1756 Kalküta Kara Delik Olayı sonrası; Robert Clive, Plassey Savaşı

Bir imparatorluğun temelini oluşturan ticaret şirketi

1756 Kaltüka Kara Delik Olayı olarak bilinen İngilizlerin esir alınıp ölüme terk edilmesi olayını anlattığımız ilk yazıyı buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. Bu yazımızda İngilizlerin Kalküta'yı yeniden alma süreçlerini, Fransızların Hindistan'a verdiği desteği ve Doğu Hindistan Şirketi üzerine konuşacağız.

Kara Delik'te neler olduğunu kim anlattı?

Kalküta Kara Delik Olayı'nın en bilindik anlatımı, felaketi tam olarak ve birinci ağızdan anlatan tek kişiye, John Zephaniah Holwell'e dayanmaktadır. Holwell, Fort William'ın İrlanda doğumlu baş yargıcı ve İngiliz Doğu Hindistan Şirket'nin yönetim kurulu üyesiydi.

Holwell olaydan iki yıl sonra 1758'de Kara Delik'teki Ölümlerin Gerçek Hikayesi adını verdiği anılarını yayımladı. Burada Kara Delik'e atılan 146 kişiden ancak 26'sının hayatta kaldığını anlatıyordu. Aralarında Mills adlı bir yüzbaşının bulunduğu bazı subaylar onun anlattıklarını doğruladlar: "Geriye kalanların çoğu 144 kişi olarak Kara Delik'e tıkıldılar… bunların 120'den fazlası feci biçimde boğularak öldü."

Yıllar içinde bu anlatımlara karşı çıkanlar oldu. Tarihçiler bu kadar küçük bir alana 140 kişi insanı sığdırmanın olanaksız olduğunu öne sürdüler. Aynı zamanda hücrenin, Holwell'in sürekli saatine bakıp her saat başı neler olduğunu gözlemleyemeyeceği kadar karanlık ve sıkışık olması gerektiğini söylediler. Daha sonra Holwell'in zindana atılan tutsakların sayısını abarttığı iddia edildi. Hintli yazar Drijen Gupta 1959 tarihli bir araştırmasında Kara Delik'teki toplam tutsak sayısının yalnızca 64 olduğunu ve bunlarında 21'inin hayatta kaldığını tahmin etti.

Kaltüka neden saldırıya uğradı?

Robert Clive Nevab  Sirâcüddevle (Siraj ud-Daulah)'yi Plassey'de yendikten sonra Moğol General Mir Cafer'i kukla kral olarak atıyor
Robert Clive Nevab Sirâcüddevle (Siraj ud-Daulah)'yi Plassey'de yendikten sonra Moğol General Mir Cafer'i kukla kral olarak atıyor

Kalküta'daki ilk yerleşim 1690'da İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'nin kurduğu ticaret üssüydü. Çok geçmeden Bengal Körfezi'nden 145 km içeride, Hugli Irmağı'nın kıyısındaki bu stratejik noktadan pirinç, kaya tuzu, şeker ve Bengal ile Kuzey Hindistan'dan gelen dokumacılık ürünlerinin ihracatı yapılmaya başladı. Ticaret Kalküta'ya refah getirdi. Ancak kasaba büyüyüp önem kazanırken dikkatlerinin de odak noktası haline geldi.

1756'da Bengal nevabı, 24 yaşındaki Sirâcüddevle Doğu Hindistan Şirketi'nin kendisinden izin almadan Kalküta çevresindeki savunma hattını güçlendirdiğini duyunca küplere bindi. Şirket yetkilileri boş yere tahkimatın Nevab'a değil, bölgedeki Fransız güçlerine karşı olduğunu anlatmaya çalıştılar. 1668'de Hindistan'a gelen Fransızlar, XVIII. yüzyılın ortalarında artık oradaki İngiliz hakimiyetine kafa tutuyorlardı.

Fort Williams'taki garnizon yaptığı tahkimatı yıkmayı reddedince Nevab daha da kızdı. Ayrıca Kalküta'da mücevherler ve altından oluşan muazzam bir de hazine olduğuna inanıyordu ve bu serveti zorla almaya karar verdi. Önce Kalküta'nın 177 km kuzeyinde, Mürşidabad yakınlarındaki İngiliz fabrikasını ele geçirdi. Doğu Hindistan Şirketi'nin "her koşulda barış" teklifini gözardı edip, İngilizlere bir ders vermek kararlılığı içinde ordusuyla beraber Kalküta'ya yürüdü.

İngilizler Kalküta'yı nasıl geri aldılar?

