Kategoriler
Tarih & Kültür

Japonya, II. Dünya Savaşı'nda ordusunu uyuşturucu parasıyla nasıl finanse etti?

1800'lerin sonlarından 1900'lerin ortalarına kadar, görkemli Japonya Pasifik'te bir imparatorluk inşa etmek için onlarca yıl sürecek bir girişim başlattı. Kore, Tayvan ve çevredeki çeşitli adaları aldıktan sonra, sıra Çin'e gelmişti. O dönemde 1920'lere gelindiğinde Çin iç savaşa doğru ilerliyordu. Çünkü ülkenin son imparatoru tahttan indirildikten sonra acı verici şekilde muhalif gruplar iktidarı almıştı.

Bilindiği gibi bir dış ülkede iktidarı sürdürmek, isyanların ve yükselen maliyetlerin etkisi ile her zaman karmaşıktır. O nedenle Japonya, ülkenin işgaline karşı olan direncini zayıflatmak için Çin'in eski düşmanlarından birine, afyon maddesine döndü ve kendi ordularını finanse etmek için kullandı.

Peki, Japonya Çin'de nasıl afyon imparatorluğu kurdu? Bu dev afyon girişimini çevreleyen sorular bugün de yanıtsız kalmaktadır.

Japonların Çin fethi ve uyuşturucu imparatorluğu

Japon birlikleri Eylül 1931'de Mançurya'nın Mukden kentine yürüdü.
Japon birlikleri Eylül 1931'de Mançurya'nın Mukden kentine yürüdü

1931'de İmparatorluk Ordusu Çin'in kuzeydoğusundaki Mançurya bölgesini ele geçirdi. Bu hamle Japonya’nın komşu ülkeyi fethinin resmi olarak başlaması demekti. Daha sonra Japonya önündeki birkaç yıl içinde Mançurya'dan güneye doğru Çin'in geri kalanına yönelik genişlemeye çabalarken, küçük çarpışmaların sayısı artmaya başladı.

Japonya 1937'de Çin'i tamamen işgal etti. II. Dünya Savaşı'nda Japonya, savaşı kaybedene kadar Pekin, Şanghay ve diğer büyük şehirleri ele geçirerek özgürlüklerini elinden aldı. Fakat Mançurya diğer kontrol edilen yerlerden daha uzun süre Japon kontrolünde kalacaktı.

Japonya Mançurya'da, çeşitli gaddarlıklar ile kontrol ettiği ve sömürdüğü kukla Manchukuo devletini kurdu. Japonya'nın kullandığı en önemli yöntem, Çinli kobayların bağımlı hale getirilmesiydi. Bunu şöyle yaptı: Japonya’nın askeri kaynaklar için nakit akışı sağlaması adına tasarlanmış bir afyon, morfin ve eroin endüstrisi oluşturmak.

Uluslararası hükümet bildirileri Japonya'nın bunu uzun zamandır Pasifik'in farklı bir yerinde yürüttüğünü gösteriyordu. Bir Amerikalı yetkili 1932'de “Japon ordusunun gittiği her yerde görülen uyuşturucu trafiğinin gösterdiği gibi Japonya batı medeniyeti ile savaşıyor." demiştir.

İLGİLİ:  Atom bombasının hikayesi: Manhattan Projesi

Japonya Çin'de, sivilleri uyuşturucu bağımlısı olarak aktif bir şekilde kullanmaya çalışan ve böylece uyumlu ve uysal bir kitlenin oluşturulmasına yönelik Halkla İlişkiler kampanyası yürüttü. Bu esnada, afyonlu ilaç endüstrisindeki kilit kişiler Japonya'nın İmparatorluk kabinesine atandı. Bu atamalar uyuşturucu ticaretini İmparator ile neredeyse eşit derecede önemli hale getirdi.

İmparatorluğun ulaştığı noktada eroin ve morfin satışından elde edilen muazzam kâr, Çin'in yıllık bütçesine eşitti ve Japonya bu kârları doğrudan askeri güçlerine aktarıyordu.

Japonya'nın acımasız kontrolünü sürdürmesine izin veren bu hedefli planların neredeyse hepsi afyon üzerine inşa edildi.

Çin'de afyonun karanlık tarihi

İşçiler Mançukuo'da afyon için haşhaş bitkileri hasat eder. Çiftçiler, afyon oluşturmak için gerekli olan katranı üretmek için birkaç gün boyunca çiçeklerden sap keserler.
İşçiler Mançukuo'da afyon üretmek için haşhaş bitkilerini hasat ediyor

Haşhaş bitkisi, hem afyonun hem de eroin ve morfin gibi diğer ayfonlu ilaçların temel bileşenidir. Haşhaş çiçeğinin tohumundaki öz işlendiğinde, güçlü bir ağrı kesici olarak kullanılabilir.

