Kategoriler
Yeryüzü & Tabiat

Palm yağı | Yapısı, önemi ve kullanım alanları

Palm (Hurma veya Palmiye yağı olarak da bilinir) yağının ne olduğunu bilmiyor olabilirsiniz. Ancak farkına varmadan, her gün bir şekilde ve hatta birden çok kez tüketiyor ya da kullanıyor olabilirsiniz. Süper market reyonlarında satılan dondurulmuş ve paketlenmiş ürünlerin yarısından çoğunun ara bileşen maddelerinden olan palm yağının kullanım alanları oldukça geniş. Hazır erişte, dondurma, hazır pizza, uzun ömürlü hazır ekmek, çikolata, hazır çorba gibi neredeyse elinizi attığınız her bir gıda ürününün içerisinde bulunur. Peki ya sadece gıda ürünlerinde mi bulunduğunu sanıyorsunuz, cevap hayır! Ruj, temizlik ürünleri, şampuan, deterjan ve işte en can alıcı bir diğer kullanım yeri de Biofuel (Biyoyakıt) araç yakıtlarının içerisinde bulunur.

Palm yağının gerçekleri

Dünya doğayı koruma vakfı (WWF) dünya genelinde elde ettiği veriler doğrultusunda gayet kolay anlaşılır bir grafik hazırladı. Kamunun bilgisine sunduğu bu bilgilere göre günümüzde birçok ülkede kamyonlar ve araçlar için ağırlıklı olarak biyoyakıt kullanılıyor. Bütün bu kullanım alanlarını toparladığımızda ve bu çılgın tüketimi rakamlar ile ifade ettiğimiz zaman karşımıza çıkan veri, 2017 yılında dünya genelinde 75.8 milyon ton palm yağının tüketildiğini ve bunun yıl bazlı tüketilen tüm bitkisel yağların üçte biri oranında olduğunu görüyoruz.

Palm yağının kolay bulunabilen bir ürün olması ve dünyanın büyüyen tüketiminin içinde talebin artması çevreci aktivistlerin büyük endişe duymasına sebep oluyor. Birleşik Devletler merkezli, Bilim Adamları Birliği (UCS), palm üretiminin yağmur ormanlarının yok olmasına sebep olduğunu açıkladılar. Açıklamaya göre daha fazla tarım alanı yaratmak adına Güneydoğu Asya'daki tropikal yağmur ormanlarının kesilmeye ve yakılmaya başlandığını ifade ediyorlar. Tahrip edilen bu ormanlarda palm yağının preslenerek çıkarıldığı meyveyi üreten hurma ağaçlarını yetiştiriliyorlar.

Gün geçtikçe palm yağına artan talep ile beraber yüzlerce hektar arazi yok oluyor. Bu tempo sürerse yakın zamanda yağmur ormanlarının ekosisteminin bozulmasına sebep olacak. Bu ekosistemin dünyamıza sunduğu hediye tartışılmayacak kadar büyük. Dünya üzerindeki yağmur ormanları kirlilikten dolayı atmosfere yayılan karbon miktarını emilim ile azaltır, oksijen miktarını artırmaya yardımcı olurlar. Bunun yanında yeryüzündeki su dolaşımına yardımcı oldukları gibi orangutanlar, gergedanlar ve filler gibi sayıları azalan hayvanlar için doğal habitat ortamını sağlarlar.

Palmiye yağı nedir?

Palmiye yağı, Afrika Kıtasına özgü olan palmiye ağacının meyvesinden üretilir. Yüzyıllar boyunca o bölgedeki insanların yemek alışkanlıları ve tıbbi ilaç üretimi için kullandıkları bir üründü. Bölge halkı palmiye ağaçlarından topladıkları meyveleri ezerek yağını çıkarır ve kullanırlardı. Afrika'nın küçük çiftçileri bu ağacı yağmur ormanlarının dağınık bölgelerine dikip karışık tarımsal çiftçilik sisteminin parçası olarak yetiştirdiler. Friends of the Earth derneğinin direktörü Jeff Conant'a göre, bu bölgede yaşayan yerli halkın ekonomik problemlerinden dolayı orman yıkımının önü açıldı. Bölge halkı sahip oldukları ve çoğunlukla yağmur ormanlarının içinde bulunan arazilerini terk etmek ve şehirlere gitmek zorunda kaldılar.