Kalküta'nın kaybedilmesinden dört ay kadar sonra, Doğu Hindistan Şirketi'nin ordusunun komutanı Robert Clive şehri geri almak ve İngilizlerin bölgedeki hakimiyetini tekrar tesis etmek üzere yola çıktı. Kurtarma harekatı Kalküta'nın 1280 km güneybatısındaki Madras'tan başladı ve Ocak 1757'de şehri geri aldılar. Clive Nevab'dan İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'nin zararını karşılayacak bir tazminat istedi. Bunun yanı sıra şirket için güvence sağlamasını ve tahkimatı güçlendirmeye izin vermesini talep etti.

Ancak bunlar bile Clive'ı tatmin etmedi. Fransızların Hindistan'daki iddiaları doğrultusunda destek verdikleri Nevab'ı kesinlikle yenmek istiyordu. Savaş 22 Haziran 1757'de, Bengal'deki Plassey Köyü yakınlarında gerçekleşti. Clive 3250 askeriyle, Fransız topçularının desteğini de almış olan Nevab'ın 50.000 askerini püskürttü. Sirâcüddevle Mürşidabad'daki sarayına kaçtı ve anlatınlara göre orada banyodayken katledildi. Cesedi ertesi gün bir filin sırtında şehrin sokaklarında dolaştırıldı. Kesilmiş kafası bir mızrağın ucunda filin yanı sıra taşıyordu.

Clive neyi başardı?

Clive'ın Plassey'deki zaferi onu Bengal'in hakimi yaptı. Vali atandıktan sonra yaşlı General Mir Cafer'i eyaletin nevablığına getirdi. İkili Bengal ordusunu ve ekonomisini birlikte yönetmeye başladılar. Clive Şubet 1760'ta, şanının doruğunda İngiltere'ye döndüğünde Mir Cafer'in konumu sağlam görünüyordu.

Ancak dört yıl sonra durum tamamen değişmişti. İngiliz karşıtı Mir Kasım Mir Cafer'i devirmiş, sonra da Babürlü hükümdarı Şah II. Alem'le ve Ayodhya'nın Moğol valisiyle güç birliği yapmıştı. Böylece oluşturulan birliğin ordusu, hep birlikte Bihar eyaletindeki Baksar'da Doğu Hindistan Şirketi'nin ordusuna karşı çıktı.

22 Ekim 1764'teki Baksar Çarpışması Mir Kasım ve müttefiklerinin ağır yenilgisiyle sonuçlandı. Bu zafer, Plassey Çarpışması'ndan daha kesin bir şekilde Hindistan'ın en zengin eyaletleri olan Bengal ve Bihar'da İngiliz hakimiyetini tartışılmaz hale getirdi.

Bu arada, Clive Doğu Hindistan Şirketi'ndeki yaygın yolsuzluk ve ordunun itaatsizliği hakkındaki raporlardan rahatsız olup ikinci dönem için Bengal valiliği yapmayı kabul etti. Kendi hesaplarına ticaret yapan Doğu Hindistan Şirketi çalışanları, tüccarlar ve acentelerinden rüşvet ya da "armağan" kabul ediyorlardı. Clive İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'nin Bengal ve Bihar'a hükmetmeyi sürdürdüğü, ancak idareyle büro işlerinin Hintlilere ait olduğu için bir "ikili yönetim" sistemi kurdu.

Robert Clive Ocak 1767'de Kalküta'dan ayrıldığından kamu hizmetlerini düzeltmiş ve askeri disiplini sağlamıştı. Ancak Londra'da kendisini, tam da silmeye kararlı olduğunu beyan ettiği türden yolsuzluklarla suçlayan güçlü düşmanlar edinmişti. Clive 1773'te Parlamento'da kendini savundu, bir "koyun hırsızı gibi" sorgulandığından yakındı. İsmini temize çıkardı, ancak daha sonra, daha 49 yaşında (sağlığı iyi değildi, karamsardı ve afyon bağımlısıydı) Londra'da evinde intihar etti.

Fırsatlar diyarı Hindistan

Hindistan'daki İngiliz hakimiyetinin temelleri, XVI. yüzyılda Portekizliler tarafından başlatılan Doğu Hindistan baharat ticaretinden pay almak üzere 1600'de Londra'da kurulan bir şirket tarafından atıldı. Şirketin ticari ve siyasi gücü artarken, şirket Hindistan'ın büyük bölümünü yönetmeye başladı ve pek çok yöneticisine büyük karların yanı sıra bazen de rahat bir yaşam sürdü.

Doğu Hindistan Şirketi'nin çalışanları düşük maaşlarına rağmen kişisel servet edinebiliyorlardı. Zenginliğin cazibesi pek çok genç adamın geleceği Doğu'da görmesine yol açıyordu. Bunlardan biri olan Alastair Dalrymple isimli 17 yaşındaki bir İskoç genci 1752'de şirkete katıldı. Şöyle yazıyordu: "Vali olabilirim. Olamasam da, beni bir centilmen gibi yaşatacak bir servet edinebilirim."