Aslında, afyon MÖ 3400'den beri ağrı kesici özellikleri nedeniyle yetiştirilmektedir. Çin'de hem tıbbi hem de eğlence amaçlı kullanımı yaklaşık MS 7. yüzyıla kadar uzanmaktadır.

Ancak İngiltere, 19. yüzyıl ortalarındaki Afyon Savaşları'nda bu uyuşturucuyu güçlü bir şekilde tüm Çin'e yaymayı başardı. Dolayısıyla, Afyon Savaşları sırasında Britanya Çin vatandaşlarının büyük bölümünü afyona bağımlı getirerek o bölgede "esir bir pazar" yaratmıştı.

Afyon, Çinli kumandanların ordularını finanse etmesinin ve 1920'lere kadar kendilerine sadık kalmalarının en popüler yolu olarak kullanıldı. Hatta, Mançurya’nın 1931 yılına kadar hükümdarı olan Zhang Xueliang'in kendisi de afyon bağımlısıydı. 1928'de afyonu bıraktıktan sonra sonra bile rejimini uyuşturucu parasıyla ayakta tuttu.

Ve Japonlar 1931'de Mançurya'yı işgal ettiğinde, kendi rejimlerini de uyuşturucu parasıyla desteklemeye yönelecekti.

Japonya’nın uyuşturucuyu kullanarak fethetme planı

Kenji Doihara, milyonlarca Çinli insanın afyon bağımlısı olmasındaki planın mimarı Japon general
Kenji Doihara, milyonlarca Çinli insanın afyon bağımlısı olmasındaki planın mimarı Japon general

General Kenji Doihara Japonlar arasında emperyalist sınıfa aitti. Bu sınıftan insanlar Çin topraklarını, tüm savaş zaferi hayallerini gerçekleştirebilecekleri bir yer olarak görüyorlardı. Doihara ayrıca, ''Japonya küçük Çinli çiftçileri afyon üretmeleri için sübvanse etmelidir" önermesini yapan kişiydi.

Afyon katranı daha sonra, Japonya'nın dev şirketi Mitsui'nin sahibi olduğu laboratuvarlarda yani Japon topraklarında ilaç olarak satılacak yüksek dereceli morfin ve eroine dönüştürülecekti. Fikir çabucak hayata geçirildi ​​ve 1937'de dünyadaki yasadışı afyonun yüzde 90'ı Japon laboratuvarlarında üretiliyordu.

İLGİLİ:  Robot otel garip ve ürkütücü bir atmosfere sahip

Ancak Doihara'nın bundan daha büyük yol haritası vardı.

Japon uyuşturucu endüstrisinin iki ana hedefi vardı. Birinci amaç Pasifik genişlemesi sürdürülürken bir imparatorluğu ayakta tutabilecek kadar büyük kazançlar elde etmek.

İkinci amaç, Çin halkının istila ve işgale direnme içgüdüsünü bitirmek, ''bir sonraki afyonunu kaybetme korkusuyla" isyan edemeyecek kadar bağımlı bir nüfus yaratmaktı.

Kapı kapı dolaşarak ellerindeki malları satmaya çalışan Doihara, Mitsui firmasına lüks bir marka olan afyon katkılı Golden Bat sigaraları ürettirdi. Bu sigaraları hiç şüphesiz sivillere ücretsiz dağıtacakları Mançukuo'ya gönderdiler.

İşverenler işçilerine “kırmızı haplarla” bile ödeme yaptılar. Bu haplar aslında Mitsui'nin ürettiği eroin takviyeleriydi.

Çok kısa zaman içinde Doihara bir bağımlı imparatorluğu yaratmıştı. Mesela, 1937'de Mançurya ve çevresindeki Japon kontrolündeki bölgeler 2,796,000 pound (1,271,000 kg) değerinde afyon üretirken, tüm dünya için yasal tıbbi ihtiyaç sadece 500,000 pound (225 kg).

Japon uyuşturucu imparatorluğunun sonu

Fabrika işçileri, Mançurya, Chang-Chun'daki bir sigara fabrikasında tütün yapraklarını ayırırken cerrahi maskeler takıyorlar
Fabrika işçileri, Mançurya, Chang-Chun'daki bir sigara fabrikasında tütün yapraklarını ayırırken cerrahi maskeler takıyorlar

Doihara, dağıtımı ve finansmanı yönetmesine yardımcı olması için, Japonya Maliye Bakanlığı'ndan sessiz, tarafsız bir memur olan Naoki Hoshino'yu Devlet Afyon Tekel Kurulu'na başkan olarak getirdi.