Palm yağının dünyaya yayılması

Batı Afrika bölgesinde doğan palm yağı üretimi fikri zaman ilerledikçe dünyanın büyük finansal fon kurumlarının ve global yatırım şirketlerinin dikkatini çekmeye başladı. Artık bu ürünün tüm gezegene yayılma zamanı gelmişti. Avrupalılar 1800'lerde palmiye yağını Güneydoğu Asya'ya getirdi ve sahip oldukları ya da yerli halktan uzun dönem işlemek için kiraladıkları tarlalarda yetiştirmeye başladılar. Ancak 1960'ların ortasına kadar büyük bir talep görmedi. İşin bu kısmında Dünya Bankası devreye girdi ve palm yağı üretimi için rapor hazırladı.

Sunulan bu rapora göre, palm yağı üretiminin ekonomik kalkınmaya teşvik edici olduğunu ve kırsalda yaşayan yoksul halk için büyük bir gelir kaynağı olacağını ifade etti. Bu açıklama arkasına Merkez Bankası palmiye ağacı ekimi için yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım desteği vereceğini açıkladı. Bu yatırımın neredeyse yarısı merkezi Endonezya'da olan ve günümüzde en büyük ham palm yağı üreticisi olan bir firmanın projesine fonlandı. Ve işin bu kısmından sonra 1960 ile 2000 yılları arasında palmiye yağı yetiştiriciliği artan talep ile beraber büyüdü ve neredeyse sekiz kat arttı. Yaşanan bu hızlı artış ile beraber palm yağı üreticiliği dünyadaki birçok tropikal bölgelere yayıldı ve yeni tarım alanları oluşturuldu. Günümüzde de bu süreç hala devam ediyor.

Jeff Conant, palmiye meyvesi üretimi için şu sözleri sarf etti: "Palmiye ağacı meyvesi ilk alınan mahsüllere göre daha verimli olacak şekilde geliştirildi ve melezlendi. Artık tek tip üretim yapılarak büyük monokültür tarlalardan daha verimli ürünler elde ediliyor". Bu açıklamalarına ticari açıdan da ufak bir dokunuş yapan Conant, diğer yağlı tohum mahsüllere göre, palmiye ağaçlarından elde edilen ürünün miktarının arazi başına düşen yağ miktarından çok daha fazla olduğunu ve kazançlı bir mahsül haline geldiğini ifade etti.

Zaman ilerledikçe palm yağının kullanım alanları gelişiyordu. Sıcaklık olarak yüksek bir erime noktası ve rafine bir tada sahip olmasından dolayı katı margarin olarak kullanılmaya başlandı. Bu sayede fırıncılık sektöründe önemli derecede talep gören ürünler arasında yerini aldı. 2000'li yılların ortalarında ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) yaptığı bir araştırmada kalp ve damar tıkanıklığı sonucu kalp krizi geçiren hastaların birçoğunun aşırı trans yağı tükettiğini açıkladı. FDA bu tür yağları listeleyerek kamunun bilgisine sundu. Bu açıklamadan sonra işlenmiş ürün üreticileri palm yağını trans yağı içeren yağlara alternatif olarak talep etmeye başladılar.

Katı margarinde palm yağı kullanılır

The New York Times Magazine'nin bir makalesine göre, ABD ve diğer batı ülkeleri 2000'lerin ortalarında karbonu ve küresel ısınma azaltmanın bir yolu olarak palm yağından üretilen biyoyakıt kullanımını teşvik etti. Bu makalede araçlarda kullanılan yakıtların karbon salınımına sebep olduğunu ve küresel ısınmayı tetiklediği için bu eski yakıt türü yerine yeni nesil biyoyakıt sistemine geçilmesi tavsiye ediliyordu.

