Kategoriler
Tarih & Kültür

Avrupa'nın asla sömürgeleştirmeyi başaramadığı Asya ülkeleri

Abone Ol 

Avrupa bazı Asya ülkelerini asla sömürgesi haline getirmedi. 16. ve 20. yüzyıllar arasında çeşitli Avrupa ülkeleri dünyayı fethetmek ve tüm servetlerin sahibi olmak için kararlı bir şekilde yola çıktı. Kuzey ve Güney Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda, Afrika ve Asya'daki toprakları kolonileri olarak ele geçirdiler. Ancak bazı ülkeler ya engebeli arazi ya da verdikleri şiddetli mücadele, yetenekli diplomasi veya cazip kaynakları olmaması nedeniyle sömürge haline gelmekten kurtuldular. Öyleyse hangi Asya ülkeleri Avrupalıların kolonisi olmamıştır?

Avrupa'nın asla sömürgesi yapamadığı Asya ülkeleri

Bu soru basit görünebilir, ancak cevabı oldukça karmaşık. Birçok Asya bölgesi doğrudan Avrupalı ​​güçlerin sömürgesi olmadı ancak yine de batılı güçlerin hâkimiyeti altında kaldı. İşte kabaca en özerk ülkelerden en az özerk ülkelere kadar kolonileşmemiş Asya ülkeleri:

Sömürge olmamış Asya Ülkeleri

  • Japonya: Batının saldırı tehdidiyle karşı karşıya olan Tokugava Japonyası bu duruma sosyal ve siyasal yapıların tamamen devrime uğradığı 1868 Meiji Restorasyonu'nu başlatarak yanıt verdi. 1895'e kadar, eski Doğu Asya'nın büyük gücü olan Çing Çin'ini Birinci Çin-Japon Savaşı'nda yendiler. Meiji yönetimindeki Japonya, 1905'te Rus-Japon Savaşı'nı kazandığında hem Rusya'yı hem de diğer Avrupalı ​​güçleri bir süre susturdu. Japonya daha sonra Kore ve Mançurya'yı kendine kattı ve II. Dünya Savaşı'nda Asya'nın çoğunu ele geçirdi. Kolonileşmek bir yana Japonya kendi başına emperyal bir güç haline geldi.
  • Siam (Tayland): Ondokuzuncu yüzyılın sonlarında Siam Krallığı, doğuda Fransız Çinhindi (şimdiki Vietnam, Kamboçya ve Laos) ile Batı'da Britanya Birmanyası (şimdi Myanmar) arasında rahatsız edici bir pozisyonda bulunuyordu. V. Rama olarak da anılan Büyük Siyam Kralı Chulalongkorn (1868 – 1910'da hüküm sürdü), hem Fransızları hem de İngilizleri usta bir diplomasi ile savuşturmayı başardı. Birçok Avrupa adetini benimsemiş ve Avrupa teknolojilerine yoğun şekilde ilgi duymuştur. Ayrıca İngilizleri ve Fransızları birbirine düşürerek Siam'ın topraklarını ve bağımsızlığını büyük ölçüde korudu.
  • Osmanlı İmparatorluğu (Türkiye): Osmanlı İmparatorluğu, herhangi bir Avrupalı ​​gücün basitçe onu kendine katabilmesi için fazla büyük, güçlü ve karmaşıktı. Bununla birlikte on dokuzuncu yüzyılın sonları ve yirminci yüzyılın başlarında Avrupa güçleri Osmanlı'nın kuzey Afrika ve güneydoğu Avrupa'daki topraklarını doğrudan ele geçirerek ya da yerel bağımsızlık hareketlerini teşvik ederek ülkeyi yıprattı. Kırım Savaşı'ndan başlayarak (1853-56), Osmanlı hükümeti veya Bab-ı Ali, operasyonlarını finanse etmek için Avrupa bankalarından borç para almak zorunda kaldı. Londra ve Paris merkezli bankalardan borçla aldığı parayı geri ödeyemediğinde, bankalar Osmanlı'nın gelir sistemini kontrol altına alarak hükümetin egemenliğini ciddi şekilde yıprattı. Yabancılar Osmanlı'daki demiryolu, liman ve altyapı projelerinde büyük kontrole sahipti ve bu durum imparatorluğun aşınmasını hızlandırdı. Osmanlı İmparatorluğu, I. Dünya Savaşı'ndan sonra yıkılana dek özerk kalmaya devam etti, ancak yabancı bankalar ve yatırımcılar ülke üzerindeki güçlerini sonuna kadar kullandılar.
  • Çin: Osmanlı İmparatorluğu gibi, Çing Çini de herhangi bir Avrupa gücünün basitçe ele geçiremeyeceği kadar büyüktü. İngiltere ve Fransa bunun yerine ülkeye ticaret yoluyla ayak bastı. Bu hareketleri Birinci ve İkinci Afyon Savaşı'na yol açtı. Sömürgeciler bu savaşların ardından anlaşmalar üzerinden büyük tavizler kazandı ve Rusya, İtalya, ABD ve Japonya gibi diğer güçlerin de ulus üzerinde benzer statü talep etmelerine neden oldu. Koloniciler kıyı Çin'i "etki alanları"na böldü ve Çing Hanedanı'nın bağımsızlığının büyük bir kısmını kopardı. Bunlar olurken Japonya 1931'de Çing anavatanı Mançurya'yı kendine ekledi.
  • Afganistan: Hem Büyük Britanya hem de Rusya, Orta Asya'daki yeni toprak ve nüfuz çekişmesi olan "Büyük Oyun"un bir parçası olarak Afganistan'ı ele geçirmeyi istiyordu. Ne var ki kolay lokma olmadılar; ABD diplomatı ve siyasisi Zbigniew Brzezinski'nin (1928–2017) bir keresinde söylediği meşhur sözü gibi Afganlar "ülkelerinde silahları olan yabancılardan hoşlanmıyorlar". Bu insanlar Birinci İngiliz-Afgan Savaşı'nda (1839-1842) bütün bir İngiliz ordusunu katlettiler veya ele geçirdiler, yalnızca bir ordu doktoru hikayeyi anlatmak için Hindistan'a dönebildi. İkinci İngiliz-Afgan Savaşı'nda (1878–1880), İngiltere biraz daha iyi idare etti. Yeni yerleştirilmiş lider Emir Abdurrahman'dan (1880-1901) Afganistan'ın dış ilişkilerini kontrol etme hakkını elde etti ve onu içişlerinde serbest bıraktı. Bu anlaşma Afganistan'ı aşağı yukarı bağımsız bırakırken İngiliz Hindistan'ını Rus genişlemeciliğine karşı korudu.
  • Pers (İran): İngilizler ve Ruslar Afganistan gibi Persler'i de Büyük Oyun'da önemli bir parça olarak görüyordu. 19. yüzyıl boyunca Rusya, Kafkasya'daki kuzey Pers topraklarına ve şimdinin Türkmenistan'ına göz koydu. Britanya Hindistan'ının bir kısmını sınırlayan (şimdi Pakistan) doğudaki Pers Belucistan bölgesi İngiltere'ye geçti. 1907'de imzalanan Britanya-Rusya Antantı ile Belucistan'da bir İngiliz sömürgesi kulurken, Rusya Perslerin kuzey yarısından çoğunu kendi kolonisi yaptı. Osmanlılar gibi, Pers'in Kaçar yöneticileri de demiryolları ve diğer altyapı iyileştirmeleri gibi projeler için Avrupa bankalarından borç aldı ve geri ödeyemedi. İngiltere ve Rusya, İran hükümetine danışmadan, borçlarını itfa etmek için İran gümrüklerinden, balıkçılığından ve diğer sanayilerinden elde ettikleri geliri bölüşmeyi kabul etti. Persler hiçbir zaman resmi bir sömürge olmadı ancak gelir akışının ve bölgelerinin çoğunun kontrolünü geçici olarak kaybetti – bunun acısını günümüzde de çekmektedir.
İLGİLİ:  The Division Asya'daki PS Plus abonelerine ücretsiz

