in

Brezilya: Tarihi, ekonomisi, dili, dini ve etnik yapısı

brezilya

Resmi adıyla Brezilya Federatif Cumhuriyeti olarak bilinen Brezilya, yüzölçümüyle (Türkiye'nin 10 katından büyük) bulunduğu Güney Amerika kıtasının yarısını kaplar. Bu nedenle dünyanın en büyük ülkeleri arasında beşinci sırada. Brezilya, 7.400 km'lik kıyı şeridi boyunca Atlantik Okyanusu ile karşı karşıyadır. Şili ve Ekvador hariç, her Güney Amerika ülkesiyle (özellikle güneyde Uruguay) toplam 15.700 km'den fazla iç sınırı bulunuyor. Ülke güneybatıda Arjantin, Paraguay ve Bolivya; batıda Peru; kuzeybatıda Kolombiya; kuzeyde Venezuela, Guyana, Surinam ve Fransız Guyanası ile komşu.

Temel bilgileri

  • Resmi adı: Brezilya Federatif Cumhuriyeti
  • Başkenti: Brasília
  • Nüfusu: 211.049.750 (2019)
  • Resmi dil: Portekizce (Brezilya Portekizcesi)
  • Para birimi: Real (BRL)
  • GSMH: 8,921$ (2018)
  • Ortalama ömür: 75.7 yıl
  • Yönetim şekli: Çok partili federal cumhuriyet
  • İklim: Tropikal
  • Yüzölçümü: 8.511.000 km²
  • En yüksek noktası: Neblina Doruğu (2.995 metre)
  • İlginç bilgi: Brezilya'nın adı brazilwood adlı ağaçtan gelir, ülke üç zaman diliminde yer alır ve Amazon yağmur ormanlarının %60'ı Brezilya'dadır.
brezilya bayrağı
Brezilya bayrağında yeşil, ormanlarını, sarı karo ülkenin altın zenginliğini ve beş köşeli yıldızların her biri bir eyaleti ve Federal Bölge'yi simgeliyor. Beyaz şeritteki ORDEM E PROGRESSO "Düzen ve İlerleme" demektir.

Brezilya, sulak alanlar, savanlar, platolar ve alçak dağlar da dahil olmak üzere çok çeşitli tropikal ve subtropikal manzaralara sahip. Ülke kuzeyden güneye ve doğudan batıya yaklaşık 4.350 km uzanmakta. Brezilya, dünyanın en büyük nehir sistemine ve dünyanın en geniş bakir yağmur ormanına sahip olan Amazon Nehri havzasının çoğunu kapsıyor. Ülkede çöl, yüksek dağ veya kutup ortamı yok.

Brezilya, dünyadaki en yüksek nüfuslu beşinci ülke ve Latin Amerika nüfusunun üçte birini oluşturuyor. Brezilya sakinlerinin çoğu doğu sahilinde yoğunlaşmıştır, ancak başkent Brasília epey iç kısımda ve artan sayıda göçmen iç topraklara doğru hareket ediyor. Rio de Janeiro, dünyanın birçok yerinde Brezilya'nın önde gelen simgesi olmaya devam ediyor. Ülkenin gelişen şehirleri, devasa hidroelektrik ve endüstriyel kompleksleri, madenleri ve verimli tarım arazileri var; bu da onu dünyanın en önemli ekonomilerinden biri haline getiriyor. Bununla birlikte, Brezilya yüksek sosyal eşitsizlik, çevresel bozulma, aralıklı mali krizler ve bazen tıkanmış bir siyasi sistemle mücadele ediyor.

Brezilya, Amerika kıtasında benzersiz bir özelliğe sahip; Portekiz'den bağımsızlığını takiben, bölgedeki diğer İngiliz ve İspanyol kolonileri gibi ayrı ülkelere bölünmek yerine aradan geçen yüzyıllar içinde çeşitli hükümet biçimleriyle kimlik bütünlüğünü korudu. Bu hegemonya nedeniyle Portekizce, Amazon havzasının uzak bölgelerinde yaşayan Brezilya'nın yerli Kızılderilileri dışında ülke genelinde tek dildir. Brezilyalılar 21. yüzyılın başlarında yapılan, Portekizlerin ilk temasının 500. yıldönümünü kutlamalar ve itirazlar eşliğinde karşıladılar.