Hoshino’nun Mançukuo hükümetine yerleştirilmesi İmparator ile Çin halkını uyuşturucu ile imha etmek için bilinçli çaba arasındaki engelleri sildi. Bu büyük bir işti ve hükümetin kutsamaları vardı.

1941'e gelindiğinde, bir Japon afyon firması, Çin hükümetinin yıllık bütçesinin neredeyse tamamına eşit olarak 300 milyon yuan değerinde satış yaptı.

Bu karlar arttıkça Japonlar kendileriyle gurur duymaya başlamıştı. Bazı askeri liderler, birliklerine dağıtılan kitapçıklara şunları yazmıştı:

Uyuşturucu kullanmak Japonlar gibi üstün bir ırka uygun değildir. Sadece aşağı ırklar, Çinliler, Avrupalılar ve Doğu Hintliler gibi yok olmakta olan ırklar uyuşturucu kullanımına bağımlıdır. Bu yüzden hizmetkarımız olmaya mahkumlardır ve spnıuçta ortadan kaybolurlar.

Intoxicating Manchuria: Alcohol, Opium, and Culture in China's Northeast

Ancak bu görüş gerçekçi değildi. Çünkü Japon askerleri de savaş şokunu ve evden ve aileden ayrılma travmasını hafifletmek için kendi ürettikleri ilaçlarına güvenmeyi tercih ettiler.

İLGİLİ:  Dünyanın en pahalı ülkeleri ve daha ucuz alternatifleri

Ağır cezaları olmasına karşın, Japon askerleri eroini ve morfini yaygın bir şekilde kötüye kullandı. Japon İmparatorluk Ordusu'ndaki bağımlılık sorunu o kadar yaygındı ki, tüm hastaneler yalnızca bağımlı askerleri iyileştirmek için kullanılacaktı.

Ancak Japon askerleri bir nebze ölçülü kalsa bile, İmparatorluk Ordusu II. Dünya Savaşı'nı kaybediyordu ve ülkedeki uyuşturucu ağı yakında parçalanarak açığa çıkacaktı.

Japonya’nın uyuşturucu ağının çözülmemiş noktaları

Hastalar 1924'te afyon bağımlılarını tedavi etmek için kurulan Şangay hastanesinde oturuyorlar
Hastalar 1924'te afyon bağımlılarını tedavi etmek için kurulan Şangay hastanesinde oturuyorlar

II. Dünya Savaşı 1945'te Japonya'nın teslim olmasıyla bittikten ve Japonların fethettiği topraklarını kaybettikten sonra, galip Müttefik kuvvetleri Uzak Doğu Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi'ni kurdu. Yakalayarak yargıladıkları suçlular arasında Kenji Doihara ve Naoki Hoshino da vardı.

Doihara savaş suçlarından suçlu bulunarak ölüm cezasına çarptırıldı. 1948'de asıldı. Hoshino ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı ancak sadece 13 yıl hapis yattı. Serbest bırakıldıktan sonra, özel sektörde rahat bir kariyer yürüttü ve 1978'de 85 yaşında öldü.

İlginç olan bu suçların bir kısmı yargılamalarda açığa çıktıktan sonra bile, Japonya'nın rejimini afyon parasıyla ayakta tuttuğu gerçeği, tarihçiler gizli belgeleri ortaya çıkarana kadar tam olarak anlaşılmamıştı.

The Japan Times gazetesi muhabiri 2007 yılında, Tokyo Ulusal Diet Kütüphanesi'ndeki bir kayıtta, Japonya'nın Çin'deki uyuşturucu ağının hikayesini uluslararası bir kitleye anlatan 21 sayfalık bir belge buldu. Rapora göre, tek bir şirket sadece 1941'de 222 ton afyon satmıştı.

Japonya'nın ne kadar afyon sattığını, kaç milyon Çinli insanın bağımlı hale geldiğini ve öldüğünü ve İmparatorluk Ordusu'nun askeri kaynakları için ne kadar para kazandığını hala bilmiyoruz.

Bu konuda ne bir savaş tazminatı ödendi ne de bazı istisnalar dışında belirli bir cezalandırma olmadı. Japonya'nın yürüttüğü bu afyon uyuşturucu ağı II. Dünya Savaşı'nın yüzkaralarından biri oldu ancak o dönemde yaşanan zulüm dalgaları arasında dikkatlerden kaçtı.

Yazar Burcu Kara

Genellikle modern tarih, yakın tarih ve popüler bilim üstüne içerikler üretiyor. Özel ilgi alanları arasında Kuzey Afrika ve Güney Amerika'nın sömürge tarihi ve Avrupa'daki eski monarşiler yer alıyor.