Ancak bu iyi niyetli hareket geri tepti. Çünkü bu talebin hayata geçmesi için daha fazla palmiye yağı yetiştirilmesi gerekecek ve bunun için daha fazla ormanın temizlenmesi ve yakılması gerekecekti. Karbon salınımını azaltmak isterken, karbon düşmanı olan yağmur ormanlarını yok etmek mantık dışı bir fikirdi.

Palm yağ üreticileri palmiye ağaçlarının en verimli büyüdüğü bölge olarak yağmur ormanlarını işaret ediyor. Bu da ne yazık ki ormansızlaşma yolunda evrenimizi geri dönüşü olmayan bir yola sokuyor. Palm yağ üreticiliği başka sorunları da meydana getiriyor. Ekilen alanlarda bulunduğu toprağı yıpratarak 20 ila 35 yıl sonra neredeyse verimsiz hale getiriyor yani aynı araziyi tekrar restore edip kullanmak çok zor.

Palm yağı meyvesi taşıyan bir işçi

Palmiye yağı endüstrisi milyonlarca kişiye istihdam sağlıyordu. Ancak 2018 yılı ABD Çalışma Bakanlığı raporuna göre, palmiye tarlalarında çocuk işçilerin kullanımı gibi insan hakları ihlallerine neden olacak çalışma şartlarının olduğu öne sürüldü. Örneğin, Sierra dergisindeki Aralık 2018 makalesi, palmiye ağaçlarının ekimi için tarlalarda günde 16 saat çalıştırılan Guetemala'lı çalışanlar olduğunu açıklıyor ve palmiye yağı yetiştiriciliğinin artırılmasının gıda kıtlığına katkıda bulunduğunu öne sürüyor. Çünkü yerel çiftçilerin başka tür tarım ürünleri olan mısır, pirinç, buğday gibi ürünleri yetiştirmesi için elverişli olan tarım arazileri palmiye ağaçları için kullanılıyor.

Günümüzde tarım ürünleri için hem üretici hem de ulusal tedarikçi firmalar daha hassas davranarak sürdürülebilir tarımı teşvik ediyorlar. UTZ olarak bilinen sürdürebilir tarım sertifikasına sahip olan ürünleri teşvik etmek ve tedarik etmeye zorlamak geleceğimiz için daha zengin, yok olmayan topraklar ve sürdürülebilir ürünler elde etmemizin yolunu açacak. Bu durum palm yağ üreticileri için de geçerli. 2004 yılında palm yağı üreticileri birliği, nesli tükenmekte olan canlı türlerine yaşam alanı sağlayan ormanlarda ekim yapmamayı, böcek ilacı kullanımını azaltmayı, bir sonraki ekim için açık arazileri yakmaktan vazgeçeceklerini ve yerli işçilere daha adil davranmayı içeren bir dizi prensip oluşturdu.

Bunlara ek olarak uluslararası çalışma standartları ve yeni plantasyonlar geliştirilirken yerel topluluklar ile istişare yapacaklarını da bildirdiler. RSPO'nun web sitesine göre, küresel hurma yağı üretiminin yüzde 19'u artık sürdürülebilir olarak sertifikalandırıldı. WWF, palm yağı talep eden kurum ve şirketleri UTZ sertifikalı palmiye yağı kullanmaya teşvik ediyor.

Ancak Conant yaptığı yeni açıklamada ifade etti ki, "Sürdürülebilir tarımı teşvik etmenin yanı sıra, palmiye yağı yetiştiriciliğinin büyümesini durdurmak ve kendisine ayrılan arazi miktarını azaltmak çok önemli. Tüketiciler bu tür değişikliklerin yapılmasına yardımcı olabilir. ABD'de bazı ürünlerin üretimi için kullanılan palmiye yağının çoğunlukla hızlı atıştırmalık grubu ve kozmetik ürünlerin üretiminde kullanıldığını ifade ediyor. Bundan kaçınmanın en iyi yolu atıştırmalık gıdalar yememektir.”