Tümüyle olmasa da kısmen Avrupa sömürgesi yapılmış Asya ülkeleri

Diğer başka Asya ülkeleri de Avrupalı ​​güçlerin resmi sömürgeleştirme çabalarından başarıyla sıyrıldı:

  • Nepal, topraklarının yaklaşık üçte birini 1814-1816 İngiliz-Nepal Savaşı'nda (Gurka Savaşı da denir) daha büyük ordulu İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'ne kaybetti. Ancak, Gurkalar çok iyi savaştı ve topraklar o kadar zorluydu ki, İngilizler Nepal'i İngiliz Hindistanı'na tampon devlet olması için yalnız bırakmaya karar verdi. İngilizler daha sonra Gurkaları sömürge ordularına asker almaya başladı.
  • Butan, başka bir Himalaya krallığıydı ve İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'nin işgaline maruz kaldı, ancak egemenliğini korumayı başardı. İngilizler 1772'den 1774'e kadar Butan'a asker gönderdiler ve bazı bölgeleri ele geçirdiler. Barış antlaşması gereği beş at ve Butan topraklarında kerestecilik hakkı karşılığında işgalden vazgeçtiler. İngilizler, Hindistan'dan ayrıldıkları 1947'ye kadar düzenli olarak Buton sınırlarını aşmalarına rağmen hiçbir zaman Butan'ın egemenliğini tehdit etmediler.
  • Kore 1895 yılında Çin tarafından Birinci Çin-Japon Savaşı'ndan sonra ele geçirilinceye dek Çing Hanedanı'nın koruması altında bulunan bir devletti. Japonya, 1910'da Kore'yi resmen sömürgeleştirdi ve Avrupa güçleri için ülkenin kapılarını kapattı.
  • Moğolistan da Çing'e haraç vermekteydi. Son İmparator 1911'de düştükten sonra Moğolistan bir süre bağımsız kaldı ancak 1924'ten 1992'ye kadar Sovyet hakimiyetine girerek Moğolistan Halk Cumhuriyeti adını aldı.
  • Osmanlı İmparatorluğu giderek zayıflayıp yıkılırken Ortadoğu'daki toprakları İngiliz veya Fransız mandaları haline geldi. Topraklar sözde özerkti ve yerel yöneticileri vardı ancak askeri savunma ve dış ilişkilerde Avrupa güçlerine bağlıydı. Bahreyn ve şimdinin Birleşik Arap Emirlikleri 1853'de İngiliz mandası oldu. Umman 1892'de, Kuveyt 1899'da ve Katar 1916'da onlara katıldı. 1918'de, Milletler Cemiyeti Irak, Filistin ve Transürdün (Mavera-i Ürdün) hamiliğini Britanya'ya verdi. Fransa ise Suriye ve Lübnan üzerinde benzer güçlere sahip oldu. Bu bölgelerin hiçbiri resmi olarak sömürge değildi ancak egemen millet olmaktan da uzaktılar.