur ile Felix-Archimede Pouchet arasında yaşamın kendiliğinden türemesi üzerine çok ünlü bir zıtlaşma yaşandı. Pasteur ilk kez Şubat 1860'ta kendiliğinden türemeye karşı bir konuşma yaptı, bir sonraki yıl yaşamın daima daha önceki bir yaşamdan kaynaklandığını ele alan makalesini yayımladı. Bu makalesiyle ödül aldı. Çalışmasının konusu sıvı karışımlarındaki mayalanma ve doğal ürünlerin bozulmasıydı. Bunların daima canlı fermentler ile kontaminasyon olmadan kendiliğinden türeyebileceklerini savundu.

İki bilim insanı bilimsel düelloya girişti, karşılıklı bilimsel sonuçlar ve polemikler sunuluyor, incelikli sterilizasyon teknikleri hayatın sürekli yaratılıp yaratılmadığı üzerine dini çıkarımlara dayanan düşüncelerle karışıyordu. Louis Pasteur, hayatın uzak geçmişte Tanrı eliyle oluştuğu ve basit fiziksel kuvvetle yaratılamayacağı yönündeki genel görüşü savunuyordu. Bu çekişme sadece bilimsel topluluğun uzlaşımıyla değil, alışılmadık şekilde Fransız Bilimler Akademisi komitelerinin verdikleri hüküm ile Pasteur'ün lehine ve kendiliğinden türemenin aleyhine sonuçlandı.

Mikroplar ve hastalıklar

Pasteur'ün 1860'larda ipekböceği hastalığı pebrini incelemede kullandığı mikroskobu, diğer aletleri ve ipek kozaları
Pasteur'ün 1860'larda ipekböceği hastalığı pebrini incelemede kullandığı mikroskobu, diğer aletleri ve ipek kozaları

Bu zıtlaşma Pasteur'ü yeni bir alana, hayvanlarda ve insanlarda hastalık araştırmalarına yönlendirdi. Doktorlar uzun zamandır ateşin ve septik enfeksiyonların gelişiminin mayalanma ve bozulma ile benzerlik gösterdiğini düşünüyordu; bu süreçlerin canlı organizmalar ya da mikroplar içerdiğini düşünmek ortaya yeni sorular çıkarıyordu. Elbette bağlantı spekülatifti ve bu da "hastalıkların mikrop teorisi" ifadesinde çok iyi yansıtılmıştı. "Mikrop" ifadesi bu organizmaların çok çeşitli olduğunu, çevrede, özellikle havada çok yaygın bulunduğunu ve bölünme ile potansiyel olarak güç kazandığını açıklıyordu; bir "teori" olması, hastalıklara sebep olduklarını gösterecek bağın hala kanıtlanması gerektiğini gösteriyordu.

Pasteur mayalanmadaki ve bozulmadaki mikroorganizma teorisinin pratik uygulamalarını takip ederek şarabı 50 dereceye ısıtmanın maya hücrelerini öldürdüğünü ve bozulmayı önlediğini buldu. Aynı yöntem hala sütün bozulmasını önlemek için kullanılır ve pastörizasyon adıyla anılır. Pasteur'ün mikrop teorisinin en ünlü uygulanımı, yaraların septik enfeksiyonunun çürümeye yol açan mikroorganizma kontaminasyonu ile ilgili olduğunu varsayan İngiliz cerrah Joseph Lister'in antiseptik yöntemleri geliştirmesi oldu. Lister, mücadelesinde daime Pasteur'e hakkını vermiş, mikrop teorisini tüm enfeksiyonlar ve bulaşıcı hastalıklara genişleterek onun en ünlü savunucusu olmuştu.

Pasteur'ün, bilimi pratik sorunlara uygulaması Fransız hükümetinin 1865'te ipek sanayisinde baş gösteren hastalığı incelemek üzere ekibin başına geçmesini talep etmesine yol açtı. Üç yıllık incelemenin ardından, hastalık bir parazite bağlandı ve ipek böceklerini mikroplardan uzak ve sağlıklı tutabilmek için uygulamalar önerildi. Pasteur'ün bu başarısı hastalıkların mikrop kaynaklı olduğu teorisine daha seçkin bir görünüm verdi. Dünya çapındaki tıbbi araştırmalarda testlerine başlandı. Ama çalışmalarından birinde Pasteur'e inme indi, çalışmalarının hızını ve hırsını etkilemediyse de, sol tarafı hayatının geri kalanı boyunca kısmi felçli kaldı.

