Rönesans çağında sanat – İtalya'dan Kuzey Avrupa'ya

Klasik mirastan esinlenen Rönesans insanı, bilgi ve yaratıcılığı ideal haline getirdi

Rönesans'ta sanat üzerine genel bir yazı hazırladık. XVI. yüzyıl İtalyası'ndaki kent devletlerde, mimarlık ve şiir, resim ve bilim, heykel ve siyaset kuramı gibi, çok ve çeşitli alanlarda önüne geçilmez bir yaratıcılık fırtınası esti. Bu durum, çok değil, bir yüzyıl içinde Avrupa kültürünü büyük bir değişime uğratacaktı. Yine de bu akıma ancak 400 yıl sonra, XIX. yüzyılda Fransız tarihçi Jules Michelet bir isim bulabildi ve "yeniden doğuş" anlamına gelen Rönesans adını verdi. Bu bu gelişmeyi, Roma İmparatorluğu'nun çöküşünü izleyen "karanlık çağ"ın ardından, Avrupa kültürünün klasik kökenlerine duyulan ilginin yeniden doğuşu olarak görülüyordu.

Rönesans çağında sanat

Avrupa kitaplıklarında keşfedilen, Antikçağ'a ait metinleri inceleme merakı, Türklerden kaçarken beraberlerinde, ta 1000 yıl gerilere uzanan bir öğrenme geleneğini de getiren Bizanslı bilginlerin gayretiyle büsbütün ivme kazandı. Geçmişten alınan dersler, tüm bilgi alanlarına yepyeni bir yaklaşım getirilmesine yol açtı. Mimarlara, ressamlara, heykeltıraşlara ilk kez sanatçı gözüyle bakılmaya başladı.

Floransa'da ressam Masaccio, mimar Flippo Brunelleschi ve heykeltıraş Donatello, Antikçağ Roması'nın sanatından esinlenen yeni stillere öncülük ettiler. Son birkaç yüzyılın gotik süsleme biçimini bir yana bırakarak yeni bulunan perspektif biliminin de yardımıyla yeni bir yol, dünyanın doğal tanımlama, anlatma yolu yarattılar.

Onları izleyen Leonardo da Vinci, Michelangelo ve Raffaello gibi devler, yine de klasik uyum, düzen ve orantı kavramlarından esinlendiler. Onların eserleri, Roma ve Yunan sanatının taklidi olmaktan çok öteye gitti. İnsanın yapısının ve dünyasının özünü mermerde, tuvalde ve baskıda yakalamaya çalıştılar.

Machiavelli ile yönetme sanatı

Gizem dolu bu bakış, Machiavelli'nin Avrupa'nın ilk çağdaş siyaset kuramcısı olarak kazandığı üne pek yakışıyor / Rönesans sanatı
Gizem dolu bu bakış, Machiavelli'nin Avrupa'nın ilk çağdaş siyaset kuramcısı olarak kazandığı üne pek yakışıyor

Sinsi bir tutumu ifade eden "Makyavelist" sözcüğü, İtalyan yazar ve devlet adamı Niccolo Machiavelli'nin Hükümdar (1513) adlı siyaset bilimi kitabından esinlenmişti. Siyaset konusundaki kuramını bir hükümdara öğütler biçiminde sunan Machiavelli, iyi bir yönetime örnek olarak Roma İmparatorluğu'nu gösteriyor ve bir devletin doğru yönetebilmesi için Hristiyan ahlak anlayışının baskılarına aldırış etmeden iktidarı eline geçirip tutulabilecek bir hükümdara ihtiyaç olduğunu savunuyordu.

Çizgisel perspektif

Perspektif sanatı Baldassarre Peruzzi'ni bu klasik binalar incelemesine üç boyutlu bir gerçeklik katıyor
Perspektif sanatı Baldassarre Peruzzi'ni bu klasik binalar incelemesine üç boyutlu bir gerçeklik katıyor

Rönesans sanatçıları, resimlerine yeni bir gerçeklik duygusu vermek için bilimsel ilkeleri benimsediler. Yatay çizgilerin ufukta bir noktayla yaklaşırken birleştiğini ve sütunlar ve ağaçlar gibi dikey nesnelerin de aynı "kaçma noktası"na yaklaşırken küçüldüklerini gözlemleyerek çizgisel perspektif yasalarını yarattılar.

Perspektif çizimlerini ilk kullananlar klasik yapıları inceleyen mimarlar oldu; sonra da ressamlar, düz yüzeylerde derinlik vermek ve üç boyutlu izlenimi yaratmak için perspektif tekniğini benimsediler. Masaccio perspektifi kullanan ilk ressamlardan biriydi. Bu teknikten, Kitabı Mukaddes'ten sahneleri Floransa sokaklarının günlük yaşantısına dahil eden fresklerinde yararlanmıştı.

