Martin Luther 1517'de Katolik Kilisesi'ne meydan okuyor

Bu girişim, Protestan Kilisesi’nin temelini oluşturacaktı

Martin Luther hakkında onun başlattığı reform hareketinin nedenlerini ve etkilerini anlatan detaylı bir yazıyı Avrupa'nın bölünme hikayesi başlığı altında hazırlamıştık. Yazımızın bu bölümünde Martin Luther'in Papa'yı sorgulamaya ve eleştirmeye başladığı günlere yakından bakacağız.

Doksan Beş Tez

Endüljans satıcısı Dominiken rahibi Johann Tetzel, 1517 baharında Kutsal Roma Germen İmparatorluğu sınırları içinde bulunan Alman vilayeti Saksonya'ya ayak bastı. Endüljans, Papalık tarafından verilen ve günah çıkartan günahkara papazın verdiği cezanın bağışlandığına ilişkin bir kağıttı. Yalnızca para için satılmaları dahil, endüljansların kötüye kullanılması, XV. yüzyılın başlarında iyice yaygınlaşmıştı. Tetzel'in edebi hayatı seyyar satıcı gibi kapı kapı dolaşarak satması, Augustinusçu rahip Martin Luther'i öfkelendiriyordu.

Endüljanslar, Kilise'deki sorunların sadece bir tanesiydi. Yüzyıllardır ruhani bir güç olduğu kadar dünyevi bir güç de olan Papalık diplomasi, devlet işleri ve mali konularla da ilgiliydi. Ahlaksızlık ve yozlaşmayla suçlanıyordu. Luther gözlemlerine dayanarak Kilise işlerini yürütülmesine ilişkin bir tartışma başlatmaya karar verdi. Wittenberg Üniversitesi'nde teoloji profesörüydü ve Ortaçağ akademik camiasında geleneksel olan bir yöntem seçmişti. 31 Ekim 1517'de Wittenberg'deki kilisenin kapısına halkın tartışması için ünlü "Doksan Beş Tez"ini astı. Kendisini bir anda, bütün Avrupa'yı kasıp kavuracak ve Protestan reformunu başlatacak olan bir fırtınanın ortasında bulacaktı.

Luther, papa tarafından verilen endüljanslara saldırarak Papalığın otoritesine meydan okumuş oluyordu. Ortodoksluğun baş savunucusu olma sıfatıyla övünen Dominiken tarikatı Luther'e savaş açmaya karar verdi. 1518'de en iyi yetişmiş öğrencilerinden Johann von Eck, halka Luther'in sapkın olduğunu açıkladı. Kilise'yi suistimalden arındırmaya çalışan Luther, Kilise düşmanı olarak damgalandığında çok şaşırmıştı. "Bu şarkı" demişti, "benim sesim için fazla ince bir tonda." Bu mesela Almanya'da 20 ay boyunca konuşuldu. Luther'e desteğin arttığını gören Kilise konuyu kapatmaya çalışıyordu.

Ağustos 1518 tarihinde düşüncelerini açıklaması için Roma'ya resmen çağrılan Luther, geri adım atmayı reddetti. Papalığın otoritesiyle ilgili soruya karşılık sözünden dönmedi, tarihsel mantığa bağlı kalarak otoritenin papada değil Kilise konseyinde olduğunu söyledi. Luther'in başkaldırısına rağmen Papa X. Leo hiçbir şey yapmadı. Luther kendisine sonradan, papaya olan saygısını ve Kilise'ye karşı devam eden bağlılığını dile getiren bir mektup gönderecekti.

Gazabım, Tanrı'nın gazabıdır. Tanrı, düşmanlarımı, sesimi daha yüksek çıkmaya zorlamak için kullanıyor. Onlar yeter diyene kadar konuşmalı, bağırmalı, çığlıklar atmalıyım.

Martin Luther

Kilise'ye savaş ve aforoz

Luther nihayet 1519'un haziran ayında Eck'le, halka açık bir tartışma için Bohemya sınırındaki Leipzig'de buluştuğunda, tartışma geri dönülmez bir noktaya vardı. Eck, Luther'e bilerek tuzak kurmuştu. Luther'e, yüz yıl önceki heretiklik suçundan idama mahkum edilerek yakılan Çek reformcu Jan Hus'u destekleyip desteklemediğini sordu. Cevap geldi: "Evet." O zaman, Kilise konseyinin Hus'u suçlamasını bir hata olarak mı görüyordu? Yine aynı cevap geldi ve tuzak kapandı. O halde, eğer yetki Papalık'ta ya da Kilise konseyinde değilse, kimdeydi?

Luther sonunda uzun zamandır düşündüğü şeyi halkın önünde kabul etmek zorunda bırakıldı: Yetki yalnızca İncil'deydi. Geniş toprakları ve gösterişli makamıyla, ritüelleri ve inançlarıyla Papalık, insanlığı gerçeğe ve selamete yönlendirmezdi. O zaman kardinal, başpiskopos ve piskopos hiyerarşisi de gereksizdi. Luther'in "tüm inananların din adamlığı" diye adlandırdığı şeye göre herkes kendi rahibi olabilir ve kutsal metinleri kendine göre yorumlayabilirdi.

Akıbet uzak değildi, 1520'de yayımlanan bir dizi risalede Luther daha da rahatsız edici bir tonda söz alıyor, zamanın saldırgan polemik diliyle Papalığa saldırıyor ve radikal bir dini duruş sergiliyordu. Kilise'nin yaptığı bazı dini törenlerin ve kefaret ritüellerinin lağvedilmesini talep eden Luther, Kilise'yi bölmek istediğini ilan etti. Bunun üzerine X. Leo Luther'i geri adım atmaya çağıran resmi bir mektup yayımladı. Luther bu öneriyi reddeti ve 3 Ocak 1521'de usule uygun olarak Kilise'de aforoz edildi.

Luther tehditlere aldırmıyor

Ancak iş burada bitmedi. 1519'da yeni bir hükümdar, V. Karl Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu'nun başına getirildi. V. Karl aynı zamanda, 1282'den beri Avusturya'yı yöneten ve imparatorluk tacını 1438'den beri taşıyan Habsburg hanedanının gururlu bir temsilcisiydi. Luther'in başkaldırısı Karl'a göre bir lanetti, çünkü eğer onun fikirleri yayılır ve imparatorluğu oluşturan 230 eyaletin liderlerinin önemli bir bölümü onu desteklerse, Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu dağılabilirdi.

Luther'in cevabı, Kutsal İmparatorluğun farklı bölgelerinin liderlerinin güçlerini, bu konuyu tartışmak üzere bir Kilise konseyini görevlendirme yönünde kullanmalarını istemek şeklinde oldu. Ancak o sıralarda yayımlanan bir risalesinde Luther, eyaletlerin ayrılıkçı duygularına sesleniyor ve onları papanın hükümlerini dikkate almamaya ve kendi kiliselerini düzene sokmaya çağırıyordu.

V. Karl yasalara uymadığı için cezalandırılacak olan Martin Luther'i, geri adım atması için Worms'taki imparatorluk meclisine çağırdı. Luther bunu reddedince, imparatorluk sınırları içinde yaşaması yasaklandı. Ancak o vaazlarına devam ediyor, risaleleri baskı üstüne baskı yapıyordu. Luther'in attığı tohumlardan, Avrupa'nın bazı en büyük Protestan kiliseleri doğacaktı. Martin Luther'in başkaldırısının sonuçlarını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Martin Luther 1517'de Katolik Kilisesi'ne meydan okuyor yazımız burada son buldu. Benzer içerik için: https://2ladd.com/k/tarih-kultur/