Brezilya iklimi

Brezilya nemli tropikal ve astropikal bir iklime sahip. Ülkenin çoğu yeri yağışlı ancak tamamı değil. Kuzeydoğu tarafında, Natal şehrinden Sao Luis ile Bahia şehirleri arasındaki kıyıya kadar kurak bir iklim hakim. Bu bölge yılda sadece 375–750 mm yağış alıyor. Brezilya'nın diğer çoğu yeri yılda 1,000–1,800 mm yağış alır. Bununla beraber Amazon havzasının bazı kısımlarında ve Serra do Mar sıradağlarının denize bakan ağzında yağış genellikle çok daha ağırlaşıyor.

Yaz sıcaklıkları Brezilya genelinde büyük ölçüde eşit. Ocak ayında ovaların çoğu ortalama 26°C'. En yüksek sıcaklıklar kuzeydoğu bölgesinde. Burası ortalama 29°C ve gündüz sıcaklıklar 38°C'yi geçiyor. Bununla birlikte düşük nem sıcaklığın Rio de Janeiro'dan daha az hissedilmesini sağlıyor. Mayıs-Ekim arası görülen kış ayında Sao Paulo'nun kuzey ucuna dek ısılar sıfırın altına iner ve kısa süren bir kar yağışı başlar. Amazon ovalarının görüntüsü kış ve yaz ayları arasında farksızdır.

İLGİLİ:  Altın aslan maymunu (Tamarin) hakkında bilgiler

Bitki ve hayvan hayatı

Doğu kıyılarına hakim olmuş Parana çamları gibi bir zamanların bereketli ormanları bugün yok edildi. Bununla beraber ekosistemler de tahrip olmuş durumda. Maymunlar, papağanlar ve bir zamanlar Brezilya'nın manzarasını süslemiş diğer yaban hayatı canlıları artık sadece hayvanat bahçelerinde veya orijinal florayı desteklemeye yetecek kadar küçük ormanlık alanlarda yaşıyor. Tuz fabrikaları, yat limanları ve devremülkler bir zamanlar su kuşları ve timsahlarla dolu eski kıyıların ve bataklıkların yerini aldı. Brezilya'nın Kuzeydoğudaki yarı kurak savanları artık Afrika kadar zengin hayvan topluluklarını barındırmıyor. Bir zamanlar manzaraya hakim olan jaguar ve oselo (küçük jaguar kedisi) aşırı avlanmadan dolayı yok olmak üzere.

Kızılderililerin "beyaz orman" anlamına gelen caatinga dediği çöl bitkisi Brezilya'ya özgü. Bunun dışında Brezilya'nın agreste denilen endemik ormanları São Francisco Nehri'nde oldukça yaygın. Bu bölgedeki dikenli ağaçlar 30 metre yüksekliğe ulaşır ve deri kıyafetli vaquero'lar (kovboylar) dahi buradan geçemez. Pantanal bölgesindeki su yolları gelişmiş flora ve faunaların oluşmasını sağlamıştır. En büyüklerini altı insanın taşıdığı dev pirarucu balığı buna bir örnek. Su kuşlarından aynak, balıkçıllar, ördekler ve göçmen kazlar dikkati çeker. Sayısız kertenkele ve yılanın yanında armadillo ve karıncayiyen Brezilya'nın yerli memeleri arasında. Nandugiller ve kariyama (roadrunner) boyları 2 metreye ulaşan kuşlar olarak öne çıkıyor.