Rönesans'ın beşiği Floransa

Benozzo Gozzoli İncil'deki Müneccim Krallar öyküsünü bir av partisinde betimleyen bu freskte ''Muhteşem'' Lorenzo de Medici'ye de, genç süvarı olarak yer vermiş / Rönesans
Benozzo Gozzoli İncil'deki Müneccim Krallar öyküsünü bir av partisinde betimleyen bu freskte "Muhteşem" Lorenzo de Medici'ye de, genç süvarı olarak yer vermiş

Romalılar zamanında bir askeri koloni olan Floransa kenti, XV. yüzyılda Rönesans'ın kalbinin attığı yer olacaktı. Alberti ve Brunelleschi gibi mimarlar, başlı başına sanat eseri olan binalarla kenti güzelleştirdiler ve Fra Angelico ile Ghirlandaio gibi ressamlar da bu binaları göz alıcı renklerle süslediler. Dante ve Petrarca gibi şairler ile Leonardo ve Michelangelo gibi sanatçılar da Floransa'da doğmuşlardı.

Florsansa'nın bir sanat merkezi olarak ön plana çıkması, 300 yıldır kente egemen olan Medici ailesine çok şey borçluydu. Mediciler, 1397'de kurdukları bir banka sayesinde hem kendileri zengin oldular hem de elde ettikleri geliri, isimlerini yüceltebilecek büyük sanat eserleri yaratmaları için sanatçılara aktararak kentlerinin benzersiz güzelliklerle donanmasını sağladılar. 1434'ten itibaren Yaşlı Cosimo, kenti yöneten ilk Medici oldu ve 1469'da torunu Lorenzo döneminde Floransa, İtalya'nın kent devletleri içinde en güçlülerinden biri konumuna geldi.

Floransa eşsiz sanat eserleriyle donanırken iktidar mücadeleleri de sürüyordu. 1478'de Lorenzo de Medici'ye karşı girişilen suikast başarısızlıkla sonuçlandı ve Mediciler yollarına devam ettiler; ünlü ailenin üç üyesi Papa, iki üyesi de Fransa kraliçesi oldular.

Mermerde kusursuzluk: Davut

Michelangelo Davut heykelini bir heykeltıraşın kullanmayıp kenara attığı bir taş parçasına oymuştu / Rönesans
Michelangelo Davut heykelini bir heykeltıraşın kullanmayıp kenara attığı bir taş parçasına oymuştu

XV. yüzyıl Floransası'nda heykeltıraşların hedefi, insan bedenini, Antikçağ heykeltıraşlarıyla ve hatta doğayla rekabet ederek gerçekçi ama kusursuz biçimde betimlemekti. Çoğu Lorenzo Ghiberti'nin atölyesinde yetişti. Ghiberti 1401'de Floransa Vaftizhanesi'nin kuzey kapılarını hazırlamak için açılan yarışmayı kazandı. Onun öğrencilerinden Donatello'nun Davut adlı yapıtı, klasik dönemlerden beri, bronza dökülmüş ilk çıplak heykeldir. Donatello'dan esinlenen Michelangelo'nun Davut'uysa, insan elinden çıkmış bir yontuda insanın ruhunu yakalamak doğrultusundaki Rönesans idealine en yaklaşmış heykel kabul edilir. Sistina Şapeli resimleriyse sanatçının, daha kendisi hayattayken efsaneleşmiş bir diğer başyapıtıdır.

Kuzeyli sanatçılar: Jan van Eyck

Jan van Eyck, İtalyan tacir Arnolfini'nin düğününü 1434'te on yıl önce akla hayale bile getirilemeyecek bir gerçeklikle resmetmiş
Jan van Eyck, İtalyan tacir Arnolfini'nin düğününü 1434'te on yıl önce akla hayale bile getirilemeyecek bir gerçeklikle resmetmiş

İtalya'da doğan yeni resim ve mimari biçimleri, hatta düşünme ve yaşama anlayışları, XV. yüzyıl boyunca Avrupa'nın kuzeyine kadar yayıldı. İnsanoğlunun Ortaçağ toplumunun katı kurumlarından kurtuluşunu vurgulayan Londra, Paris, Anvers ve Augsburg gibi yeni bilim, sanat ve düşünce merkezleri oluşmuştu. XVI. yüzyıla gelindiğinde, İngiltere'de Thomas More gibi düşünce adamları hümanizmi, içinde Hristiyan sevgi anlayışını yönlendirici ilke olarak barındıran bir yaşam biçimi diye görüyorlardı. XV. yüzyılda yaşamış Flaman ressam Jan van Eyck ve daha sonra Alman Dürer ve Holbein yapıtlarıyla, İtalyan ustaların eserleriyle rekabet etmiştir. XV. yüzyıl başlarında Flaman okulunda, ilhamını, Antik Yunan ve Roma'dan değil, sıradan insanlar ve ev hallerinden alan yepyeni bir tarz doğacaktı.

Flaman sanatçılar ışık kullanımı ve perspektif konularında kendi kavrayış ve bakış açılarına göre çalıştılar. Yağlıboyada yeni teknikler keşfettiler. Işık geçiren saydam ve saydam olmayan opak tabakaları birleştirerek, fırça darbelerinin görünürlüğünü yok edip, renklerin eşsiz bir yansımasını sağladılar.

