İrlanda Patates Kıtlığı ve İrlanda'nın Amerika göçü

Günümüzdeki İrlanda’yı şekillendiren büyük facia

1800'lerin başlarında, İrlanda'nın yoksul ve hızla büyüyen kırsal nüfusu neredeyse tamamen bir mahsule bağımlı hale geldi. İrlandalı köylülerin İngiliz toprak ağaları tarafından baskıyla çalıştırıldığı küçük arazilerde, yalnızca patates yeterli bir gıda olma özelliğine sahipti.

Dolayısıyla ucuz patates tarımsal bir harikaydı, ancak tüm popülasyonun hayatını sürdürebilmesi için çok riskliydi.

Patates mahsulü almadaki belirli aralıklardaki başarısızlıklar 1700'lerde ve 1800'lerin başında İrlanda'yı rahatsız etmişti. 1840'ların ortalarında ise bir mantarın neden olduğu küflenme, tüm İrlanda'daki patates bitkilerine zarar verdi.

Dolayısıyla tüm patates mahsulünün birkaç yıl boyunca başarısız olması, benzeri görülmemiş bir felakete yol açtı. Hem İrlanda hem de Amerika sonsuza dek değişecekti.

İrlanda Patates Kıtlığı

İrlanda'da "Büyük Açlık" olarak bilinen İrlanda Patates Kıtlığı, İrlanda tarihinde bir dönüm noktasıydı. İrlanda toplumunu sonsuza dek değiştirdi. Bunu yaparken de en çarpıcı şekilde nüfusu büyük ölçüde azalttı.

1841'de İrlanda'nın nüfusu sekiz milyondan fazlaydı. 1840'ların sonunda en az bir milyonun açlık ve hastalıktan öldüğü ve kıtlık sırasında en az bir milyon kişinin göç ettiği tahmin edilmektedir.

Büyük Kıtlık, İrlanda'yı yöneten İngilizlere kızgınlığı artırdı. Bu kızgınlık İrlanda'da her zaman başarısızlıkla sonuçlanan milliyetçi hareketlerin güçlü ve yeni bir bileşeni olacak olan Amerika'da yaşayan sempatizan İrlandalı göçmenleri ortaya çıkardı.

Bilimsel nedenler

Büyük Kıtlığın botanik nedeni, ilk olarak 1845 Eylül ve Ekim aylarında patates bitkilerinin yapraklarında ortaya çıkan, rüzgarla yayılan, öldürücü bir mantardı (Phytophthora infestans). Hastalıklı bitkiler şok edici bir hızla solmuştu. Patates hasat için toplandığında, çürüdükleri fark edildi.

Zavallı çiftçiler, normalde saklayabilecekleri ve altı ay boyunca erzak olarak kullanabilecekleri patateslerden artık yararlanamayacaktı.

Modern patates çiftçileri, küfleri önlemek için bitkileri ilaçlıyorlar. Ancak 1840'larda, küfler henüz iyi anlaşılmadığı için ve asılsız teoriler ve söylentiler yayıldığı panik tüm ülkeyi sarmıştı.

Patates hasatının 1845'te başarısızlığı ertesi yıl ve 1847'de tekrarlandı.

Sosyal nedenler

1800'lü yılların başlarında, İrlanda nüfusunun büyük bir kısmı genellikle İngiliz toprak ağalarına borçlarını ödemek için yoksul kiracı çiftçileri olarak yaşıyordu. Kiralanan arazinin küçük bölgelerinde hayatta kalma ihtiyacı, çok sayıda insanın patates mahsulüne bağlı olduğu tehlikeli bir durum yarattı.

Tarihçiler uzun süredir İrlandalı köylülerin patateslere boyun eğmek zorunda kaldıklarını belirtmişlerdir. Oysa İrlanda'da diğer mahsullerin yetiştirildiği ve bu yiyeceklerin İngiltere ve diğer pazarlara ihraç edildiği biliniyor. Örneğin İrlanda'da yetiştirilen dana sığırları yalnızca İngiliz sofralarını süslüyordu.