Brezilya'da Amazon ormanları

Amazon yağmur ormanları Dünya'da en çok bitki ve hayvan çeşitliliği barındıran yer. Amazon ormanının bir dönümünde 250'den fazla ağaç türü bulunabiliyor (Dünya'nın çoğu yerinde bir düzineyi geçmez). En yüksekleri 45 – 60 metreye ulaşan ağaçlardan dolayı Güneş ışığının yalnızca yüzde 10 kadarı Amazon ormanı zeminine düşüyor. Yüzlerce kuş türünün yaşadığı Amazon Nehri'nde anakonda, boa yılanı ve kapibara gibi türler var. Amazon ayrıca, büyüdüklerinde 70 kg'a ulaşan dünyanın en büyük tatlı su kaplumbağası sarı boyunlu Podocnemis'e ev sahipliği yapıyor.

Brezilya'nın etnik yapısı

Brezilya uzun zamanlardan beri çok çeşitli kültürlerin birleştiği bir yer oldu. Yabancı evlilik yapmaya Avrupalılardan daha sıcak baktıklarından karışık etnik kökenlere sahip insanlar ülkede giderek daha büyük bir kesimi oluşturdu. Nüfusun yaklaşık yarısı Avrupa kökenli Brezilyalılardır. Beşte ikisinden fazlası ise melez (mulato; Afrika ve Avrupa soyundan karışık insanlar) ve mestizo (caboclo; Avrupa ve Kızılderili soyundan karışık insanlar) olarak biliniyor. Brezilya nüfusunun küçük bir kısmı tamamen Afrika veya Afro-Kızılderili soyundan gelmekte ve Asya kökenli insanların oranı onlardan da az.

Kızılderililer ise açık arayla büyük etnik grupların en küçüğü; ancak tüm Brezilyalıların üçte birinin ataları Kızılderililerdir. Ten rengi ve etnik köken Brezilya'daki sosyal etkileşimde rol oynuyor. Koyu ten rengi olan Brezilyalılar orantısız şekilde ülkenin en fakirleri. Buna karşın ırksal şiddet ve hoşgörüsüzlük ABD ve Avrupa'ya göre daha az. Kızılderililer Brezilya nüfusunda sayıca marjinal olsa da içlerinde 230 kadar farklı kültürel grup barındırıyorlar. Dünya'da en çok Afrikalı, Brezilya'da bulunur. Afrika müziği, dans, yemek ve dini uygulamaları bu nedenle Brezilya kültürünün ayrılmaz bir parçası haline geldi. Afrikalılar ülkeye 16. ve 19. yüzyıllar arasında köle ticareti yoluyla getirildi.

İLGİLİ:  Goiania olayı: Brezilya'da gerçekleşen radyoaktif kaza

Brezilya'da dil

Brezilya Portekizcesi, Brezilyalıların büyük çoğunluğunun ana dili ancak çok sayıda yabancı kelime ulusal sözlüğe girmiş durumda. Ülke Portekiz diliyle ilk kez 16. yüzyılda koloni haline geldiğinde tanıştı. Ancak bugün hem yazı hem de sözlü dilde iki dil arasında farklılıklar var. Öyle ki Brezilyalılar İspanyolca filmleri Portekiz yapımı filmlerden daha iyi anlarlar. İtalyanlar, Almanlar, Japonlar ve İspanyolca konuşan göçmenler Brezilya Portekizcesi'ne pek çok kelime getirdiler. Örneğin, İtalyanca "hoşçakal" demek olan ciao, tchau olarak dile girdi.

Brezilya’nın yerli halkları düzinelerce farklı dili konuşuyor. Brezilya dilinin Portekizce'den en çok ayrıldığı yerin Kızılderililerin dile kazandırdığı kelimeler olduğu söyleniyor. Brezilya yer adlarının birçoğu Tupi dil ailesinden gelen isimlerdir. Avrupalılar gelmeden önce Brezilya yerli halkları Tupi'yi konuşmaktaydı.