Arnolfi'nin Düğünü gibi bazı eserlerinde, Van Eyck, sürrealizm ile gizli sembolizmi bir araya getirmiştir: Resimde görülen mum evlilikte Tanrı'nın varlığını ifade ederken, köpek figürü sadakati temsil eder.

Mimarlık yeni doruklara ulaşıyor

St. Pietro Bazilikası Roma şehrinin silüetinde bütün görkemiyle yükseliyor. Bazilika, 150 yılda 14 mimar tarafından tamamlandı. Ancak Rönesans Roması'nın göz kamaştıran parıltısını, Protestan reformcular hiç beğenmeyeceklerdi
St. Pietro Bazilikası Roma şehrinin silüetinde bütün görkemiyle yükseliyor. Bazilika, 150 yılda 14 mimar tarafından tamamlandı. Ancak Rönesans Roması'nın göz kamaştıran parıltısını, Protestan reformcular hiç beğenmeyeceklerdi

Klasik döneme ait sadelik ve düzen içinde var olan Rönesans saray ve kiliseleri, Antik Çağ Yunanistanı ve Roma mimarilerinin temelini oluşturan daire ve kare biçimlerinin kullanımını canlandırdı. Antikçağ mimarisine ait esintiler, Floransalı Brunelleschi'nin yapıtında ve XV. yüzyıl İtalyası'nda Rönensans stilinin bir numaralı mimarı Leon Battista Alberti'nin (1404-1472) yapıtlarında gelişti.

Rönesans dönemi mimarları, Eski Romalı Vitruvius'un Mimarlık Üzerine On Kitap adlı yapıtından esinleniyor ve Vitruvius'un önerdiği orantı kuramları, tüm boyutları insan ölçeğine indirgiyordu. Piero della Francesca, Michelangelo ve Raffaello da diğer birçok Rönesans sanatçısı gibi, en çok, mimarının sütun ve yuvarlak kemer gibi çeşitli öğeleri arasındaki uyumlu ilgilenmişlerdi.

Yepyeni fikirler: Erasmus

Deliliğe Övgü gibi yazılarında Erasmus, Kilise'nin otoritesine meydan okumak için basılı yayınlardan yararlanacaktı
Deliliğe Övgü gibi yazılarında Erasmus, Kilise'nin otoritesine meydan okumak için basılı yayınlardan yararlanacaktı

XIV. ve XV. yüzyılarda İtalya'da sanatla yaşanan yeniden doğuşla birlikte, bilim, düşünce ve eğitimin canlanmasında baş çeken düşünürlere, öğrettikleri beşeri bilimlerden (Studia humanitatis) alıntılayarak hümanistler denmiştir. Hollandalı Erasmus özgür iradeye önem veren ve insanların manevi konularda kendi kendilerine düşünmeleri gerektiğini öğreten bir tür hümanizmi destekledi.

Basılı sözcüğün gücü: Gutenberg

1450'lerde, Mainz şehrinden Johannes Gutenberg sayesinde hareketli harflerle baskı tekniğinin Avrupa'ya gelişi, politika ve dinde yeni kavramları Avrupa'nın her yerinde binlerce düşünen insan için ulaşılabilir hale getirdi. 1500'e gelindiğinde, 250 kadar Avrupa şehrinde baskı makineleri kurulmuştu. Cicero ve Platon gibi Antikçağ'dan kalma metinlerin basılı nüshaları klasiklere duyulan ilginin yeniden canlanmasına ve yayılmasına yol açtı. Bu klasik eserlerin Fransızca, Almanca ve İtalyanca'ya çevrilmesi onları Latince bilmeyen daha geniş bir okuyucu topluluğu için ulaşılır kıldığı gibi, bu dillerin de kültür hali gelmesini sağladı. Ulusal edebiyat kavramı artık çok yakındı.

Rönesans insanı: Leonardo da Vinci

Rönesans insanları kendilerini tek bir alana hapsetmemiştir. Leonardo da Vinci'nin her şeyi kapsayan dehası, onu bir numaralı Rönesans insanı yapmıştır. Geniş bir alana yayılan yeteneğinin kanıtları, anatomi ve optikten başlayarak botanik ve perspektife kadar pek çok konudaki gözlemleriyle tıka basa dolu 3500 kadar çizimi ve gözlemi içeren sayısız not, defterlerinde vardır.

Ressamlık ve matbaacılık: Albrecht Dürer

1470 dolaylarından başlayarak, basılı kitapları resmetmek için tahta kalıplar kullanılıyor ve birçok sanatçının yapıtı böylece daha geniş çapta izleyiciye ulaşmış oluyordu. Alman ressam Albrecht Dürer'in (1471-1528) sanatı, Alman basımcılığında altın çağı yarattı ve sanatçı kitaplar için sayısız ağaç baskı ve oyma baskı üretti.

Rönesans'ta sanat – İtalya'nın altın çağı yazımız burada son buldu. Benzer içerikler için: https://2ladd.com/k/sanat-edebiyat/