İngiliz hükümetinin bakışı

İngiliz hükümetinin İrlanda'daki felakete tepkisi uzun süredir tartışmalara konu oluyor. Hükümet tarafından yardım çabalarına girişilse de bunlar büyük ölçüde etkisizdi. Daha modern yorumcular, 1840'lı yıllarda İngiltere'deki ekonomik doktrinin genel olarak yoksul insanların acı çekmesine bağlı olduğunu ve hükümet müdahalesinin gerekli olmadığını kabul ediyorlar.

İrlanda'daki felaketteki İngilizlerin kusuru meselesi, 1990'larda Büyük Kıtlığın 150. yıldönümünü kutlayan anma törenlerinde manşetlere taşındı. İngiltere Başbakanı Tony Blair, kıtlığın 150. yıldönümü anma törenleri sırasında İngiltere'nin rolünden pişman olduğunu belirtti. Fakat New York Times gazetesi o dönemde "Bay Blair'in ülkesi adına tam olarak bir özür dilemeyi tercih etmediğini" belirtiyordu.

Tahribat

Patates Kıtlığı sırasında açlık ve hastalıktan ölülerin kesin sayılarını belirlemek imkansız. Birçok kurban toplu mezarlara gömüldü, isimleri kaydedilmedi.

Kıtlık yıllarında en az yarım milyon İrlandalı kiracının tahliye edildiği tahmin edilmektedir.

Bazı yerlerde, özellikle İrlanda'nın batısında, tüm topluluklar tamamen dağılmıştı. Oralarda yaşayanlar ya öldü ya da topraklarını terk etmişti. Fakat büyük bölümü Amerika'da daha iyi bir yaşam aramayı seçti.

İrlanda'dan Amerika'ya göç

İrlanda'nın Amerika'ya göçü Büyük Kıtlık'tan on yıllar önce mütevazı bir hızda ilerliyordu. 1830'dan önce ABD'ye yılda sadece 5.000 İrlandalı göçmenin geldiği tahmin edilmektedir.

Büyük Kıtlık bu sayıları astronomik olarak artırdı. Kıtlık yıllarında belgelenen varışlar yarım milyonun üzerindedir. Birçoğunun belki de önce Kanada'ya inip Amerika Birleşik Devletleri'ne yürüdüğü düşünülürse belgelenmemiş oldukları varsayılmaktadır.

1850'de New York nüfusunun yüzde 26'sının İrlandalı olduğu söyleniyordu. 2 Nisan 1852'de New York Times'da "Ireland in America" başlıklı bir makale, devam eden göçleri şöyle aktardı:

Pazar günü son üç bin göçmen bu limana geldi. Pazartesi günü iki binden fazla kişi vardı. Salı günü beş binin üzerinde kişi geldi. Çarşamba günü bu sayı iki bini aştı. Böylece dört günde ilk kez on iki bin kişi Amerikan kıyılarına indi. Böylece, bu Devletin en büyük ve en gelişmekte olan köylerinden bazılarından daha büyük bir nüfus, doksan altı saat içinde New York'a eklenmiştir.

2 Nisan 1852 / New York Times

Yeni dünyada İrlandalılar

İrlanda'nın Birleşik Devletler'e akın etmesi, özellikle İrlandalıların siyasi nüfuzda bulunduğu ve belediye yönetimine dahil olduğu kent merkezlerinde, özellikle de polis ve itfaiyede derin bir etkiye sahipti. Amerikan İç Savaşında tüm alaylar, New York'un ünlü İrlanda Tugayı'ndaki askerler gibi İrlanda birliklerinden oluşuyordu.

1858'de New York'taki İrlanda toplumu, Amerika'da kalabileceklerinden artık emindiler. Siyasi açıdan güçlü bir göçmen olan Başpiskopos John Hughes tarafından yönetilen İrlandalılar New York'taki en büyük kiliseyi inşa etmeye başladı. Kiliseye Aziz Patrick Katedrali adını verdiler ve Aşağı Manhattan'da İrlanda'nın koruyucu azizi olarak da adlandırılan mütevazı bir katedralin yerini almışlardı. İnşaat, İç Savaş sırasında durduruldu, ancak muazzam katedral nihayet 1878'de bitti.

Büyük Kıtlıktan otuz yıl sonra, St.Patrick'in ikiz kuleleri New York şehrinin silüetine dahil olurken, Aşağı Manhattan'ın rıhtımlarına İrlandalılar gelmeye devam ediyordu.