Brezilya'da din

Brezilya halkının yaklaşık üçte ikisi 1889'da cumhuriyetin ilan edilmesinden sonra resmi din olmayı bırakan Roma Katolikliği'ne inanıyor. Bağımsızlıktan sonra kilise ve devlet arasındaki yakın bağlar koptu ancak ülkeye Avrupa'dan gelen göçmenlerin de Katolik olması Hristiyanlığın bu mezhebinin yaygınlığını 19. ve 20. yy'da sağlamlaştırdı. Nüfusun geri kalanı ise köktendinci (aşırı radikaller) ve Pentekostal gruplar da dahil olmak üzere Protestandır. Evanjelik gruplar 1990'lardan itibaren Katoliklerden bazı üyeleri kazanarak hızlı destek topladı; Buna karşılık olaraksa Katolik gruplar bir dizi miting düzenleyerek yanıt verdi. Brezilya'da Doğu Ortodoksluğu, Budizm, Şinto, İslam ve diğer dinlere artan bir bağlılık var.

Ekonomisi

Brezilya, madencilik, tarım ve üretimde dünya devlerinden biri ve güçlü ve hızla büyüyen bir hizmet sektörüne sahip. Demir cevheri, kalay, boksit (alüminyum cevheri), manganez, altın, kuvars ve elmas ve diğer değerli taşlar da dahil olmak üzere birçok mineralin önde gelen üreticisi ve çok miktarda çelik, otomobil, elektronik ve tüketim malları ihraç ediyor. Brezilya dünyanın birincil kahve, portakal ve manyok (manioc) kaynağı ve önemli bir şeker, soya ve sığır eti üreticisi; Bununla birlikte Brezilya'da tarımın göreceli önemi giderek azalıyor. Bu değişim ülkenin 20. yüzyılın ortalarında mineral, endüstri ve hidroelektrik potansiyeline odaklanması ve kentleşmesiyle başladı. Özellikle São Paulo şehri, dünyanın en büyük sanayi ve ticaret merkezlerinden biri haline geldi.

Hükümet, 1990'larda dev madencilik ve nakliye konglomerası Rio Doce Valley Company dahil olmak üzere birkaç büyük çelik üreticisini, düzinelerce finans kuruluşunu, üreticiyi ve madencilik şirketini özelleştirdi. Hükümet ayrıca Petrobrás hisselerinin az bir kısmını özel yatırımcılara sattı ve petrol endüstrisini kısmen rekabete açtı. Bunu Petrobrás hisselerinin halka arzı izledi. Şirket 2010'da 70 milyar dolar toplayarak dünyanın en büyük halka arzına imza attı ancak hükümet çoğunluk mülkiyetini korudu.

21. yüzyılın başında Brezilya ekonomisi politik belirsizlikler nedeniyle ciddi sorunlar yaşadı. Enflasyon, finansal istikrarsızlık ve işsizlik asla değişmedi ve ülke çapında düzenli aralıklarla siyasi ve finansal skandallar patlak verdi. Ancak 2004 yılının ortalarına doğru enflasyon oranı düştü ve Brezilya ilk defa dolar yerine kendi para birimi cinsinden tahvil ihraç etti. Brezilya hala dünyanın en çarpık servet dağılımlarından birine sahip: Halkın yüzde 10'u ülke gelirinin yaklaşık yarısına sahipken, nüfusun yüzde 40'ını oluşturan en yoksul kesim bu gelirin onda birini oluşturuyor. Buna ek olarak, arazi mülkiyeti de sömürge dönemlerinde olduğu gibi büyük ölçüde düzensiz olmaya devam ediyor ve reform isteyen sosyal hareketler görülüyor.

İLGİLİ:  Dünya tarihi /1885–1889/ İlk otomobil, Eiffel Kulesi'nin açılışı, Brezilya'da Cumhuriyet

Brezilya'nın tarihi

Özellikle Amazon kasabaları Santarém ve Monte Alegre yakınında ve ülkenin diğer yerlerinde yapılan arkeolojik kazılar bölgedeki yerleşimin en az MÖ 9000'de başladığını gösterdi. Amazon ovalarında çiftçi, balıkçı, avcı ve toplayıcı topluluklar yaşarken, daha kuru savanlarda ve dağlık bölgelerde yalnız avcılar ve toplayıcılar vardı. 1500 yılında ilk Avrupalılar Güney Amerika'ya ayak bastığı sırada bölgede 2 milyon ila 6 milyon arasında yerli Kızılderili yaşıyordu.