Pasteur'ün mikrobik hastalıkları araştırdığı ilk çalışması Fransız hayvancılık sanayisinin başlıca sorunlarından biri olmakla kalmayıp insanları da etkileyen şarbon üzerineydi. Bakteriyel sebebi 1876 yılında Robert Koch tarafından tespit edilmişti. Pasteur, Koch'un çalışmalarının kimi yönlerine karşı çıktıysa da, en çok bu hastalığa karşı ürettiği aşı ile tanınır. Çiçek hastalığına karşı aşılama ilkesini takip etti, yani hafif hastalığın daha ciddi hastalıktan koruyabileceğini öngördü. Havaya maruz bıraktığı şarbon bakterisinin hastalık oluşturma derecesini düşürdü. Laboratuvar sonuçları başarılıydı ve 1881 yılında Paris yakınlarındaki Pouilly-le-Fort'ta saha denemesine girişti.

Yirmi beş koyun aşılandı ve eş sayıda koyun kontrol grubuna alındı. İki hafta sonra hepsine şarbon mikrobu verildi. Aşılanan koyunların hemen hepsi hayatta kalırken, aşılanmayanların hemen hemen tümü öldü. Pasteur'ün çalışmaları Fransız çiftçilerine doğrudan fayda sağlamanın yanı sıra aşılamanın pek çok, hatta bütün enfeksiyon hastalıklarına uygulanabileceğini göstermişti. 1881 yılındaki Uluslararası Tıp Kongresi'nde büyük bir şöhretti ve Fransız devletinden büyük destek gördü.

Louis Pasteur ve kuduz aşısı

Pasteur'ün insani duruşu ve popülerliği çikolata kutuları dahil, medyada görüntülerinin pek çok reprodüksiyonunun ortaya çıkmasına neden oldu
Pasteur'ün insani duruşu ve popülerliği çikolata kutuları dahil, medyada görüntülerinin pek çok reprodüksiyonunun ortaya çıkmasına neden oldu

Ancak daha da büyük gelişmelerin eli kulağındaydı. Bir sonraki projesi öngörülemezliği ve semptomlarının bir kez başladıktan sonra durdurulamayacak korkunç bir ölüme kadar gitmesi sebebiyle halkta büyük kaygı yaratan kuduza karşı koruyucu aşıydı. Pasteur ve giderek artan sayıdaki asistanları hastalığı ilk önce kontrollü koşullar altında laboratuvar köpeklerinde ve tavşanlarında ürettiler. Köpeklerdeki ilk denemeler başarılıydı ve kısmen halk baskısı kısmen bu yeni aşıya artan güven sebebiyle insanlar üzerinde denemeye geçtiler.

Ancak kuduz aşısı koruma amaçlı değil, halihazırda hastalığı kapmış kişileri tedavi etme amacıyla kullanılıyordu. Amaç uzun kuluçka sürecinden faydalanarak bağışıklığı kuvvetlendirmekti. İlk insan denek, Fransa'nın doğusundaki kuduz köpek tarafından ısırılmış Joseph Meister isimli çocuktu. Pasteur'ün hayat kurtaran muhtemel tedavisinden haberdar olmuş anne babası tarafından getirilmişti. Çocuk tedavi ile hayatta kaldı. Bu vakadan sonra aşı başka bir çocuk üzerinde denendi, sonuç yine olumluydu. Ekim 1885'te kamuya açıklandıktan sonra Fransa ve Avrupa'dan ve kısa zamanda tüm dünyadan kuduz köpek tarafından ısırmış kurbanlar ücretsiz verilen bu tedaviyi almak için Paris'e akın etti.

Basın Pasteur'ün yeni popüler kuduz tedavisini ilk sayfa haberi yaptı. Pasteur'ü, çalışmaları ile insanlığı enfeksiyon hastalıklarının pençesinden kurtarmayı vaat eden büyük bilim insanı ve hümanist olarak göklere çıkarıyorlardı. Bunu yeni ödüller takip etti, ama en önemlisi, daha başka aşılar ve diğer hayat kurtarıcı yenilikleri geliştirmek amacıyla enstitü kurması için halkın yaptığı bağışlardı. Dünyanın dört bir yanından gelen bağışlarla Pasteur Enstitüsü Kasım 1888'de resmi açılışını yaptı.

Artık bu büyük adamın sağlığı iyice bozulmuştu. Laboratuvar ve klinikte bulunsa da, araştırmada aktif rol alamıyordu. 1895'te öldüğünde halk katılımlı büyük bir cenaze töreni ile diğer Fransız kahramanlarının yanına Pantheon'a defnedilmesi önerildi. Ama Pasteur ve ailesi daha önceden planlarını yapmıştı. Çalışmalarıyla bilimde ve halkla ilişkilerde laboratuvar araştırmasının yerini yeniden tanımlamış bir bilim insanına en uygun yere, enstitüsündeki kripte gömüldü.

Louis Pasteur kimdir? Hastalıkların tedavisinde devrim yazımız burada son buldu. Benzer içerikler için: https://2ladd.com/k/bilim-teknoloji/