Tupi dilini konuşan yerliler kıyı bölgelerinde yaşıyordu ve tropikal orman gruplarının en önemlileri arasındaydı. Portekizli kaşifler ilk olarak Tupi kabilesi ile karşılaştı ve onlarla yıllarca uğraştı. Tupiler, Brezilya kültürünün gelişiminde önemli bir etkiye sahip oldular. Ancak Portekizlilerin bölgeye hakim olmaya başlamasıyla Tupilere de sert muameleler uygulandı. Avrupalılar Brezilya kıyılarını ilk kez Karayip Denizi'nin haritasını çıkarmaya başladıklarında keşfettiler. İtalyan kaşif Amerigo Vespucci Brezilya kıyısına demirleyen ilk Avrupalı oldu. Kıyılardaki noktalara azizlerin isimlerini verdi. Portekizliler yerlilerle iki on yıl kadar o bölgeye özgü kızılağaç (brazilwood) ticareti yaptı.

Ancak Fransızlar, Portekizlilerin Güney Amerika üzerindeki hak iddialarını kabul etmedi ve boya veren bir ağaç türünü bölgeden Avrupa'ya taşımaya başladı. III. John yönetiminde (1521-57) Portekizlilerin Güney Amerika üzerindeki yarı pasif durumu sona erdi. 1533'te Brezilya'da bir hükümet kuruldu. Bugün Sao Paulo olarak bilinen şehir o zamanlar Sao Vicente adıyla kuruldu. 16. yüzyılın ortalarında şehirde 5000 kişi yaşıyordu. Başarı gösteren ikinci şehirlerden Pernambuco zamanla büyük şeker üreticisi haline geldi ve Yeni Dünya'dan Avrupa'ya şeker taşınmaya başladı.

Kral III. John, Brezilya'daki valileri birleştirdi ve merkezi bir yönetim kurdu. Bölgeye atadığı general Tome de Sousa 1549'da 214 yıl Brezilya'nın başkenti kalacak Salvador'u (Bahia) inşa etti. 1600'de Bahia ve Pernambuco'da 4000 Avrupalı yaşıyor ve bunun iki katından fazla da Afrikalı köle ve Kızılderili bulunuyordu. İsa'nın Askerleri olarak da bilinen Cizvitler (Jesuit) hem kolonicilerin moralini yükseltmeyi hem de Kızılderilileri Hristiyanlaştırmayı kendilerine görev bildiler. Hristiyan olan Kızılderililer için köyler kuruldu. Kızılderili kölelerin çoğu Portekizli kolonicilerindi ancak Cizvitler önemli bir iş gücünü yönetmeye başlamıştı.

İki taraf arasındaki sürtüşme krallığa taşındı. 1574'teki kraliyet kararnamesi Cizvitlere yerliler üzerinde tam kontrol verdi ve kolonicilere ise "meşru savaş" ile tutsak alınan yerlileri tutma hakkı tanındı. Cizvit misyoneri António Vieira 17. yüzyılda Amazon ovasında benzer bir çatışma yaşadı. Hristiyanlaştırma misyonu yerlileri köle olmaktan kurtardı ancak Avrupa'dan gelen ölümcül hastalıkların yayılmasına neden oldular. İşçilerin ölümüyle ilk Afrikalı köleler bölgeye getirildi. Güney Amerika'da hakimiyet isteyen Hollandalılar ve Fransızlar ile süren birkaç deniz savaşı ve çatışmanın ardından Portekiz, İspanya ile bir oldu. Varlıklı bir tarla sahibi olan João Fernandes Vieira başlattığı ayaklanma ile Brezilyalıların, Portekiz'in yardımı olmadan Hollandalıları 1654'te topraklardan kovmasını sağladı. Brezilya milliyetçiliğinin ilk tohumları ekilmiş oldu. Fransız Devrimi ile zayıflayan Portekiz, Brezilyalıların 1822'de gelecek bağımsızlığına ön ayak oldu.